Yunus Türkölmez, "Turizmin Tarihinden Notlar 2" başlıklı yazısını okurlarına sundu.
15. yy. ortalarında İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethiyle yeni bir dönemin başladığını kabul eden tarihçiler bu dönem Yeniçağ ismini vermişlerdir.
YENİ ÇAĞDA TURZM:
15.yy’da Avrupa’da, özellikle İtalya’da, Rönesansın da etkisiyle yeni bir dönem başlıyordu. Bu dönemde tanrıyı değil de insanı daha merkeze koyan ve kanunların düzenlenmesinde insan aklını esas alan yeni bir felsefi düşünce ve edebiyat akımı olarak Ümanizm (Hümanizm) doğuyordu.
Bu hareket dini değil seküler bir hareketti. Ahlak için dinin bir önkoşul olmadığını savunuyordu.
Bu gelişmelerin etkisiyle antik dönem eserlerine karşı yeniden bir ilgi uyanıyordu. Eski dönemlerin sanat ve felsefe anlayışları araştırılıyordu. Böylece binlerce insan Roma İmparatorluk dönemi eserlerini görmek ve ziyaret için gelip gitmeye başladı. Kendiliğinden bir turizm hareketi doğmuştu.
Rönesansın diğer Avrupa ülkelerine yayılmasıyla özellikle İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya’dan önce öğrenciler İtalya’daki sanat ve felsefe okullarına gelmeye başladılar, ardından da halktan kişiler.
Ardından Atina’daki Akropol ve Yunanistan’daki pek çok eser ziyaretçilerin akınına uğramaya başladı. Böylece turizm hareketi bir hayli hızlanmış ve yaygınlaşmış oldu.
Bu çağda yapılan yeni keşifler de turizmi hızlandırdı. Çünkü dünyanın diğer bölgelerindeki servetlerin zenginlini (yağmacılığın da etkisi ile) ve güzelliklerini haber veren çok sayıda eser yayınlanmaya başlamıştı.

YAKIN ÇAĞDA TURİZM:
Yeni çağda turizm hızlanmıştı ama ulaştırma vasıtalarının yetersizliği, yolların yeterince güvenli olmayışı ve yetersizliği, konaklama yerlerinin azlığı vb. sebeplerden dolayı pek fazla da gelişememişti.
Ama bu dönemde artık topyekûn bir kalkınma hamlesi seziliyordu. Özellikle 1789 Fransız ihtilalinin de etkisiyle monarşinin devrilmesiyle yeni fikirler gelişmeye başlıyordu. Zengin bir burjuva sınıfı doğuyordu. Parası bol bu insanlar, uzak yerlerde eğlenceler aramaya başladılar. Bu da turizmin gelişimine olumlu etki yaptı.
Teknolojik ilerleme çok hızlıydı. Buharlı trenler, gemiler ve daha sonra otomobil sanayisinin gelişmesi ile turizm hareketi iyice hızlandı. Bu yeni ulaşım araçları ile hem seyahat süreleri kısalmış hem konfor artmış hem de mali yönden orta halli insanların da seyahatlerine imkân tanınmış oluyordu.
1841 yılına gelindiğinde İngiliz Thomas Cook tarafından Avrupa’da turizm amaçlı ilk toplu seyahat organize edilir. Düzenlediği bir kongreye 570 kişilik bir grubu trenle getirmiştir.
1845 yılında böyle toplu seyahat eden turist grupları Belediye Bandoları ile ve top atışları eşliğinde karşılanmaya başlanmıştır. Bu yoğun ilgi üzerine Thomas Cook bir turizm teşkilatı kurmuştur. 1860 yılından itibaren de bu kuruluşunu Fransa, Almanya ve Hollanda’ya kadar genişletmiştir.
Bu gelişmelerden sonra artık Avrupa’da doğa turizmi başlamış ve Alplere seyahat en çok tercih edilenlerden olmaya başlamıştır. Bunun yanında nüfusun artması ve işçilerin gruplar halinde seyahatleri, çeşitli kentlerde açılan sergiler turizmi geliştirmiştir.
Birinci Dünya Savaşından sonra da turizm artmaya devam etmiştir. Şöyle ki bu dönemde harp sahalarını görme merakı başlamıştır. Tarih bilincinin artması ile tarihi alanları ve yerleri gezmek, çeşitli coğrafi güzellikleri görmek arzusu turizmin daha da artmasına sebep olmuştur.
Sonunda bu işe devletler de el atmaya başlamıştır. Çünkü turizm büyük gelir sağlıyordu. 1920’ler artık modern turizme doğru bir geçiş dönemidir. 1930’lardan sonra ise turistler Avrupa’da büyük gruplar halinde Akdeniz sahillerine doğru inmeye başlamıştır. Türkiye ise ancak bundan sonradır ki turizmin önemini biraz olsun anlamıştır.

