Yunus Türkölmez, "Turizmin Tarihinden Notlar 1" başlıklı yazısınıı okurlarına sundu.

İlk çağlardan itibaren insanlar çeşitli sebeplerle yaşadıkları yerlerden uzak yerlere gitmiş, seyahat etmişlerdir.

İLK ÇAĞDA TURİZM VE SEYEHATLER:

Bu seyahatlerin genel olarak dört sebebi bulunmaktadır.

1-Ekonomik Sebepler: M.Ö. 1950-1730 yılları arasında Kuzey Mezopotamya bölgesinde yer alan Asurlu tüccarlar Orta Anadolu'ya ticaret yapmak için geliyorlardı. Çinliler ünlü İpek Yolu ile ürünlerini ve çeşitli mallarını batının en uç noktalarına kadar gönderebiliyorlardı. Uygur’lar da Asya’nın ilk tüccarlarındandır. İpek Yolu üzerinden Akdeniz’e, Rusya yollarından Baltık Denizine kadar mal sevk etmişlerdir.

Fenikeliler de Doğu ve Batı Akdeniz ülkelerinde mal alıp satmışlardır.

Bu ticaret yolları için en gerekli olan şey coğrafya bilgisi idi. İlk harita da zaten bu ekonomik ve askeri ihtiyaçlardan doğmuştu. Bu ilk atlas harita İsa’nın doğuşundan 160 yıl önce (MÖ) Yunan coğrafyacı Claride Pteleme taarfından yapılmıştı ve 24 parçadan ibaretti.

Turizmin Tarihinden Notlar 1 (2)

2-Spor: Bu seyahatlerin dolayısıyla turizmin bir diğer sebebi de spor olmuştur. Meşhur Olimpiyat Oyunları da ciddi bir seyirci topluyor ve çok uzaklardan gelenler oluyordu.

3- Dini Sebepler: İlkçağlarda dünyanın ve evrenin merkezi olarak kabul edilen, aynı zamanda dini bir merkez ve bilicilik merkezi kenti olarak bilinen Delphi, Antik Olimpiyatların doğduğu kent olan Olympia, şifa tanrısının merkezi olarak ünlenen Epidural ve daha birçok şehirlere seyahatler düzenleniyordu. On binlerce insan bu törenlere katılıyordu.

4- Sağlık (Ilıca) için Seyahatler: Tapınakların çoğu ılıcaların yanında veya çok yakınında inşa edilmişti. Bu suları halk şifalı, uğurlu ve kutsal saydığı için buralara gelip gitmekteydi. Özellikle Romalılar bu işe büyük önem veriyorlardı. Hatta askeri kamplarını bile bu tür yerlere, kaplıcaların yakınlarına kuruyorlardı.

Seyahat etme ve uzak topraklara, yurtlara doğru bilgi derleme işine Antik Yunan’da çok önem veriliyordu. Ünlü Heredot, Yunanistan yola çıkarak Anadolu ve İskitler ülkesine, Mezopotamya ve Mısır’a kadar seyahat ederek bu ülkelere dair çok önemli bilgiler aktarmıştır.

İlyada ve Odessa’yı yazan Homeros da önemli bir seyyahtır. Anadolu coğrafyasını gezerek mitolojilerini toplamış ve çok önemli bir eser meydana getirmiştir. Ünlü devlet adamı, hukukçu Atinalı Solon da Lidya’ya kadar seyahat ederek oralardan önemli bilgiler aktarmıştır.

Turizmin Tarihinden Notlar 1 (3)

Romalılar da özellikle zenginleri seyahati çok seviyordu. Çok süslü gezi arabaları vardı. Tarihi anıtları görmeye pek meraklı idiler. Özellikle İyonya’lı’lara ve Karyalı’lara ait eski şehirleri pek merak ediyorlardı.

Tabiat güzelliklerine karşı çok da bir ilgi ve hayranlıkları yoktu. Eski eserler ve mitolojiye merakları onları Ege Kıyıları, Anadolu ve Mısır coğrafyası üzerinde birer seyyah gibi gezdiriyordu.

