Türkiye, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerindeki iki ayrı okulda yaşanan menfur olaylarla sarsıldı.

Bu olaylarda çok değerli öğretmenimiz ve çok sayıda yavrularımızı yitirdik. Bu menfur olaylarda ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Peki bu menfur olayların perde arkasında yatan gerçekler neler?

Öncelikle diğer ülkelere bakalım.

- Amerika’nın New York şehrinde bir öğrenci otomatik silahla okulu taradı! Onlarca ölü ve çok sayıda yaralı.

- Almanya’da yine bir başka öğrenci vakası, 14 yaşındaki Alman bir çocuk internetten edindiği silahla okulunu taradı onlarca ölü ve çok sayıda yaralı.

- Avustralya’da bir başka olay. Yine bir çocuk mezun olduğu okulu basıp öğretmen ve öğrencileri otomatik silahla öldürdü.

… Ve son olarak Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan üzücü olaylar.

Doktora gittiğimizde ilk önce teşhis konuyor, öyle değil mi?

Doktor hastalığın ne olduğunu net bir şekilde belirledikten sonra tedaviye geçiyor. Şayet ilk başta teşhis yanlış konulursa hem zaman kaybı yaşanıyor hem de o hastanın kurtulma olasılığı zayıflıyor.

Ankara’da bir aile dostumuzun evinde sohbet ediyoruz. İki erkek çocukları var. Çocukların okullarıyla anne ilgileniyor. O gün anne çocuklarını okuldan almaya gittiğinde ilginç bir olay ile yüzleşiyor.

Annenin anlattığına göre; Okulda öğrenciler bir haftadır okulun etrafındaki belediye mazgallarının altından düşman arıyorlarmış!

Bu gerçek ve yaşanmış bir olay. Nasıl yani, dedim.

İzzet Bey; “Okulda çocuklar cep telefonlarından bir oyun oynuyorlarmış, oynadıkları oyunda, oyun gereği verilen görevleri yerine getirmek için gerçek olduğunu sanarak mazgalların altından düşman arıyorlarmış! Üstelik bir birleriyle yarışıyorlarmış” Şaşırdım kaldım.

Çok ilginç geldi.

Bu olaydan birkaç ay sonra İstanbul’da yine başka aile dostumuz ile sohbet ediyoruz. Çoluk çocuk nasıl, demeye kalmadı abi her şey yolunda da çocukları kontrol edemiyoruz! Ellerinden öperler, birisi 13, diğeri 15 yaşında iki oğlan var. Seni beni parmağında oynatıyorlar. Son zamanlarda bir oyuna dadandılar. Bu oyunu gerçek sanıyorlar. Oyunun bir parçası olarak gerçek yaşantılarında uygulamaya çalışıyorlar!

Sözcü Gazetesi’nde yöneticilik yaptığım yıllar da Çatalzeytinli bir esnaf arkadaşımızın kızı Kazakistan’da İletişim Fakültesi okumuştu. (Sevgi Özçelik) uzun bir süre yanımızda staj yapmıştı.

Sevgi ile yıllar sonra tekrar tekrar yolumuz kesişti. Telefondan arıyor “İzzet Abi doktora tezim için sizinle buluşmamız gerekiyor. Sizinle röportaj yapmam lazım” dedi.

Olukbaşı’ndaki Elles Kafe’de buluştuk.

Sevgi sordu ben cevapladım. Ses kaydımı aldı.

Sevgi doktora çalışmasını 12-15 yaş arasındaki çocukların (DİSCORD) vs. gibi sayısız kapalı devre sitelere ailelerin bilgisi dışında girdiklerini ve bu oyunların çok ama çok tehlikeli olduğundan falan bahsediyordu.

Sevgi Özçelik, doktora çalışmasını tamamlayabilmek için sadece Kastamonu’da yaklaşık bin 300 çocukla yüz yüze görüştüğünü ve hepsinin de bu uygulamaları kullandığını ve hiç birinin de ailelerinin ve öğretmenlerinin bilgisi olmadığını dehşetle öğrendiğini anlattı.

Sevginin doktora çalışmasını Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) kitap olarak bastırıp Türkiye genelinde tüm okullarda ders olarak okutulması yönünde bir karar aldığını daha sonra öğrendim.

Çocuğunuzun cebine akıllı bir telefon koyduğunuz andan itibaren o çocuk sizin çocuğunuz olmaktan çıkıyor. Yani artık o çocuğu siz kontrol edemiyorsunuz!

Dün Amerika, Almanya, Avustralya ve bugün Türkiye’de artık çocuklarımız kapalı devre oyunlar oynuyorlar ve bu oyunlara o çocuğun dışında kimse müdahale edemiyor.

Peki ne yapmamız gerekiyor. Makalemizin başında dedik ya ilk öne doğru teşhis, tedavi daha sonra diye.

Teşhis işte tamda budur. Çocukların beyinlerini kontrol altında tutan kapalı devre bilgisayar oyunları!

Dijital dünyaya yön veren büyük yazılım şirketleri artık büyük balinaların ellerine geçmiş durumda. Onlar sürekli çocuklarımız üzerinde deneyler yapıyorlar. Yaptıkları yazılımlarla adeta birbirleriyle yarışıyorlar ve milyar dolarlar kazanıyorlar. Bizim çocuklarımızın bir birini öldürmesi onların umurunda bile değil.

Peki biz ne yapmalıyız. Yerli ve Milli sermayemiz ile eğittiğimiz yazılımcı beyinlerimize bu tuzak karşısında panzehir yazılımlar yazdırmalıyız. Bu yazılımları çocuk daha telefonla tanışmaya başladığı gün o telefona otomatik olarak kurmamız gerekiyor. Çocuklarımızı bu kapalı devre tuzak oyunlardan ve zehirden ancak böyle koruyabiliriz.

Aksi takdirde her öğretmenin ve her öğrencinin başına birer polis koyamazsınız. Zehir varsa bunun karşılığında panzehirde olmalı.

Tekrar Urfa’da ve Maraş’ta hayatlarının baharında menfur bir olay sonrası yaşamlarını yitiren yavrularımıza Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

GÜNÜN SÖZÜ

“Her şeyi bırakın, 12-17 yaş arasındaki yavrularımıza bakın…”