Baba Faja Martaneshi (Mustafa Xhani)
O bir Bektaşi Babası. Arnavutluk tarihine ve faşizme karşı direnişine damga vuran önemli bir halk kahramanı. Yaşamı trajik bir ölümle noktalanan dini bir reform önderi…
Baba Faja, Mustafa Xhani adıyla 1910 yılında Osmanlı Devleti’nin Dıraç Sancağına bağlı ve Tiran yakınlarındaki Kavaja (Kavaye) şehrinin Luzi Madh köyünde doğmuştur. Dönem, Arnavutluk toplumunun hem siyasal hem de kültürel açıdan köklü dönüşümlere sahne olduğu ve Osmanlı İmparatorluğu'nun çözülme sürecine girdiği bir dönemdir.
Mustafa Xhani bu ortamda ailesi tarafından erken yaşta dinî eğitim için doğu Arnavutluk'un sarp, ulaşımı zor fakat Bektaşi geleneğin güçlü biçimde kökleştiği bölgelerinden biri olan Martaneş Tekkesine gönderilmiştir. Bu tekke o yıllarda yalnızca bir ibadet mekânı değil; aynı zamanda halkla doğrudan temas kuran, sosyal dayanışma ve yerel otorite işlevi gören bir merkez konumundaydı.
İmparatorluk yapısının zayıflamasıyla birlikte yerel dinî yapılar ve tarikatlar, yalnızca manevî rehberlik sunan kurumlar olmaktan çıkmış; toplumsal düzenin korunması ve yerel kimliğin sürdürülmesi açısından da belirleyici aktörler hâline gelmişti.

Burada aldığı eğitim sonucunda "Baba Faja" adını alan Mustafa Xhani, kısa sürede hem manevî ehliyeti hem de hitabet gücü sayesinde bölge halkı nezdinde tanınır ve sevilir bir hale gelmiştir. Genç yaşta tarikat hiyerarşisinde yükselmesinde, onun dervişlik eğitimindeki başarısının yanında tasavvufi bir disipline sahip olmasının da önemi büyüktür. Bu toplumsal meşruiyet ona ileriki yıllarda toplumsal direnişte önemli bir liderlik imkânı sağlayacaktır.
Faşist İşgal Yılları ve Baba Faja:
1939 yılında Faşist İtalya'nın Arnavutluk’u işgaliyle birlikte ülkede gelişen silahlı direniş hareketleri, geleneksel dinî otoriteler ile modern devrimci ideolojiler arasında beklenmedik ittifaklara zemin hazırlamıştır. Baba Faja da bu bağlamda Martaneş Bölgesinde (Doğu Arnavutluk) ilk gerilla birliklerinden birini kurarak yalnızca dinî bir önder değil, aynı zamanda aktif bir ulusal direniş lideri olarak öne çıkmıştır.
Bu işgal Baba Faja'nın hayatında belirleyici bir kırılma yaratmış; bu tarihten itibaren onun dervişlik kimliği, siyasal ve askeri direniş rolüyle iç içe geçmiştir Böylece Baba Faja, klasik bir tarikat mensubunun ötesine geçerek ulusal kurtuluş mücadelesinin aktif bir öznesine dönüşmüştür.
"Elinde tüfek, üzerinde derviş cübbesi ve tacıyla, dinî kimliğiyle" askeri mücadelede ön saflarda yer alması onun halk nezdindeki karizmasını olağanüstü ölçüde artırmıştır. Bu görünüm, onun dinî meşruiyet ile silahlı direnişin aynı bedende birleştiği güçlü bir sembol olmasını sağlamıştır.
Martaneş bölgesinde sadece bir Bektaşi babası olarak değil; aynı zamanda toplumsal ve siyasal liderlik rolü üstlenen bir postnişin olarak öne çıkmıştır. Bu rol Baba Faja'yı sıradan bir partizan liderinden ayırarak yarı-mistik bir figüre dönüştürmüştür.
Bektaşiliğin, Arnavut milliyetçiliğiyle tarihsel olarak kurduğu bu ilişkiyi devam ettiren Baba Faja, işgal güçlerini açık biçimde "İslam karşıtı" olarak nitelendirmiş ve bu söylemi ile özellikle muhafazakâr Bektaşi köylülerini direniş hareketi etrafında seferber etmeyi başarmıştır.

16 Eylül 1942 tarihinde gerçekleştirilen Peza Konferansı'nda* Arnavutluk Ulusal Kurtuluş Cephesi'nin (LANÇ) kurucu üyeleri arasında yer alan Baba Faja komünist hareket açısından da önemli bir olmuştur.