ORTA ÇAĞDA TURİZM VE SEYAHATLER:

Orta Çağda Feodalite ve Papalık yüzünden karanlık bir devir yaşanmıştır. Papalık, Hıristiyanlık yorumuyla Avrupa’yı dogmatik ve mistik bir havaya sokmuştu.

Halkı din adına Grek ve Roma devrinin paganizmine kin duyar bir hale getirmişlerdi. O dönemlerden kalma eserleri tahrip etme olayları yaşanıyordu. Tahrip etmediklerini de nefretle doğanın tahribatına terk ettiler.

Dini bir taassupla eski mitolojik hikayeler unutturulmaya çalışıldı.

Öte yandan halka “1.000 Yılında Dünya Batacak” kâbusu yaşatıldı. Papazlar halka sürekli bunu işliyordu. İncil’de böyle yazıyor diyorlardı. Halk da korku içinde Kıyamet Gününü bekliyordu. Herkeste ve her yerde büyük bir panik havası vardı. O günü yaşamamak, görmemek adına intiharların bile olduğu anlatılıyor.

Ancak 1.000 yılı gelip geçtikten sonradır ki insanlar derin bir nefes aldılar. Bunun bir yalan veya yanılma olduğunu görmek yerine bu kez, tanrıya daha fazla şükretmeye başladılar. Minnettarlıklarını bildirmek üzere akın akın mukaddes makamlara gitmeye başladılar.

Bu suretle yeniden bir turizm hareketi başladı denebilir. Hıristiyanlar sevap işlemek, günahlarını affettirtmek ve hacı olabilmek için nice meşakkatlere katlanarak seyahatlere çıkıyorlardı.

Başta Kluni Tarikatı olmak üzere Papalık ve tüm Hıristiyan cemaatleri halkı ve devlet adamlarını Kudüs’ü Müslümanların elinden almak için kışkırtıyorlardı. Sonunda bunu başardılar ve 1096 yılında 1. Haçlı Seferi düzenlendi. Yüzbinlerce kişilik bir ordu Anadolu üzerinden Kudüs’e kadar giderek onu geri aldılar. Geçtiği her yerde, her ülkede kan ve gözyaşı bırakan bu ordu için aslında yağmaladığı yerlerin Hıristiyan veya Müslüman olmasının pek bir önemi de yoktu.

Turizmin Tarihinden Notlar 1 (4)

İşte bu sefere katılan pek çok yazar vardı ve onlar dönüşte çeşitli eserler yazarak buraları gezip görme merakını uyandırdılar. Avrupalılar doğudan çok şey öğrenmişlerdi.

Orta Çağda doğup gelişen bir başka din olan Müslümanlık ise cihat fikri çok önemliydi. Bu nedenle en zengin ülkeleri fethetmek gayesiyle uzak yerlere gidiyorlardı. Bu seferlere katılan veya daha sonra bu yeni yerleri gezen Arap seyyahları da gördüklerini ve hatıralarını yazmışlardır.

Öte yandan dini bir vecibe olarak, bir şart olarak Hac fikri de binlerce insanın Mekke’yi ziyaret etmesine yol açıyordu.

Günümüzde bile hala devam eden bir başka toplu kutsal ziyaret de Hindistan’da Ganj Nehrinde yıkanma ritüelleriydi.

Ayrıca Orta Çağda kurulan üniversitelerin hocalarının çoğu da papa olup, bunlar da misyonerliği teşvik ederek seyahatlerin artmasını sağlıyorlardı.

Orta Çağın sonlarına doğru yapılan yeni keşifler de seyahatin gelişmesine ve turizme katkı sunmuştur.

(“Türkiye Turizm Rehberi ve Anıtları Tarihi” adlı eserden faydalanılarak yazılmıştır)

Devam edecek.

#OkuduklarımdanNotlar

98F8B17E 6397 4005 Aea4 2944Eba9Eaed

Enver Behnan Şapolyo (1900-1972): “Türkiye Turizm Rehberi ve Anıtlar Tarihi”. Kültür Kitabevi, 1971 İstanbul. Tarihçi, romancı ve araştırmacı olan yazar o yıllarda “Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulu” Öğretim üyesidir.