Medrese öğrencilerinin bir dönem Osmanlıya isyan ederek yaptıkları yağma, ev baskınları, yağma ve tecavüz olaylarını anlatan yazı dizimizin dördüncüsü. Okudukça şaşkınlığım daha da artıyor…
12 Nisan 1568 tarihli bir hükümde Kastamonu’da yol kesip adam öldüren, yağma yapıp evleri yakan, daha birçok suç işleyen Demircioğlu, Parmaksız, Kara Kemal, Söylemez ve Kara Hüseyin isimli Suhte liderlerinin ve emrindeki Suhtelerin yakalanması için şöyle bir emir yazılmıştır.
“Mezbûrları (adı geçenleri) her ne tarîkla (şekilde-yolla) mümkün ise ele getirip gaybet ederlerse (saklanmalarına yardım ederlerse) akvâm u akrabâsına (yakın akrabaalrına) ve kefillerine bi’l-cümle şer’le (zorla buldurulması) lâzım olanlara buldurup …”.
Böylece Suhtelerin yakalanmasını kefile bağlanıp kolaylaştırılmaya çalışılmıştır.

Görüldüğü üzere Osmanlı Devleti bu Suhteler’le uzun süre mücadele etmesine rağmen hâlâ tam bir sonuç alınamamıştır. Bunlar halkın canına, malına, ırzına musallat olmuş ve üstelik bir de onları vergiye bağlamıştır.
Bir önceki bölümde bunlara örnek olarak da Demircioğlu, Kara Kemal ve Parmaksız’ın İnebolu’da kendilerini devletin yerine koyarak halktan avarız adı altında para topladıklarını yazmıştık. (Avarız: Osmanlı döneminde devletin hane başına aldığı bir vergi çeşidi.)
- Söylemez adındaki Suhte lideri (Boyabat merkezli çete) etrafına topladığı adamları ile birçok köyü basmış, birçok kişinin ayaklarından ve kollarından asarak mallarını almış ve birçoğunu da katletmiş, üstelik Boyabat emirlerinden bile tehditle para almıştır.
- Bir türlü ele geçirilemeyen Söylemez ve emrindekilerin Kastamonu’da çıkarttığı olaylar bölgedeki sipahilerin seferden alıkonulmasına da sebep olmuştur.

- 23 Nisan 1568 tarihli bir başka hükümde şu konulara değinilmiştir: Kastamonu’da ortaya çıkan yirmiye yakın silahlı bir suhte gurubunun zekât adı altında halktan para topladığı, koyun, kuzu ve tavuk aldığı, halkın evlerinde bir iki gece zorla kaldıkları, bunları devlete bildirirlerse evlerini yakıp, ailelerine zarar vermekle tehdit etmişlerdir. Karşı koyanların önce ailelerine tecavüz edip, sonrada evlerini yaktıkları bildirilmektedir.
Oysa halkın yapabileceği fazla bir şey yoktu. Sadece durumlarını devlete arz edebiliyorlardı. Çünkü halk sahipsiz kalmıştı. Kastamonu’da bazı müderrislerin de bu suhte eşkıyalarının yanında yer aldığı bildirilmektedir. Öte yandan bir kısmı korkutulup sindirilen halktan olmak üzere, bunlara bir kısım halk da gönüllü yardımlarda bulunuyordu.
Güvenlikten sorumlu devlet görevlileri ise bu suhte çetelerine yardım edilmemesini istiyordu. Halk iki arada bir derede kalmıştı. Çünkü bu çeteler işi o kadar ilerletmişti ki Sinop Kadısının evine kadar bile gelip saldırıyorlardı. Bu baskında birçok kişi ölmüştü. Öyle ki bu saldırıda halkın görevlilere neden yardım etmediği konusu İstanbul hükümetinin bile dikkatini çekmişti.
- 1568 baharında bu asayişsizlik ortamında Kırım’ın Kefe limanından gelen kürk ve tulum yağı yüklü bir gemi Sinop açıklarında kayalara çarparak karaya oturur. Bunu duyan halktan bir grup gemiyi yağmalar.

Bu konu İstanbul’dan duyulunca hükümet yağma edilen malların yakalanması ve yağmacıların cezalandırılması için kadılara emirler gönderir. Bunların bir kısmı yakalanır ve çeşitli cezalara da çarptırılır.
İşte tam bu kargaşayı fırsat bilen medrese öğrencileri yağmacıları devlet görevlilerinin elinden kurtarmak için baskınlar yaparak çeşitli çavuş ve askerleri darp ederler. Tutukluları serbest bıraktırırlar. Bu olaylar sırasında Sinop Kadısının olduğu yere dahi saldırıp üç kişiyi de öldürüp tutukluları salıverirler.
- Aynı dönemde Sinop’ta zeamet sahibi Mümin Efendi yağmalanan kürk ve yağ için aramalar yaparken Çeltekoğlu isimli suhte reisinin saldırısına uğrar. Suhteler Mümin Beyin bir adamını öldürüp, yardımcısının da evini basarak karısını ve beşikteki bebeğini yaralar.
- Yine bu dönemde ün ve korku salan Mehmet ve İbrahim isimli suhte elebaşıları da çok can yakmış ve yağma yapmıştır. Kastamonu’daki bazı müderrislerin de desteğini alan bu iki eşkıya reisi 1568 yaz aylarında yakalanıp Sinop kalesine hapsedilirler. Ancak kale erlerinden Hızır Bali tarafından bir gece gizlice salıverilirler.
Görüldüğü üzere 1568 yılını da Bolu, Kastamonu ve Sinop halkı güvensizlik içinde geçirmiştir. İşin bir başka acı tarafı ise bölgedeki resmi görevlilerin bir kısmı kendi çıkarları için bu Suhteleri kullanmışlardır. Anlayacağınız halk tamamen çaresiz kalmıştır.

Bu dönem araştırmacı yazar Özhan Öztürk tarafından şöyle özetlenmektedir. *
“II. Selim döneminde Kazan seferi sırasında Bolu ve Kastamonu civarında suhtelere karşı sancağı muhafaza edilebilmek için vezir Mustafa Paşa 200 sancak sipahisini seferden alıkoyarak geride bırakmak zorunda kalmıştır.
1568 yılında Kefe’den İstanbul’a yağ ve kürk getiren gemiler karaya vurunca halk tarafından yağmalanmış, yağmacılıktan tutuklananları ise şehir halkının da desteklediği suhteler kurtarması örneğinden de anlaşılacağı gibi bölgede devlet otoritesinin sürekliliği söz konusu değildir.
İstanbul, Sancak Beyleri sefere çıktıklarında geriye fazla asker bırakamadıkları için aşayişin bozulduğunu öne sürerek kendini savununca, Saray Anadolu beylerbeyi’ne düzeni sağlama görevi vermiş olup, 1568-69’da tam anlamıyla çığrından çıkan olaylar Beylerbeyinin müdahalesi sonucunda 1571-72 yıllarında durulur gibi olmuştur.”
*Bu bölümde de yazımız için kullandığımız ana kaynak: Fahri MADEN’in KASTAMONUDA EŞKİYALIK kitabı. “Suhte Olayları”. Sayfa 24 – 43. Kitabevi Yayını. İstanbul 2018.
* https://ozhanozturk.com/2017/12/15/suhte-isyanlari/
*Bir sonraki yazımızda 1572 yılından itibaren devam etmek üzere,