Taşköprülü şair Ali Korkmaz, “Ulul Azam Peygamberlerimiz” şiir dizisinin ikinci şiiri olan İbrahim Halilullah şiirini okurlarına sundu.
Kâhinleri haber verdi, bu sene bir oğul doğacak
Size baş düşman olacak, Tanrılığınız son bulacak
Nemrut verdi kararını, erkek çocuklar boğulacak
Kim karşı çıkarsa buna, hepsinin boynu vurulacak
*
Azer, Nemrut’un yanında, üstelikte yardımcısıydı
Hanımı da hamileydi, yüreğindeki sancısıydı
Alıp gitti uzaklara, Nemrut onun da avcısıydı
İbrahim geldi dünyaya, tevhidin uyarıcısıydı
*
Mağara onların evi sığındığı muhkem kalesi
On beş ayda bir genç oldu, Nuh’a uzanır silsilesi
Kalbinde Allah sevgisi, tutmadı Nemrut’un hilesi
İbrahim’e vahiy geldi, başladı Nemrut’un çilesi
*
İbrahim putları kırdı, başladı Hak yola davete
Baş kâfir Nemrut ve halkı, öfkeden düştüler dehşete
Azer kızdı İbrahim’e, şaştı ondaki bu cürete
İman etmedi babası, ermedi Allahtan rahmete
*
Nemrut kesti cezasını, büyük ateşe atacaktı
Hem âleme ibret olsun hem de ondan kurtulacaktı
İbrahim düşerken nar’a, Hakk’a tevekkül sunacaktı
Allah emretti ateşe, ona serinlik olacaktı
*
Alevlerin ortasında, İbrahim’e bahçe sunuldu
Nemrut ve halkı şaşırdı, o an akılları tutuldu
Sivrisinek pençesinde baş kâfirin beyni yutuldu
Nemrudun başı yarıldı, sivrisinek uçtu kurtuldu
*
Yollara düştü Halilullah Harran diyarına göç etti
Eşiyle omuz omuza, Sare anne desteğe yetti
Harran’ın topraklarına, o bir lütuf ve bereketti
Şam’a hicret eylediler, Rab’ın istediği cihetti
*
Zaman aktı sular gibi ömrü bir asrı çoktan geçti
Sare anne kendisine, Hacer’i yardımcısı seçti
Hacer anne naif huylu, onlar için yüzü güleçti
İbrahim’in eşi oldu, bu, kaderindeki süreçti
*
İbrahim devam ederken kulları imana davete
Çocuğu olursa şayet, kurban diye koydu niyete
İsmail ikram olundu, bak şu kaderdeki rağbete
Hacer ve oğlu Mekke de, vardılar nihayet gurbete
*
Allah’ın emri üzere, İbrahim Mekke’den ayrıldı
Tepelere çıkmak için, Hacer İsmail’e sarıldı
Kadir Mevla emredince, memba fışkırdı çöl yarıldı
Onlar ıssız çöllerde Zemzem suyu ile kayrıldı
*
Vadini yerine getir, üç defa gördü rüyasında
Filistin’den yola çıktı, kurban sözü hafızasında
Hasret giderdiler amma, İbrahim sözünün yasında
Hacer oğlunu giydirdi, gözleri yandı simasında
*
İblis musallat olsa da, Hacer ve oğlu İsmail’e
Baba, oğul taşladılar vardılar emredilen yere
Gözlerine örtü örttü, o, bıçağı görmesin diye
İbrahim bıçağı sürttü, yüce Rahman etti himaye
*
Peygamber tuttu sözünü, Rab emretti bıçak kesmedi
Zaman akmıyordu sanki hayat durdu rüzgâr esmedi
Melaike, koç getirdi, şimdi Koç’u kurban kes dedi
Halilullah, koçu kesti, sayılmaz şükrünün adedi
*
Hak, vahyetti İbrahim’e, Kâbe’yi güzelce inşa et
İbrahim’e gösterildi, Kâbe’yi yapacağı yer net
İsmail’le inşa edip, yaşasın dendi ilelebet
İbrahim Ebu Kubeys’den, herkesi hacca etti davet
*
Baba ve oğlu birlikte, Kâbe’yi tavafla hac yaptı
Halilullah ve İsmail, inananlar Allah’a taptı
Muhammed’e çok benzeyen, İbrahim çok alicenaptı
Bize ümmet olmak şeref, Kur’an son ilahi kitaptı.
Ali KORKMAZ