Türkiye’de ise turizmin başlangıcı ve gelişmesi ayrı bir yazı konusudur ancak burada Turizm Bakanlığın kurulmasına kadar geçen süreci kısaca aktarmakta yarar vardır.
TURİZME TÜRKİYEDE RESMİ İLGİNİN TARİHİNDEN…
1934 yılında İktisat Vekaletinde Turizm Masası kurulur.
1939 yılında ise Ticaret Vekaletinde bir Turizm Dairesi kurulur.
1940 yılında bu görev Matbuat Müdürlüğüne verilir.
1943 yılında ise bu görev Basın ve Yayın Müdürlüğüne verilir.
1949 yılında bu kez Basın – Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğüne bağlanır.
Nihayet 1963 yılında Turizm ve Tanıtma Bakanlığı kurularak ilk defa esaslı olarak ülke gündemine girer.
Çünkü artık turizm kalabalık gruplar haline yapılmaya başlanmış ve bazı ülkeler bu işten çok iyi paralar kazanmaya başlamışlardı. Türkiye’ye de 1961 yılında 120.000 turist gelmiş ve 7,5 milyon dolar civarında bir döviz geliri sağlanmıştı.
****
Turizmden bu kadar bahsetmişken kavramsal olarak ve adı, kelime kökenleri üzerine de kısaca bilgi aktarmakta fayda vardır sanıyorum.
Turizm teriminin kökü Latince “Tornus” kelimesinden gelir. Manası dönme, hareket etme demektir.
Batı dillerinde “Tour” dairevi dönüş, eğlence maksadıyla geziye çıkma, görmediği yerleri görme hareketini ifade etmektedir.
Bir de “Touring” terimi vardır ki, bu da kültürel ve eğitim amaçlı, zevk için yapılan seyahatlere denir.
Bu suretle tur, bulunduğu yerden hareket edip -dolaşıp yine aynı yere gelmedir. İşte bu hareketi yapanlara TURİST, bu hareketin adına da TURİZM denilmiştir. Ancak Turizm terimi bütün dünya dillerinde neredeyse ortaktır.

1878 yılında “Turist” kelimesi, “merak ve işsizlik nedeniyle uzun yolculuk yapanlar” için kullanılmıştır. Bazı bilginler de eğlence için yapılan gezileri turizm tabiri ile anlatmışlardır.
“Turizm” terimini ilk olarak İngilizler kullanmaya başlamıştır. Almanlar ise 1918’den itibaren kullanmaya başlamışlardır. Almanlar turiste “Toruristisch” demişlerdir.
Turizm terimi bizim dilimize Cumhuriyet devrinde girmiştir. Son yıllarda turizmin tarifi şöyle yapılmaktadır.
“Turizm, para kazanma amacına dayanmayan, bir yerde daimî olarak bulunmamak kaydıyla, dış ikamet ve seyahatlerden doğan olay ve münasebetlerin bütünüdür.”
Daha geniş tanımıyla ise turizm; sayfiye, tebdili hava, tabiat güzelliklerini temaşa, ülkeler tanıma, tabiatın meçhullerini arama, tarihi anıtları gezme, tecessüs fikri, istirahat, hoş vakitle tatil geçirme, güneş ve denizden faydalanma, çeşitli gıda maddelerini yeme, tedavi olmak, kültür ve folklor faaliyetlerini görmek için yapılan toplu veya kişisel şekildeki faaliyetlerdir.
Ama bunların hepsi de bir yer değiştirme hareketidir.
Dostlukla.
Not: Bu yazı Turizmin Tarihi konusunda akademik ya da iddialı bir araştırma yazısı değildir. Sadece “okuduklarımdan notlar” serisi içerisinde zaman zaman kaleme aldığım yazılardandır. “Türkiye Turizm Rehberi ve Anıtları Tarihi” adlı eserden faydalanılarak yazılmıştır. Sadece küçük bazı dokunuşlarla konuya zenginlik katmaya çalışılmıştır.
#OkuduklarımdanNotlar
Enver Behnan Şapolyo (1900-1972): “Türkiye Turizm Rehberi ve Anıtlar Tarihi”. Kültür Kitabevi, 1971 İstanbul. Tarihçi, romancı ve araştırmacı olan yazar o yıllarda “Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu” Öğretim üyesidir.