İran, resmi adıyla İran İslam Cumhuriyeti.

Başkenti: Tahran

Resmi Dili: Farsça

Para Birimi: İran Riyali

Yüzölçümü: 1 Milyon 648 bin 195 km kare

Nüfusu: 92 milyon 417 bin

Eyalet Sayısı: 31 (Tebriz eyaleti Azerbaycan Türklerinin yaşadığı bölge)

Türk Nüfusu: Yaklaşık 35 milyon (Büyük bir çoğunluğu Tebriz’de yaşıyor ve Türkçe konuşuyor.)

Dünyanın en eski kavimlerinden ve eski bir medeniyet coğrafyası İran. 1979 yılına kadar demokratik bir devlet olarak yaşayan İranlılar, 1979’daki devrim sonrası adını da değiştirerek İran İslam Cumhuriyeti olarak variyetini sürdürmekte.

Türkiye’nin komşusu olan İran, dünyanın en çok petrol ve yer altı madenlerine sahip ülkelerden biri.

Bir ucu Türkiye, diğer ucu Pakistan’a kadar uzanan bu büyük coğrafya 4 gün önce Amerika ve İsrail’in saldırısına maruz kaldı. Kısaca coğrafyamız ateş altında.

İsrail, şu anki topraklarına sonradan yerleşerek önce Filistin’i ardından tüm Orta Doğu’yu ateşe verdi.

İsrail’de ve Amerika’da yaşayan marjinal Yahudilerin sözde dini kitaplarında yazıldığını iddia ettikleri vaad edilmiş topraklar olarak adlandırdıkları Fırat’ın batısı ile Nil’in doğusu olarak gördükleri toprakları istiyorlar!

Izzet Sarı Iran Yazı (2)

Bu hayallerini gerçekleştirmek içinde önce İran-Irak savaşını çıkartarak iki ülkeyi de zayıflattılar! Ardından Saddam Hüseyin’i kimyasal silah üretiyor iddiasıyla Irak’ı parçalayıp böldüler ve zayıflattılar! Ardından Arap Baharı olarak adlandırılan Cezayir’den, Tunus’a, Libya’dan Mısır’a kadar olan Müslüman ülkelerinin ekonomisini çökerttiler ve yönetimlerini de kendi çıkarları doğrultusunda değiştirdiler.

Ardından yıllarca Suriye’yi iç savaş çıkartarak zayıflattılar! Bir ara Türkiye’ye kafa tutar gibi olsa da Türkiye’nin saldırgan tavrı olmadığı ve de NATO üyesi olması nedeniyle bu hayalini ertelemek zorunda kaldılar.

Sonradan sığınmacı bir halk ve terör devleti olmaları nedeniyle üzerlerinde tehdit oluşturan tüm ülkeleri zayıflatma politikasını devreye soktu bu Yahudiler.

En son barış müzakerelerinin Umman ve Cenevre’de devam ettiği bir süreçte Amerika ile birlikte İran’a saldırdı. (Gerekçe nükleer silah üretiyor diye)

İsrail’in derdi belli, peki Amerika’nın derdi ne diye soracak olursanız. Bunun cevabı da çok basit. Sömürge!

Venezüella’nın devlet başkanı ve eşi an itibariyle ABD’de tutuklu ve de nükleer silah falan da ütemiyordu!

İran, Irak, Suriye, Libya, Tunus, Mısır gibi ülkelerde yaşayan bir öğretmen 100 dolar maaş alırken Amerika’da yaşayan ve çalışan bir öğretmen 5 bin dolar maaş almaktadır! Her ikisi de 8 saat mesai yapmaktadır. Tek fark birisi sömürülen bir ülkede yaşamış olması diğeri ise sömüren bir ülkede yaşamış olması.

Amerika Birleşik Devletleri(ABD) borç batağında bir ülke. Kime borcu var Amerikan bankalarına. Peki Amerikan bankaları kimin kontrolünde evanjelist Yahudilerin. ABD silah sanayi kimin kontrolünde oda Amerika’daki Yahudilerin.

