Yunus Türkölmez, "Kendimi Çözemedim Ki…" başlıklı yazısını okurlarına sundu...

El yazısından insanı çözme konusunu işleyen bir yazı. Türkiye Newseek Dergisinin 19 Nisan 2009 tarihinde yayınlanan 25.sayısında yer almış (sayfa 60-62). Yazarı Tuğçe Köksal. Bugün kitaplığımda tarihten bir konu için kaynak ararken dergi tesadüfen önüme geldi. Şöyle bir göz gezdirirken bu ilginç yazıyı es geçemedim, yeniden okudum ve paylaşmak istedim. İşte ilginç tespitler:

1-Yazınız sola meyilliyse; içe dönük bir yapınız var ve karar alırken geçmişiniz belirleyici rol oynuyormuş!

2-Yazınız sağa meyilliyse; hassas, duygusal ve şefkatlisiniz demekmiş. Ve karar alırken sola meyillilerin tersine geleceğinizi dikkate alıyormuşsunuz!

3-Yazınız sağa sola meyilli değil de dik harflerden oluşuyorsa duygu ve mantığı dengeleyebilen bir yapıdaymışsınız!

4-Yazıdaki harf aralıklarınız sıkışıksa kendinizle barışık olduğunuz söylenemezmiş! Yani kavgalı…

5-Eğer, “d, h, l, f, t” gibi harflerin üst kısımlarını uzun ve ilmekli yapıyorsanız çok yüksek bir hayal gücünüz var demekmiş!

Kendimi Çözemedim Ki… (2)

6-Harflerin orta bölgesini geniş kullanıyorsunuz yaşanan ana duyarlı imişsiniz!

7-Eğer harflerin alt kısımlarını kısa ve dar yapıyorsanız enerjinizi yeterince kullanamıyor muşsunuz!

8-Satırlarınız aşağıya doğru kayıyorsa kötümser ve depresif, yukarıya doğru ise iyimser ve motivasyonunuz yüksek imiş!

9-Kelimeler arasındaki boşlukları dar bırakıyorsanız, diğer insanlarla aranızdaki mesafeyi ayarlamakta zorluk çekiyormuşsunuz.

10-Kelimeler arasındaki boşlukları geniş bırakıyorsanız, insanlara mesafeli ve özgürlüğünüze düşkün bir yapıdaymışsınız!

El yazısına bakarak karakter tahlili yapmaya çalışan grafoloji* uzmanlarını kızdırmayayım ama ben kendimi çözemedim. Aslında oldum olası kendi yazımı beğenmem. Zaten pek de güzel olmayan yazım üniversitede dört yıl boyunca aldığım Sanat Tarihi derslerinde sürekli ışıklar sönük, yalnızca projeksiyon cihazı ışığında yazı yazmaktan daha da bozulmuştu. Hala da öyle…

Grafoloji uzmanları da “onu çözmek bizim işimiz, sen tabi çözemezsin” diyebilirler. İşin şakası bir yana çok eski bir yöntem olarak var olan grafoloji, 1970’li yıllardan bu yana üniversitelerde bir bilim alanı olarak yerini almış. Grafoloji uzmanlarına göre el yazısı, aslında bir beyin yazısı imiş.

Uzmanlar bir karakter tahlili yaparken sadece yukarıya aldığımız 10 maddeyle değil, yazının kâğıda geçirilirken temasın derecesine, kişinin o günkü ruh haline vb, daha birçok şeye bakarak tahlil yapıyorlarmış. Ama işin bilimsel yanını göremeyenler için biraz “kahve falcılarının “üç vakte kadar” deyişi gibi geliyor insana.

Liderlerin yazı ve imzalarından karakter tahlili yapan çok sayıda incelemenin varlığını bilen birisi olarak yazıyı daha bir dikkatle okudum. Yazıdaki diğer tespitlerin bir kısmını daha aktararak devam edelim:

1-Nöro-fizyolojik hastalıklar, bunama ve beyindeki hasar da el yazısına bakarak anlaşılabiliyormuş.

2- Maniklerde yazı hızı çok artar, bazı şizofren türlerinde ise ‘iskelet tipi yazı’ görülürmüş. Yani yazının hacmi iyice azalırmış.

Grafoloji dünyanın pek çok ülkesinde işe alımlarda doğru personel seçimi için kullanılan bir yöntem haline gelmiş. Grafoloji ayrıca özellikle ekonomik krizle gelişen imzasını değiştirme ve sahte imza kullanma durumlarında da sorun çözücü bir yöntem olarak kullanılıyor.

Kendimi Çözemedim Ki… (1)

Bazı uzmanlara göre tam bir karakter tahlili için bir yıl boyunca kişinin her gün sabah-akşam, açken-tokken, yorgunken, neşeli ya da hüzünlüyken yani her durumda yazdıklarının toplamından yapılabilirmiş.

Yazıyı makalede geçen son bir soru ile bitirelim: “Peki, insan el yazısını değiştirerek, karakterini de değiştirebilir mi?” Yazı uzmanı Melih Arat’a göre “evet böyle bir şey kesinlikle var ama bu bir insanın yaşamı boyunca yapabileceği en zor şeylerden birisidir”.

Dostlukla.

*Grafoloji: Yazıları ve imzaları analiz ederek karakter tahlili yapan, pozitif bir bilim dalıdır.