Halime Özdemir, "Yoldan Mı Çıktınız" başlıklı köşe yazısını okuyucularına sundu.
Müslümanlar, bir mezarlıktan geçerken, bir dua sonunda, namaz kılanlar ise her rekatta Allah’a her gün şöyle dua ederler eğri büğrü bir yolda dahi olsalar bile: “Allah’ım! Bizi doğru yola ilet.” (Fâtiha 1/6) Ne kadar gönülden ne kadar sadece dilden ezbere bir duadır bilinmez. Fakat Ademoğulları gerçekten bu duada samimidirler mi o da bilinmez. Neden insan böyle bir dua eder acaba? Zaman zaman ama çoğu zaman doğru yoldan uzaklaştıklarını kendileri de bildikleri halde kabul edemediklerinden midir o da bilinmez… Çünkü insanın bizatihi kendisi kendisine en büyük kötülüğü yapmaktadır: Yoldan çıkmak… Peki ama insan neden ve nasıl yoldan çıkar? Veya doğru yoldan ayrıldığının farkında mıdır? Gelin bugün bu soruya cevap arayalım.
Dini literatürde yoldan çıkmış kimse için kullanılan kavramın karşılığı fâsıktır. Kelime sözlükte, “sınırı aşmak” anlamında iken terim olarak ise “haktan sapan, Allah’ın emirlerine itaatten ayrılan âsi mümin veya kâfir” anlamlarında kullanılır. En genel anlamı ile Allah’ın doğru yolundan ayrılan kimseler için bu kavram kullanılır. Sınırını bilmeyen, haddini hududunu çiğneyen kimseler, dini literatürde yoldan çıkmış olarak kabul edilir. Bu tanım, hem burada hem de zihnimizin bir köşesinde dursun. Belki bir gün lazım olur.
Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda hangi işleri yapanların yoldan çıktığına dair bilgi veren pek çok ayet karşımıza çıkar. Mesela onlardan bir tanesi; “Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık (yoldan çıkmış) kimselerin ta kendileridir.” (Haşr 59/19) Allah’ı unutmak? İnsan kendisini var edip dünyaya göndereni unutur mu? Çok da güzel unutur… Ah bu enaniyet, ah bu kibir! Allah’ı unutturur da farkına dahi varmaz insan… Allah’ı unutarak ömür tüketen herkes, yoldan çıkmış kabul edilir. Hayatımızda Allah nerede, hangi işimizde yolumuz O’na çıkıyor hangi işimizde ve sözümüzde yolumuz O’ndan uzaklaşıyor? Her gün yaptığımız ve yapmadığımız her eylemde, söylediğimiz ve söylemediğimiz her söylemde Allah aklımızda oluyor mu sahi?
Modern çağın insanında pek fazla olan bir özellik daha bizi yoldan çıkarıyormuş. Belki de yoldan çıkıldığı için geri dönüşü de olmuyor. Yüce Allah’ın şu ayeti bize bu gerçeği haber veriyor: “Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık. Gerçek şu ki, onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk.” (A’râf 7/102) Söz verme ve verdiği sözde durma… Bir mümine en çok yakışan sıfat değil midir sözünün eri olması? Zaten müminin tanımı, güvenilen kimse değil miydi? Sahi, kaç kişiye güveniyoruz şu gelip geçen koca dünyada?
Müminlerin doğru yolda olup olmamasında belirgin olan en önemli kriterlerden biri de Kur’an ayetlerine karşı tavrı ve duruşu. Ne diyordu Kitap’ta? “Rasûlüm! Elbette biz sana apaçık âyetler indirdik; yoldan çıkmış olanlardan başkası onları inkâr etmez.” (Bakara 2/99) Tavrımız ve davranışımız nasıl? Hiç düşündük mü Kur’an ayetlerine karşı tavrımızın bizim akıbetimizi nasıl etkileyeceğini? “Hiç akletmez misiniz?” diye mütemadiyen buyrulan dinin kitabında müminler özellikle kendilerini yani yapıp etmelerini hiç aklediyorlar mı acaba?
Bu Kur’an, okunup amel etmek için indirilmiştir. Hüküm, Kur’anî olmadıktan sonra hayatın anlamı ne olur ki? Ve kim Kur’an’a göre hükmetmezse akıbeti de berbat olacaktır. “… Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar fâsıkların tâ kendileridir.” (Mâide 5/47) Her bir konunun en ince detayına kadar bildirildiği kerim kitaba bakıyor muyuz günlük hayatımızda? Sahi, en son hangi işimizin hükmünü Kitaba göre verdik?
Yoldan çıkanların akıbeti pek de iç açıcı değil kitaptan anlaşıldığına göre. Hala nefes alıyorken bu akıbeti öğrenmek insanın kendisine çeki düzen vermesini sağlayabilir. Ya kalpler mühürlenip yola gelmenin önüne engel çekildi ise ne olur halimiz hiç düşündük mü? Hiç düşünmeyelim direkt olarak Rabbimizin buyruğuna kulak verelim.
Yoldan çıkıp günahın dibine vuranlara yüce Allah, “…Tadın bakalım, yalanlayıp durduğunuz o ateşin azâbını!” (Secde 32/20) diyecek ve yoldan çıkanlar ateşin içerisinden çıkmak isteseler de çıkamayacaklar. Ve yine insan yeryüzünde bütün zevkleri hoyratça tükettiği için ahirete eli boş varacak ve yoldan çıkıldığı için “alçaltıcı bir azapla” cezalandırılacak. (Ahkâf 46/20) ve bütün yolları gördüğü halde doğru yoldan fersah fersah kaçanlar, doğru yola asla ve asla tekrar ulaştırılmayacak. Ve onlar için bağışlanma asla gerçekleşmeyecek. (Münâfikûn 63/6)
Hal böyle iken siz kendinizin yolunun ne tarafa olduğunu düşünerek kendinizi (eylemleriniz ve söylemlerinizi) hiç hesaba çektiniz mi? Veya yoldan çıktınız da farkında mı değilsiniz?