Kısaca doymak bilmeyen ABD’ye para akışı olması gerekiyor.

2.Dünya savaşından sonra Almanya ordusunu dağıttı ve sadece hava kuvvetleri faal durumda.

Amerika ile Almanya arasında güvenlik anlaşması adı altında bir anlaşması var.

‘Seni ben koruyacağım, sende bana yılda şu kadar milyar dolar vereceksin!’ Veriyor mu veriyor.

Peki Amerika, Almanya’yı kimden koruyacak Rusya’dan.

Devam edelim. Arap Körfezi’ndeki küçük küçük devletlerin tüm sermayesi Amerika ve İngiltere kontrolünde.

Bu bölgede de Amerika’ya bir düşman gerekli İran. Ne diyor Sudi Arabistan’a, Katar’a, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne size ben koruyacağım.

Nasıl olacak bu?

Bakın körfezin karşı tarafında İran tehdidi var! Siz her sene benden şu kadar milyar dolarlık uçak, silah ve teknoloji alacaksınız bende sizi İran tehdidinden koruyacağım! Yani bir pilin artı-eksi kutbu gibi düşünün.

Peki Amerika yıllar yılı bu Arap ülkelerinin petrolünü aldı mı, aldı ve halada almaya devam ediyor.

Bu ülkelerin hava yollarında kullandığı yolcu uçaklarından hava kuvvetlerindeki savaş uçaklarına ve hatta diğer savaş ekipmanlarının tamamına yakınını Amerika’dan alıyorlar!

Kısaca Orta Doğu’daki tek engel İran kaldı. İsrail önce İran’a saldırıyor, kışkırtıyor devamın da uzak coğrafyadaki müttefikinin ekonomisini düzeltmek için saldırıyor.

İran savaşının ABD Hükümetine maliyeti günlük 550 bin dolar.4 günlük maliyeti 2.5 milyar dolar.

Yani ABD, hükümeti Yahudi firmalarının kontrolündeki silah fabrikalarından aldığı silahlarla vuruyor İran’ı.

Peki bu savaşın maliyetini daha sonra nereden çıkartacak ABD Hükümeti tabi ki yine körfez ülkelerinden. ...Yani çayın taşıyla çayın kuşunu vurma hikayesi gibi…

Peki bu savaş Türkiye’ye sıçrar mı, kesinlikle hayır sıçramaz.

Ne zaman Türkiye’ye sıçrar onu da söyleyelim. İsrail ne zaman bizim Kuzey Kıbrıs’a saldırırsa işte savaş o zaman bize sıçrar.

Ne zaman İran’da bir otorite boşluğu olurda PKK, PYD ve PJK adı altındaki terör örgütü buralarda beslenir ve büyürse işte o zaman bize sıçrar.

Türkiye’yi 100 yıldır yöneten hükümetlerin hepsinin ortak bir açıklaması var. (Bizim hiçbir komşumuzun toprağında gözümüz yok.)

Tamamda batı sömürge istiyor. Daha çok sömürge ve daha çok petrol ve maden istiyor. Doymak bilmiyor ki bu emperyalist ülkeler.

Bir bakmışsınız Yunanistan’ı maşa olarak kullanıyor, bir bakmışsınız İsrail’i.

Peki ne yapmamız gerekiyor.

Çok basit. Önce birlik beraberliğimizi muhafaza etmeliyiz. Ardından son yıllarda büyük bir hamle yapılan savunma sanayimizi daha güçlü hale getirmeliyiz. Peki başka ne yapmalıyız. İçimizdeki ajanları temizlemeliyiz!

Peki bu nasıl olacak? O’da vatandaşların vergilerini yöneten hükümetlere kalıyor.

Yani yanisi şu sevgili okurlar. Biz kenetlendiğimiz sürece ve de güçlü bir savunma sanayimiz olduğu sürece kimse bu asil ve kadim millete yan gözle bakamaz…

GÜNÜN SÖZÜ

“Bir olalım, Diri olalım ve de İRİ olalım…”

(Hacı Bayram Veli Hz.)