Bundan yaklaşık 20 yıl kadar önce benimde mezun olduğum Alatarla Orta Okulu’nun okul gazetesi için bir makale kaleme almam istenmişti. O yıllarda bu makaleye benzeyen bir yazı kaleme almıştım.
Aradan geçen zamanda bu makaleyi birden fazla gündemi hatırlatmak için yayımladım. Yakın zamanda ise 11 Ağustos Bozkurt Sel afetinde yeniden ‘su’yun güzelliğini ve yıkıcı yönünü hatırlattık hemşehrilerimize…
Bugün ise 4’ncü defa yayınlamak geldi içimden. O yıllarda ve daha sonra kaynak gösterilmeden birçok gazete ve internet dünyasında yayınlayanlar oldu. Olsun yine de suyun güzelliğini ve eksikliğini hatırlamak gerek öyle değil mi?
Gelelim konumuza;
Her şehrin ve kasabanın gündemi farklı. Malum bizim gündemimizde SU.
Büyük bir afet olmadan kimse önceden tedbir almıyor. Aslında deprem olmadan önleyici tedbirlerle kayıplar en aza indirilebiliyorken maalesef bunu yapamıyoruz. İllaki bir afet veya kriz çıkmak zorunda mı?
Çıkıyor işte!
Bugünkü gibi bundan sonrada ülkemizde de şehrimizde de krizler çıkar ve çıkacaktır da. Önemli olan bu krizi yönetebilmektir.
Bir önceki yazımda Belediye Başkanı Hasan Baltacı yönetimindeki belediyeyi su konusunda alternatif planlar yapmadığı için eleştirdim.
Bu konuda yereldeki muhalefet AK Parti tarafı da sazı eline almaz mı?
Hatta konuyu mizah olarak bile kullandılar. İşte bu konu dün akşam Belediye Meclis toplantısında gündeme getirildi.
Başkan Hasan Baltacı’nın yönettiği toplantıda hemen hemen herkes söz aldı. Hasan Baltacı ve yönetimi su izale hattındaki arızayı ve yaşananları anlatırken AK Partililer de eleştirilerine devam ettiler.
Hatta mecliste AK Partililerin Ilgaz Dağı’nın karlı tabelası önünde boş su bidonlarla yapay zeka kullanılarak yaptıkları görsel paylaşımı da gündeme geldi.
Aslında buradaki fotoğraftan ziyade görselde kullanılan Erkin Koray’ın o meşhur Fesuphanallah şarkısını ekleyip sosyal medyadan paylaşım yapmalarını ben şahsen hiç doğru bulmadığımı ifade etmek zorundayım.
Şehir bir şekilde susuz kalmış lakin Kastamonu Belediyesi’nde muhalif durumda olan AK Parti Meclis Üyesi Cengiz Zengin bunu fırsata çevirip sosyal medyada alay konusu yapmasını ne ahlaki, nede etik bulmadığımı açık ve net olarak belirtmeliyim.
Bu memlekette Hasan Baltacı’yı benim kadar eleştirmiş ikinci bir kişi daha yoktur!
Gazeteci eleştirir, mizah konusu da yapar lakin sizler böylesine ciddi bir konuda daha sorumlu ve yapıcı yaklaşmalıydınız!
Afetten ve krizlerden faydalanıp bunu siyasi fırsata çevirmek siyasilerimize hiç yakışmadı.
Saatlerce, günlerce şehrin tamamı susuz kalmış, genel iktidarda olan yerelde muhalefette olan AK Partililer sosyal medyada da olsa müzik çalıp oynuyorlar! Bunu ne etik nede ahlaki olduğunu hiçbir kimse savunamaz.
Umarım bu afetlerden, arızalardan hepimiz gerekli dersleri almışızdır.
Makalemizin başlığı neydi?
SU GİBİ OLABİLMEK
“Şimdi sen su olduğunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok, tükenmez...
İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu aksan bile, dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın!
Yani; seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın…
Unutma!
Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin. Gürültünün parçası olursun sadece!
Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir.
Çünkü; Su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düşünürsün.
Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!
Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın en sakin anını bekledi suyun durgun yerlerini bulabilmek için, gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler.
Sen şimdi, hep bir su olduğunu düşün.
Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez.
Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol, su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!..
Sen bir su ol...
Ama rahmet ol, afet değil! Tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme, sana felaket denmesin!
Su, isen bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin!..
Su, yüce Allah'ın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri... Suya benzediğini unutma!
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu da unutma.
Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi kıyametler koparıcı olabileceğini de unutma...
Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin doğaya…
Ve yaşayabilirsin dünya döndüğü müddetçe...
Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan olursun; seller, afetler gibi...
Ama yapman gereken şu değil mi? Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini!
Hatta anlayanların anladıklarının da, senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin! Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın.
Ağzını açıp şelaleden dökülen suyu içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç?
Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler, beyni olan her yaratık gibi!
Hadi; Sen şimdi su olduğunu düşün ve kendini su gibi hisset...
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı... Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu hatırla...
Ama yine su gibi bir küçük bardağın içine sığdır ki kendini; girebilmeyi öğren insanların damarlarına…
- Su gibi ol, temiz ve temizleyen...
- Su gibi ol, hayat ver insanlara.
- Su gibi ol, gönülden seven ve sevilen.
- En önemlisi de vaz geçilmez ol…
Kalın sağlıcakla.
GÜNÜN SÖZÜ
“Su hayattır…”