Aşk Yazarı Mustafa Çifci, "1 Nisan Şakası Bir Aşkın İntikamı Olmuştu" yazısını okurlarına sundu.
1 Nisan Şakası Bir Aşkın İntikamı Olmuştu
Eski lise yıllarında 1 Nisan’da sınıfları değiştirdiğimiz o unutulmaz öğrencilik yıllarımız…
Sınıf girişlerindeki levhaları değiştirip öğretmenlerin yanlış sınıfa girişlerine neden olduğumuz o tatlı, o heyecanlı günlerimiz…
Sevdalı olan kıza utanıp açılamayan arkadaşımıza kızın adıyla mektuplar yazdığım, hayalini üç ay boyunca süslemesine neden olduğum, sonunda yalanın ortaya çıkmasıyla hayalleri gibi yıkılıp yanan arkadaşımın hali dün gibi aklımda…
Aşk acısından yemeden, içmeden kesilip iğne iplik gibi kaldığını gördükçe bir şaka ile başlayan işin sonu nereye uzandığını hayretler içinde izlerken ne yapacağını bilemeyen ben…
Beni affedebildin mi, bilmiyorum…
Bir aşkın insanı nasılda değiştirdiğini, her şeyini etkilediğini o günlerde görmüştüm…
Yalancı mektuplarıma inanıp, hayata döndüğünü, nasılda sevinçle dolduğunu…
Ve sonra tüm o mektupların sahte olduğunu anladığında nasılda kırılıp döküldüğünü, her gün kötüye gittiğini ve yapabileceğim bir şey olmadığını anladıkça aslında kendime de çok kızdığımı yeri gelmişken itiraf edeyim.
Bende çok üzülmüştüm inan buna…
Bu kadar nasıl kötü olabildiğime, aşka saygısızlık ettiğime, yapılanın bir şakadan daha fazla olduğunu, bir kalp yarasına neden olduğumu, hiçte hoş olmayan, ne olursa olsun bir insanın sevgisini bir şekilde eğlenceye dönüştürmeye asla hakkım olmadığını sonradan kendi kalbimle hesaplaştığımı, bir nevi kendi kendimle savaştığımı da asla unutamadım.
O sarı saçlı kızı unutabildin mi, bunu da bilmiyorum?
Geriye kalan sadece güzel anılar işte…
Hepsi bir bir yok olup giden hayatın bir parçası…
Bu arada belki de haberin yoktur; mektuplarla senin gönlünü nasıl kırdıysam, mektuplarla bende sevgilimi kaybettiğimi ikinci itiraf olarak yapmış olayım.
Kendi sevgilime zaman ayırıp ona mektuplar yazmak yerine, çok sevdiğim, dostum dediğim arkadaşıma, bir türlü sevdiğini söyleyemediği kız için benden mektup isteğini yerine getirmek için her gece onun adına mektuplar yazıp verdim.
Mektup yazdığımın kim olduğunu bilmiyordum, adını hiç duymamıştım, uzaklarda birisini sanıyordum.
Sonra ne oldu biliyor musun sevgili dostum…
Mektup yazdığım kız benim sevgilimmiş…
Buluştuğumuzda benden ayrılmak istediğini söylediğinde öğrenmiştim.
Neden, nasıl olur soruların tek cevabını ise çantasında getirdiği mektupları masanın üstüne boşaltıp; “beni asla bu kadar sevemezsin sen, bu mektupları, bu şiirleri sen yazamazsın, sen aşktan bile anlamazsın, beni gerçekten seven birisini sonunda buldum”, diyerek vermişti.
Titrek ellerimle mektupları açtığımda ise o mektupların aslında benim yazdığım mektuplar olduğunu anlamıştım…
Sana yaşattığım acıyı bende yaşadım…
Şimdi ne desem az gelir…
[Aşk Yazarı Mustafa Çifci- ]