Suhtelerin ve onlara yardım edenlerin yarattığı bu güvensizlik ve kaos ortamının bölgeye verdiği en büyük zararlardan biri de bölgeden dışarıya yapılan göçlerdir.

1594 yılında Kastamonu ve Devrekani kadısına yazılan bir hükümde halkın “Suhtelerin ve onlarla birlikte hareket eden eşkıyanın evlerine yaptığı saldırılar, mallarının yağmalanması ve yaptıkları her türlü zulüm nedeniyle yaşadıkları yerlerden ayrılıp başka yerlere göç etmek zorunda kaldıkları” konusunda şikâyet ve yakınmada bulunduğu belirtilerek bu hususun teftiş edilmesi ve suçluların yakalanarak şer’i hukukun uygulanması istenmektedir. (Fahri Maden. S 41. / Kaynak. 72 Nolu Mühimme Defteri)

1595 yılında İbrahim adlı bir Subaşı (kapıkulu süvarileri arasından seçilerek savaş zamanı güvenlik işlerine bakmakla, barış zamanı da vergi toplamakla görevlendirilen kimse) şirret ve şekavet (kötü suçlar işlemek) içerisinde idi.

Aynı yıllarda eskiden şeyh olan Nurettin’in, Sipahi oğlanı (Sipahi: Kendilerine tahsis edilen arazilerden topladıkları vergiler karşılığında atı ve yardımcısıyla birlikte seferlerine katılma yükümlülüğü olan) atlı adamlarıyla evleri basıp halka zulmettikleri…

Sırt mahkemesi (?) naibi Abdülgani’nin halkın kız ve kadınlarını zorla kaçırdığı, paralarını, emlak ve arazilerini aldığı tespit edilmiştir.

Eski Kastamonu dizdarı (kalenin idaresinden sorumlu komutan) Mehmet’in halka zulmün yanı sıra bazı gayri ahlaki davranışlarda bulunduğu ve bu nedenle de Kıbrıs’a sürgün edildiği halde ortadan kaybolup adamı Mahmut ile birlikte fesat çıkartmaya devam ettiği, halkın ırz ve namusuna musallat oldukları anlaşılmıştır. (Fahri Maden. S 41 / Kaynak: 74 Nolu Mühimme Defteri)

Hoşalay (Doğanyurt) kazasında Kadızade Mehmet isimli şaki de şekavetle meşhur olup halka zulmünü her geçen gün arttırmış ve halkın bir kısmının bu nedenle evlerini terk etmek zorunda kaldığı, eğer bunların hakkından gelinmezse bu tehlikenin daha da büyüyeceği…

Kastamonu’da kadılık yapan Hasan ve 2.400 Akçelik tımarı olan Rüstem oğlu Mahmut’un halka baskı ve zulüm yaptığı, mallarına zorla el koyduğu bildirilmiştir.

Kastamonu Sancağında Suhte İsyanları (16.Yy) 7

Daha önce Araç kazasında bir tekkede halka hizmet ederken tekkeyi bırakıp Kastamonu’ya gelen Abdurrahman isimli bir kadının Kastamonu’da kargaşaya sebep olduğu, Kastamonu sancak beyinin de desteği ile yetkisi dışında işlere müdahale ettiği anlaşılmıştır. Kastamonu beyine ve kadısına yazılan bir hükümde bu kişinin uyarılması, uymaması durumunda da başka bir yerer gönderilmesi istenmiştir.

1605 tarihinde Hüseyin adlı sipahinin 100’den fazla atlı adamı ile Eflani, Zara, Çekline ve Azdavay köylerine giderek halka zulmettiği, her köyden iki binden fazla akçe istediği bildirilmiştir.

Görüldüğü üzere son aktarmaya çalıştığımız olaylar Suhte iş birliği içerisinde olmuş olma olasılığı kuvvetle muhtemel olsa da daha çok suça karışan devlet görevlileri ile ilgilidir.

Zira Osmanlı Sadaret Divanında (Bakanlar kurulu) alınan mühim kararların ve illere yazılan hüküm ve emirlerin kaydedildiği Mühimme Defterlerine göre XVI. Yüzyılın sonlarında Kastamonu ve civarında görevden alınan çok sayıda kadının, hatipler, imamlar ve diğer bazı devlet görevlilerinin çete teşkilatları kurarak düzen bozucu faaliyetlerde bulunduğu yazılıdır.

Bunların önce bir baş seçtikleri, sonra da ona bağlı onbaşı ve yiğitleri seçtikleri, her yiğitbaşının da yanına 30-40 adet tüfekli adam yerleştirdikleri, ayrıca oklu ve yaylı adamlar ilave ettikleri kalabalık gruplar teşkil ederek “kadı ve beyler bizim cemiyetimize gelsinler, gelmezlerse taşlarız” diyerek tehditler savurdukları, halkı rahatsız ettikleri bildirilmektedir.

Bu çeteler ayrıca birçok kişiye iftiralar atmış, Subaşıların köylere gitmesine izin vermemiş, ahalinin mahsullerini kendileri gasp etmişlerdir. Kastamonu Beyinin ve sancaktaki kadıların bu tür konuları teftiş etmesi ve suçlularının yakalanıp cezalandırılmasını emreden çok sayıda hüküm vardır.

Kastamonu Sancağında 16.yy. boyunca meydana gelen asayişsizlik ve suhte olaylarını tarihsel sıralamasına göre özetlemeye çalıştığımız 7 bölümlük yazı dizimiz burada sona ermektedir. Oysa bölgede huzursuzlar bundan öncede vardır sonrada devem etmiştir. Hatta daha şiddetli isyanların olduğu dönemlerde vardır. Bu konulara ilgi duyanlar için internet ortamında çok sayıda akademik makale ve kitap PDF dosyaları mevcuttur.

Ben bu yazı dizisini hazırlarken büyük ağırlıkla değerli araştırmacı Fahri Maden’in KASTAMONU’DA EŞKİYALIK isimli kitabının ilgili bölümünden faydalandım (Suhte Olayları. Sayfa 23-43 arası).

Çok uzun alıntılar yapmak zorunda kaldım. Konuyla ilgili kaynak çok ama Fahri Maden hocamız onlarca kaynağı bizim adımıza taramış ve bir kitap olarak toplamış. Kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca faydalandığım bazı kaynakların da ismini verdim, makalelerin de bağlantı adreslerini paylaştım.

Umarım tarihimizi bu döneminin daha iyi anlaşılır olmasına küçücük de olsa bir katkım olmuştur. Yeterince ilgi çekmemiş, bölümler arasında okunma sayıları arasında orantısızlıklar olmuş olabilir. Bunun pek çok farklı nedenleri veya bu konuların yazılmasından hoşnut olmayan çevreler de olmuş olabilir. Herkesin yaklaşımını anlamaya çalışarak, ilgiyle takip eden tüm dostlara teşekkür ediyor, onlara sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Bu konuyu, yani yazı dizisine konu ettiğimiz Suhte olaylarının nedenleri üzerine genel bir değerlendirme yazısında buluşmak üzere…

Dostlukla.