Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Yusuf Demir, Türkiye’de son dönemde yaşanan yoğun yağışların hem geçmiş yıllara göre dikkat çekici seviyelere ulaştığını hem de geleceğe yönelik önemli riskleri beraberinde getirdiğini açıkladı. Özellikle 2025 sonbaharı ile 2026 ilkbaharı arasındaki süreçte yağış miktarlarının uzun yıllar ortalamasının oldukça üzerine çıktığı vurgulandı.
Son 38 Yılın En Yağışlı Dönemi
Meteoroloji verilerine göre, 1 Ekim 2025 ile 31 Mart 2026 tarihlerini kapsayan “su yılı” döneminde Türkiye genelinde yağışlar ciddi bir artış gösterdi. Bu dönemde ölçülen yağış miktarları, normal seviyelerin yaklaşık yüzde 25 üzerinde gerçekleşirken, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 80’in üzerinde artış kaydedildi. Bu veriler, son 38 yılın en yüksek yağış seviyesine işaret ediyor.

Bununla birlikte 2026 kış mevsiminde bazı bölgelerde ölçülen yağış miktarlarının son 66 yılın en yüksek değerlerine ulaştığı ifade ediliyor. Uzmanlar, bu durumun sadece geçici bir doğa olayı olmadığını, daha geniş çaplı iklim değişikliklerinin bir sonucu olduğunu belirtiyor.
Küresel İklim Değişikliği Etkisini Gösteriyor
Prof. Dr. Demir’e göre, yaşanan bu olağanüstü yağış artışı tek başına değerlendirilemez. Küresel iklim değişikliği, yağış rejiminde ciddi dalgalanmalara neden oluyor. Artık sadece kuraklık değil, ani ve düzensiz yağışlar da iklim değişikliğinin önemli göstergeleri arasında yer alıyor.

Özellikle Akdeniz bölgesinde artan deniz suyu sıcaklıkları, atmosferdeki nem oranını yükselterek yoğun yağışların oluşmasına zemin hazırlıyor. Bunun yanı sıra atmosferdeki jet akımları (Jetstream) ve konveksiyonel hava hareketlerindeki düzensizlikler de yağışların şiddetini artıran faktörler arasında bulunuyor.
Bir diğer önemli etken ise El Nino ve La Nina iklim olayları arasındaki geçiş süreci. Bu geçiş dönemleri, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de ani ve yoğun yağışların görülmesine neden olabiliyor.
Ekstrem Hava Olaylarında Artış Bekleniyor

Uzmanlar, önümüzdeki dönemde ekstrem hava olaylarının daha sık yaşanabileceği konusunda uyarıyor. Son aylarda Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelen sel felaketleri, bazı şehirlerde görülen hortumlar ve ani sağanaklar bu durumun somut örnekleri olarak gösteriliyor.
Bu tür olayların artmasının temel nedeni, yağışların artık daha düzensiz ve kısa sürede yoğun şekilde gerçekleşmesi. Bir ayda düşmesi beklenen yağış miktarının birkaç saat içinde gerçekleşmesi, sel ve su baskınlarını kaçınılmaz hale getiriyor.
Komplo Teorilerine Bilimsel Yanıt
Son dönemde sosyal medyada sıkça dile getirilen “yağışların yapay yollarla artırıldığı” veya “savaşların iklimi etkilediği” yönündeki iddialara da açıklık getirildi. Prof. Dr. Demir, bu tür söylemlerin bilimsel bir temele dayanmadığını belirterek, kamuoyunun bu iddialara itibar etmemesi gerektiğini ifade etti.

Bulut tohumlama gibi yöntemlerin var olduğunu kabul eden Demir, bu tekniklerin etkisinin oldukça sınırlı olduğunu vurguladı. Bu uygulamalarla yağış miktarında en fazla yüzde 5 ila 20 arasında bir artış sağlanabildiğini belirten uzman, bir bölgedeki yağışın başka bir bölgeye yönlendirilmesinin ise günümüz teknolojisiyle mümkün olmadığını söyledi.
Yaz Ayları İçin Kuraklık Uyarısı
Yoğun yağışlara rağmen yaz ayları için dikkat çeken bir uyarı da yapıldı. Uzmanlara göre, 2026 yazında özellikle temmuz, ağustos ve eylül aylarında yüksek sıcaklıklar ve kuraklık riski öne çıkıyor.
Bu durum, mevcut yağışların oluşturduğu “su bolluğu” algısının yanıltıcı olabileceğini gösteriyor. Baraj doluluk oranlarının artmış olması kısa vadede olumlu bir gelişme olsa da, su kaynaklarının bilinçsiz kullanımı halinde bu avantaj hızla kaybedilebilir.
Su Yönetimi Hayati Önem Taşıyor
Uzmanlar, Türkiye’nin su kaynaklarını daha verimli kullanması gerektiğine dikkat çekiyor. Özellikle tarım, sanayi ve günlük yaşamda su tasarrufu bilincinin artırılması gerektiği vurgulanıyor.
Ani yağışlar nedeniyle barajlarda doluluk oranlarının hızla yükselmesi, kontrollü su tahliyelerini de beraberinde getiriyor. Bu durum zaman zaman yeni sel riskleri oluşturabiliyor. Bu nedenle hem yetkililerin hem de vatandaşların dikkatli olması büyük önem taşıyor.
Sonuç olarak, Türkiye’de yaşanan bu yoğun yağış dönemi, küresel iklim değişikliğinin etkilerini açıkça ortaya koyuyor. Uzmanlar, hem aşırı yağışlara hem de olası kuraklık dönemlerine karşı hazırlıklı olunması gerektiğinin altını çiziyor.





