Usta gazeteci İzzet Sarı, "Terörsüz TÜRKİYE..." başlıklı köşe yazısını okuyucularına sundu.
Terör ile geçen tam yarım asır. Terör belası ile büyüyen ve yaşlanan birkaç nesil.
Sönen ocaklar, yıkılan yuvalar ve tam tamına 2 trilyon dolar ekonomik kayıp.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin siyasi riskleri göze alarak yaptığı o tarihi çağrı… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devamında DEM Parti’nin sahiplendiği Terörsüz Türkiye hedefine adım adım ülkemiz yol alıyor.
MHP Liderinin ilk günkü o çağrısı devamında yürütülen süreci herkes gibi bende tüm dikkatimle basın-yayın organlarından takip ettim.
Gelinen nokta itibariyle terör örgütünün Kuzey Irak toprakların da sembolik silah bırakma merasiminin ardından bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tarihi konuşmasını yine tüm dikkatimle izledim.
Halkımız gibi bende yarım asrı aşkın kan ve göz yaşının yerini artık barış ve huzurun gelmesi umuduyla süreci takip ettim.
Gelecek adına umutluyum.
Bizim jenerasyonun yaşadığı karamsarlığı, gelecek nesillerin yaşamaması adına inanın çok umutluyum.
Evet binlerce şehit verdik. Binlerce sivil kaybımız oldu. Evet milyarlarca dolara ve ülkemizin daha müreffeh bir geleceğe yönelik zaman kaybına neden oldu bu terör belası.
Dünya tarihini incelediğimizde arkasında bir devletin olmadığı hiçbir terör örgütü var olamadı şimdiye kadar.
Dünyanın değişik coğrafyalarında zaman zaman terör örgütleri ortaya çıkmış ve zaman içerisinde arkasındaki derin güçlerin çekilmesi ile varlığı son bulmuştur.
İşte coğrafyamıza acılar yaşatan, ekonomik kayıplar ve dahası zaman kaybına neden olan PKK terör örgütü de kendisinden öncekiler gibi varlığını sonlandırdı.
“Su uyur, düşman uyumaz” ata sözünü unutmamak gerekiyor. PKK’nın arkasındaki güçleri ve kirli emellerini devlet aklımızın iyi bildiği kanaatindeyim.
Amerika Birleşik Devletleri ve coğrafyamızdaki kirli eli, belki önümüzdeki 3-5 yıl sessiz kalacak. Belki de yeni yeni hesaplar ve yeni yeni kirli planlar hazırlayacaklar.
İşte tüm bu hesaplar karşısında ‘su uyur, düşman uyumaz’ sözünden hareketle hem devlet olarak hemde millet olarak çok uyanık olmamız gerekiyor.
Geçmişten ders çıkartıp, geleceğe daha bir umutlu yürüyebilmek adına bunu toplum olarak iyi düşünüp iyi analiz etmemiz gerektiği kanaatindeyim.
Siyasetçiler geçmişte yanlış yapmışsa bedelini sandıkta ödemişlerdir. Bu günün siyasetçileride yanlış yapıyorlarsa hesabını sandıkta vereceklerdir.
“İşte geldik gidiyoruz, bir ayağımız çukurda” diyerek kendisinin ve partisinin belki de siyasi olarak bedel ödemesini göze alarak o tarihi çağrıyı yapmıştı MHP lideri.
O çağrı içeride ve dışarıda karşılık buldu ve bugün artık Türkiye Cumhuriyeti terörsüz Türkiye’yi konuşmaya başladı.
Batı bunu ne kadar istiyor bekleyip göreceğiz. Dünyada ki oyun kurucular ne kadar samimi zaman içerisinde göreceğiz.
Bu coğrafyadaki varlığımızı, atalarımızın kahramanca verdiği mücadeleyi unutmadan yolumuza devam etmek zorundayız.
İsrail’in Doğu Akdeniz’deki ve coğrafyamızdaki kirli hesaplarını da unutmadan daima uyanık ve diri olmamız gerekiyor…
Peki şimdi soruyorum;
Bu topraklarda yaşayıp ta barış ve huzur istemeyen var mı?
GÜNÜN SÖZÜ
“Yurtta sulh, cihanda sulh."