1583 yılında Tosya ve Kargı Kadılarına yazılan bir hükümde Eğri Sipahi ve öküz Hayreddin isimlerindeki Suhte liderlerinin Müslümanların evlerini basıp, yağma yaptıklarını, oğlanlarını çekip, zekât bahanesiyle de paralarını alarak halka zulüm ettikleri, sipahi Abdullah’ın evini “sen bölüğe kılavuz olmuşsun” diyerek bastıkları ve yaraladıkları haber alınmıştır.

Bu nedenle onar kişilik müfrezeler oluşturulup, başlarına da adı geçen sipahi Abdullah’ın başbuğ olarak atanması ve elbirliği ile bu ehi fesatın engellenmesi istenmiştir.

1584 yılında Suhte eşkıyasından Seyfullah Kastamonu’da idam edilirken ip kopar ve bu nedenle idamından vazgeçilir. Çünkü bazı kişiler onun salih ve dindar bir kişi olduğuna dair şahitlik etmişlerdir. Bunun üzerine de serbest bırakılır.

Yine 1584 yılında Kastamonu Beyine ve sancaktaki tüm kadılara yazılan bir hükümde Müezzinoğlu ve ince Hasan isimli Suhte reislerinin nerede ise bulunup İstanbul’a gönderilmeleri emredilmiştir.

1584’den itibaren birçok Mühimme Defteri kayıtlarında rastlanan Kastamonu’nun Uğurlu Köyünden 30 kişiye yiğitbaşı seçilmişken isyan eden Abdurrezzak ve iş birliği yaptığı bazı eşkıyalar kuvvetli sekban bölükleri oluşturarak, sancaktaki tımar ve zeametlerin öşürlerine el koyup, kadılara aman vermeyip, mahkemeleri dahi basarlar.

(Sekban Bölükleri. Aslında Osmanlı Yeniçeri ordusu içerisinde yer alan bir askeri sınıf. Burada kastedilen ise tımar sisteminin bozulması sonucu eyaletlerde ortaya çıkan gayri resmi askeri birliklerdir)

1584-1585 yıllarında ise Naib İbrahim ve Ahmet oğlu Cafer isimli kişiler “şirret (kötülük) ve şeka (rezillik) üzere” olup fesat ehli Suhtelere yardımcı olduklarından Kıbrıs’a sürülmelerine karar verilir. Kaçma ihtimallerine karşılık oraya ulaştırılmalarının teyit edilmesi istenmektedir. (Fahri Maden. S 38 / Kaynak: 55 Nolu Mühimme Defteri)

B7B4B308 5B60 4Ea3 9497 99Cfa7A296De

1584 yılında bölgede bu kadar olay olmasına karşın Kastamonu’yu ilginç ve önemli kılan bir başka konu ise şudur. 1584 yılında Kırım’da Saadet Giray’ın Bahçesaray’ı yağmalaması üzerine Osmanlı Devleti, Kırım’a sefer kararı almış ve Sadrazam Özdemiroğlu Osman Paşa komutasındaki ordu 1 Kasım’da (27 Şevval) tarihinde 10.000 yeniçeri, altı bölük ilave asker ve 1.000 çavuş ile Üsküdar’dan hareket ederek aralık ayında Bolu üzerinden Kastamonu’ya ulaşmıştır.

Sinop üzerinden deniz yoluyla Kırım’a gidecek olan kuvvetler tam 3,5 ay (109 gün) süreyle Kastamonu’da konaklamıştır. Bu süre içerisinde Divan-ı Hümayun burada toplanıp iktisadi ve askeri konularda pek çok karar alıp alınan bu kararları ilgili makamlara buradan göndermiştir. Bu da Kastamonu’nun bu süreçte ikinci bir başkent konumu kazandığını göstermektedir.

1585 yılına gelindiğinde Kastamonu Sancağında yönetim teşkilatında bozulmalar ve yolsuzluklar giderek çoğalmaya başlamıştır. Sancak serdarı Behzad hakkında Suhteler’den rüşvet aldığı iddiaları üzerine soruşturma başlatılır.

Dönemin Ayandon kazasından Hızır Halife’nin (Türkeli ilçesine bağlı Hamamlı Köyü’nün eski adı) Suhteler’e yardımcı olduğundan derhal bulunup etkisiz hale getirilmesi emredilmiştir.

1585 yılında önemli bir gelişme ise Suhte ayaklanmalarının bölgede daha geniş bir alana yayılmasıdır. 5 Ocak 1585 tarihinde Bolu ve Kastamonu sancaklarında bulunan kadılara gönderilen bir hükümde bu sancaklarda, silahla gezip yol kesen, vergi salan, halkın kız ve oğlanlarını çekip alan Suhte takımından Haydar ve Ramazan’ın yoldaşlarıyla birlikte yakalanıp yargılanarak cezalarının verilmesi istenmiştir.

15 Ağustos 1585 tarihinde Bolu beyi ile, Tosya ve Kargı kadılarına gönderilen bir hükümde Eflani ahalisinden Hacı Durmuş isimli bir şakinin Suhteleri de yanına alarak Müslümanların evlerini basıp mallarını yağmalaması sebebiyle yakalanması ve cezasının verilmesi istenmiştir.

Bütün bu olayların bastırılmasında yardımcı olmak üzere Bolu ve Kastamonu için tımar erbabından Mahmut ve otuz kadar sekban askeri de görevlendirilmiştir. (Fahri Maden. S 39 / Kaynak: 60 Nolu Mühimme Defteri)

1587 yılında ise Kastamonu halkı adına sunulan bir arzuhalde Kara Hacı isimli Suhte elebaşının emrindeki iki yüz kişiyle elli kişinin kimini öldürdüğü, kiminin ise uzuvlarını kestiği bildirilmiştir. (62 Nolu Mühimme Defteri)

1588 yılına gelindiğinde artan bu suhte faaliyetleri nedeniyle Kastamonu Beyinin geçen yıl olduğu gibi bu yıl da düzenlenecek seferlere gitmemesini, buna karşılık bölgesini eşkıyadan temizleyerek halkın huzura kavuşturulması istenmiştir.

Buna destek olmak için geçen yıl görevlendirilen Mustafa, İsmail ve Mehmet isimli yiğit başlarının görevlerine devam etmesine de hükmedilmiştir. Çünkü bölgeden gelen haberlere göre Kastamonu sancak merkezinde 1000’den fazla tüfekli softanın toplandığı bildirilmektedir. Buna karşılık Sancakbeyinin emrinde 200 kişilik bir kuvvet vardır. Bu nedenle böyle bir yardıma ihtiyaç vardır.

Bu durum devletin işini o kadar zora sokmuştur ki daha önce halka zulmettikleri için kasaba ve köylerde gezmeleri yasaklanmış olan Subaşılarını bile bu nedenle yeniden görevlendirmişler ve onlardan suhte eşkıyasını ve diğer fesatçıları yakalamak için çalışmaları istenmiştir.

Sancak beylerine de bu Subaşılarına karışmamalarını hatta suhte takiplerinde onlara yardımcı olunması istenmiştir. 1580-1590 arası dönemi de burada noktalayalım. (Devam edecek)