Bilim dünyasında son yıllarda art arda yayımlanan araştırmalar, egzersizin yalnızca kas gücü ya da kalp sağlığıyla sınırlı olmadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Düzenli fiziksel aktivitenin, hücresel yaşlanmanın temel göstergelerinden biri kabul edilen epigenetik süreçler üzerinde doğrudan etkili olabildiği, hatta bazı biyolojik yaş parametrelerinde geriye dönüş sağlayabildiği belirtiliyor. Bu veriler, sağlıklı yaşam kavramını soyut bir öneri olmaktan çıkarıp, ölçülebilir ve bilimsel bir zemine taşıyor.

Bilim Kanıtladı Düzenli Egzersiz Dna’yı Genç Tutuyor2

Bu çerçevede, Samsun’da en fazla kitap yayımlayan hekimlerden biri olarak bilinen Dr. M. Emin Dinççağ, egzersizin çok boyutlu etkilerini ele aldığı 27’nci kitabını okurla buluşturdu. Egzersiz yap, kilo ver, insülin direnci adlı eserde, hareketli yaşamın yalnızca fiziksel değil, hücresel ve zihinsel sağlık üzerindeki belirleyici rolü sade ve anlaşılır bir dille aktarılıyor.

Egzersiz ve Hücresel Yaşlanma İişkisi

Son dönemde yayımlanan çalışmalara göre düzenli egzersiz, DNA üzerinde işleyen yaşlanma mekanizmalarını yavaşlatabiliyor. Hücrelerin biyolojik yaşını belirlemede kullanılan epigenetik işaretlerde olumlu değişimler gözlenmesi, fiziksel aktivitenin “gençleştirici” etkisinin bilimsel karşılığını güçlendiriyor. Dinççağ, bu noktada egzersizin yalnızca hastalıkları önleyen bir alışkanlık değil, hücresel düzeyde sağlığı destekleyen aktif bir araç olduğunu vurguluyor.

Beyin Sağlığı ve Demans Riski

Egzersizin etkisi beyin sağlığı söz konusu olduğunda daha da dikkat çekici hale geliyor. Düzenli hareket eden bireylerde, Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen bazı protein birikimlerinin daha düşük düzeylerde seyrettiği ifade ediliyor. Bu durum, fiziksel aktivitenin demans riskini azaltmada potansiyel bir koruyucu rol üstlenebileceğine işaret ediyor. Hareketli yaşam tarzı, zihinsel berraklık ve bilişsel dayanıklılık açısından da önemli bir destek sunuyor.

Hareketsiz Yaşam Modern Çağın Riski

Sedanter yaşam biçimi, günümüzde obezite, tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları ve kemik yoğunluğu kaybı gibi pek çok sorunun temelinde yer alıyor. Egzersiz ise bağışıklık sistemini güçlendirmesinin yanı sıra, kan şekeri dengesi, hormonlar, tansiyon ve damar sağlığı üzerinde de düzenleyici etki gösteriyor. Dinççağ’a göre, birçok kronik hastalığın ortak paydasında hareketsizlik bulunuyor.

“Parasız ama etkili” Bir Sağlık Yatırımı

Bilimsel veriler, egzersizin yaşam süresini uzattığını ve yaşam kalitesini belirgin biçimde artırdığını ortaya koyuyor. Düzenli fiziksel aktivitenin ölüm riskini ve bazı hastalıklara bağlı komplikasyonları anlamlı oranlarda düşürdüğüne dair bulgular, egzersizi güçlü bir destekleyici tedavi unsuru haline getiriyor. Üstelik bu etki, herhangi bir maliyet gerektirmeden elde edilebiliyor.

Sağlıklı Yaşam Bilinçli Bir Tercih

Egzersizin sürdürülebilir olması için doğru planlama ve gönüllülük büyük önem taşıyor. Uygun ekipman seçimi, ısınma ve soğuma aşamalarının ihmal edilmemesi ve egzersizin yaşamın doğal bir parçası haline getirilmesi, uzun vadeli başarıyı belirliyor. Dinççağ’ın da altını çizdiği gibi, sağlıklı yaşam bir tesadüf değil; bilinçli ve istikrarlı tercihlerin sonucu olarak şekilleniyor.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı