Samsun’da yaşayan 71 yaşındaki Zekai Bozyel, yıllardır kalp rahatsızlıkları nedeniyle düzenli kontrol altında tutuluyordu. Yaklaşık 15 yıl önce bypass ve kalp kapak ameliyatı geçiren Bozyel, son olarak kolunda ani güçsüzlük şikâyetiyle hastaneye başvurdu. Yapılan değerlendirmeler, durumun sıradan bir dolaşım problemi olmadığını, felç riskini doğrudan artıran ciddi bir damar daralmasına işaret ettiğini ortaya koydu.

Nöroloji servisinde yapılan tetkiklerde, sağ boyun damarında yüzde 30, sol boyun damarında ise yüzde 90 oranında daralma saptandı. Özellikle sol taraftaki ileri düzeydeki darlığın hastanın felç geçirmesine yol açtığı değerlendirildi. Ancak Bozyel’in kronik akciğer rahatsızlığı ve geçmişte geçirdiği büyük ameliyatlar, klasik cerrahi müdahale açısından yüksek risk anlamına geliyordu.
Yüksek Risk Nedeniyle Kapalı Yöntem Tercih Edildi
Hastanın genel sağlık durumu yeniden ele alındı ve açık ameliyat yerine daha az invaziv bir yöntem üzerinde duruldu. Kardiyoloji ekibi, riskleri minimize etmek amacıyla kasıktan girilerek yapılan anjiyografik stent uygulamasına karar verdi.
Medicana International Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yanık, yapılan değerlendirmelerde damarın bu şekilde bırakılmasının çok daha büyük bir felç tehlikesi taşıdığını ifade etti. Hastayla sürecin ayrıntıları paylaşıldıktan sonra girişimsel işlem planlandı.

Operasyon sırasında kasık bölgesinden damar yoluna ulaşılarak, herhangi bir cerrahi kesi yapılmadan sol boyun damarına stent yerleştirildi. Böylece daralan damar genişletildi ve beyne giden kan akışı yeniden güvenli seviyeye çıkarıldı. İşlem sonrası hastada ek bir komplikasyon gelişmedi ve kısa sürede taburculuğu sağlandı.
Felç Riskine Karşı Zamanında Müdahale
Uzmanlar, boyun damarındaki ileri derecede daralmaların müdahale edilmediği takdirde kalıcı felçlere neden olabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle daha önce kalp ameliyatı geçirmiş ve ek hastalıkları bulunan kişilerde tedavi planı oluşturulurken risk-fayda dengesi titizlikle değerlendiriliyor.
Zekai Bozyel ise hastaneye başvurduğu günlerde baş ve boyun bölgesinde belirgin bir baskı hissi yaşadığını, işlem sonrası bu şikâyetlerin ortadan kalktığını belirtiyor. Oğlu Recep Bozyel de babasının uzun süredir riskli hasta grubunda yer aldığını, ancak gerçekleştirilen müdahale sayesinde yeniden ciddi bir felç tehlikesinin önüne geçildiğini dile getiriyor.
Samsun’da gerçekleştirilen bu girişimsel işlem, ileri yaş ve ek hastalıkları bulunan hastalarda kapalı yöntemlerin ne kadar hayati bir alternatif olabileceğini bir kez daha ortaya koydu. Erken teşhis ve doğru müdahale, felç gibi kalıcı sonuçlar doğurabilecek tabloların önlenmesinde belirleyici rol oynuyor.