(*Peza Konferansı, 16 Eylül 1942'de Arnavutluk'un başkenti Tiran yakınlarındaki Peza köyünde toplanan bir İkinci Dünya Savaşı direniş zirvesidir. Amacı, farklı siyasi görüşlere sahip Arnavut grupları İtalyan işgaline karşı tek bir çatı altında birleştirmek ve ortak bir Ulusal Kurtuluş Cephesi kurmaktı)
Konferansı'nın hemen ardından Martanesh Tugayı kurulur ve başında da Baba Faja vardır. Etrafındaki insanlar, inanan olsun olmasın, bütün halk onu seviyor ve dinliyordu
Kısa süre içerisinde Arnavutluk Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (ANLA) Genel Kurmay üyeliğine kadar yükselmiş ve bu süreçte özellikle kırsal kesimde halkın ve dindar nüfusun direniş hareketi etrafında seferber edilmesinde sembolik bir rol üstlenmiştir.
20 Haziran 1943'te Martanesh'te bölük temelinde Birinci Partizan Taburu kurulur ve Taburun açılış gününde 150 partizanı vardır.
Temmuz 1943'te Arnavut Ulusal Kurtuluş Ordusu Genelkurmay Başkanlığına seçilir. Mayıs 1944'te ise Anti-Faşist Ulusal Kurtuluş Konseyi Daimî Komitesi Başkan Yardımcılığına seçilir.
Savaş sırasında Enver Hoca’dan kendisini Komünist Parti üyesi olarak kabul etmesini ister. Enver Hoca’ya "Parti için din adamı cübbelerimi çıkaracağım" dediği söylenir. Enver Hoca ise bunu; "Hayır, giydiğiniz cübbelere bağlı kalmalısınız. Bu insanları aldatmak meselesi değil, savaştan önce ve parti kurulmadan önce bir rahip olarak dini cübbeler giyiyordunuz. Bu nedenle, onları giymeye devam ediniz. Çünkü inananların duygularına saygı duymalı ve insanların size ve Martanesh tekkesine duyduğu sempatiyi kullanmalıyız. Mademki kararlılıkla savaştan yanasınız ve partiyi seviyorsunuz, onun çizgisine saygı duyup uyguluyorsunuz, sizi parti üyesi olarak kabul edeceğiz" diye yanıtlamıştır. Kısa bir süre sonra da Komünist Partisine üye kaydı yapılır.
Savaş Sonrası Bağımsızlık Dönemi ve Baba Faja’nın Komünist Rejimle İlişkileri:
Savaştan sonra Kurucu Meclis'te Elbasan temsilcisi olarak görev yapar ve daha sonra da Halk Meclisi Başkanlık Divanı Başkan Yardımcılığı görevini üstlenir.
Baba Faja, Enver Hoca ile geliştirdiği yakın ilişki sayesinde Arnavutluk Komünist Partisi'ne de üye olmuş; ancak Hoca'nın doğrudan yönlendirmesiyle, özellikle dindar kitlelerin rejime yönelik potansiyel tepkisini minimize etmek amacıyla, derviş kıyafetlerini çıkarmamış ve dinî kimliğini kamusal alanda muhafaza etmeye devam etmiştir.
Bu durum, Baba Faja'yı hem komünist devlet aygıtı açısından vazgeçilmez biri hâline getirmiş hem de tarikat içindeki geleneksel kanat nezdinde derin bir meşruiyet krizine sürüklemiştir.
Komünizmle Kurduğu ideolojik İlişki onu, Martanesh - Bektaşi mistisizmi ile Marksist-Leninist devrimci pratiği kendi şahsında birleştiren Arnavutluk tarihinin en özgün ve tartışmalı aktörlerden birisi yapmıştır. Bu özgünlük onun iki farklı dünya görüşü arasında kurduğu araçsal bir ilişkidir.

Dinî otoritesi sayesinde, komünist ideolojinin halk nezdindeki yabancılığı yumuşatılmış ve direnişin tabanı genişletilmiştir. Bu strateji, inananların sempatisini kaybetmemek ve komünist hareketin din karşıtı algısını yıkmak amacı taşımaktaydı. Arnavutluk Halk Meclisi Prezidyumu Başkan Yardımcılığı gibi en üst düzey devlet makamlarından birine getirilmiş olması bu konumu aracılığıyla Bektaşiliğin kurumsal olarak komünist rejimin denetimi altına alınması olarak yorumlanmıştır.
Baba Faja’nın Tarikat İçerisindeki Yeri ve Öldürülmesi:
1945 yılında toplanan Dördüncü Bektaşi Kongresi'ne başkanlık etmesi, Baba Faja'nın tarikat içindeki kurumsal ağırlığını açıkça göstermektedir. Bu kongre Arnavutluk Bektaşiliğinin İslam dünyasıyla olan tarihsel bağlarının resmen koparılması ve tarikatın "millî" bir yapıya dönüştürülmesi yönündeki kararların alınmasına öncülük etmiştir.
Bu hamle, Bektaşiliğin ulus-devlet sınırları içinde yeniden tanımlanması anlamına gelmekteydi. Baba Faja tarikat içinde "İlerici Grup" olarak adlandırılan reformist kanadın liderliğini üstlenmiş; din adamlarının evlenmesi, sakal kesilmesi ve sivil kıyafet giyilmesi gibi yüzyıllardır süregelen geleneklere aykırı radikal değişimleri savunmuştur.
Bu reformlar, bir yandan modernleşme ve sekülerleşme iddiası taşırken, diğer yandan tarikatın mistik ve ritüel sürekliliğini tehdit eden adımlar olarak algılanmış; Baba Faja'yı tarikat içi muhalefetin hedefi hâline getirmiştir
Baba Faja 18 Mart 1947 tarihinde Tiran'daki Dünya Bektaşi Merkezi binasında, savunduğu reformlara karşı çıkan muhafazakâr kanadın lideri Dünya Bektaşileri Dede Babası Abaz Hilmi tarafından düzenlenen bir suikastla öldürülmüştür. Baba Faja öldüğünde henüz 37 yaşındaydı.
Resmî açıklamaya göre katil, önce merdivenlerde Baba Faja’yı, daha sonra dışarı kaçan ve onunla aynı reformcu fikirlere sahip olan Baba Fejzo’yu öldürmüş ardından da intihar etmiştir.
19 Mart 1947 tarihli Başkimi gazetesi olayı şöyle haber veriyordu. “Dün öğleden sonra saat 3’te Kryegjushata’da alçakça ve çirkin bir suç işlendi. Vatansever Baba Faja ve Baba Fejzua, alçakça suçunun ardından intihar eden Dede Baba Abazi tarafından öldürüldü.”
Ancak Bektaşi inanç normları çerçevesinde olayı yorumlayanlar büyük ananeye karşı böyle bir kan dökülmesini ne onayladılar ne de bu açıklamalara inandılar. Olaya hep daha gizemli bir yerden baktılar.
Bu ölüm, yalnızca bireysel bir hesaplaşma değil; tarikat içi iktidar mücadelesi ile devlet destekli dönüşüm projeleri arasındaki derin çatışmanın sembolik bir sonucuydu.
Yıllar sonra ortaya çıkan bazı belgeler devletin bu olayın, rejim karşıtlarınca karalama amacıyla kullanılabileceği endişesi taşıdığını göstermektedir. Bu nedenle olayın ne şekilde duyurulacağı konusunda KP bölge komitelerine mektuplar gönderildiği anlaşılmaktadır.
Kimi bölgelerde bu olayı devletin resmi güçlerince yapılan örtülü bir operasyon gibi göstermeye çalışanlar olsa da Bektaşi Tarikatı içerisinde dinde yapmak istedikleri reformlar nedeniyle öldürüldükleri kanaatinin yaygın olduğu geri rapor edilmiştir.
Hakkında Değerlendirmeler:
Sosyalist Arnavut tarih yazımında Baba Faja, dinî kimliğini ulusal kurtuluş ve sınıfsal mücadele uğruna ikincil plana atan bir "Halk Kahramanı" olarak idealize edilmiştir.
İngiliz irtibat subayı David Smiley ise onu karizmatik fakat düzensiz bir figür olarak tasvir etmiştir. Onu, "özellikle büyük miktarda rakı tükettikten sonra, derin bas sesiyle partizan şarkıları söylemekten zevk alan sevimli bir serseri” olarak tanımlamıştır
Araştırmacıların bir kısmı ise Baba Faja'yı, tarikatın mahrem alanına komünist devlet müdahalesini taşıyan bir "Truva Atı" ya da rejimin dinî kurumları içeriden dönüştürmek için kullandığı, ancak siyasal işlevini yitirdiğinde tasfiye ettiği trajik bir aktör olarak değerlendirme eğilimindedir.
Onun savunduğu "dinin demokratikleşmesi ve sekülerleşme hamleleri”, birçok araştırmacı tarafından Bektaşiliğin mistik içeriğinin aşındırılması ve tarikatın, rejimin ideolojik hedefleri doğrultusunda araçsallaştırılması olarak değerlendirilmektedir.
Hakkında okuduğum onca yazılandan sonra bana göre de aydın bir din adamı ve antifaşist siyasal çizgide bir ulusal halk kahramanıdır. Anısına saygıyla.


Yararlanılan Kaynaklar:
1-Arnavutluk’ta Bektaşilik ve Komünizm Arasında Bir Figür: BABA FAJA MARTANESHIT. Mehmet Ozan Akbay. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Doktora Öğrencisi. Afrika 10. Uluslararası Bilimsel Araştırmalar Kongresi (21- Mayıs 2026, Kahire) Kitabı. Sayfa 154-169. Yazımız aslında bu makalenin geniş bir özetidir.
Diğer kaynaklar:
2- Memorie.al: 1947’de Bektaşi Büyük Dukalığı Liderlerinin Sansasyonel Bir Şekilde Öldürülmesiyle İlgili Arşiv Belgeleri.
3- Telegraph Gazetesi: “Eylül 1942'deki Peza Konferansı'nın hemen ardından Martanesh Tugayı kuruldu.”. 25 Eylül 2021.
4- Wikipedia Org. Baba Faja Martaneshi maddesi.
5- İnternet üzerinde diğer açık kaynaklar.