Tütün dumanındaki kimyasalların mesanenin iç yüzeyini yıllar içinde tahriş ederek mesane kanseri riskini 4 kat artırdığı bildirildi. İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Uluslararası Ürolojik Araştırmalar Derneği (IURES) eski Başkanı Prof. Dr. Öner Şanlı, özellikle sigara içen ve 40 yaş üzeri kişilerin dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

“İdrarda kan görmeyi asla ‘geçer’ diyerek ertelemeyin. Özellikle 40 yaş üzeri ve sigara içen kişiler daha dikkatli olmalıdır” uyarısında bulundu.

Erkeklerde Daha Sık Görülüyor

Mesane kanserinin, idrar kesesinde gelişen bir kanser türü olduğunu belirten Prof. Dr. Şanlı, erkeklerde kadınlara göre daha sık rastlandığını söyledi.

“İdrarda kan görürseniz, ağrı olmasa bile vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurun. İdrarda kan, mesane kanserinin en sık belirtisidir ve idrar kırmızı, bordo ya da çay renginde olabilir. Erken tanı, tedavinin başarısını ve yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır.”

Sık İdrar, Yanma ve Ani Sıkışma Dikkat

Prof. Dr. Şanlı, sık idrara çıkma, ani sıkışma, idrar yaparken yanma ve tam boşaltamama hissinin de mesane kanserinin belirtileri arasında olduğunu söyledi:

“Bu yakınmalar her zaman kansere bağlı değildir. Enfeksiyon, selim prostat büyümesi veya mesane taşı gibi nedenlerle de oluşabilir. Ancak özellikle kanama varsa, 'geçer' demek yerine mutlaka hekim tarafından değerlendirme gerekir.”

Riskli Meslek Gruplarına Uyarı

Prof. Dr. Şanlı, tütün ve tütün ürünleri kullanımının mesane kanserinde en büyük ve değiştirilebilir risk faktörü olduğunu belirtti. Ayrıca bazı meslek gruplarının da risk altında olduğuna dikkat çekti:

“Boya, kauçuk, tekstil, metal ve deri sanayinde bazı kimyasallara maruziyet, uzun süreli idrar yolu irritasyonu, ileri yaş ve erkek cinsiyet risk artışıyla ilişkili. Bu meslek gruplarında çalışanlar koruyucu önlemlere uymalı ve periyodik sağlık kontrollerini aksatmamalıdır. Kimyasal maruziyeti olan işlerde koruyucu ekipmanı eksiksiz kullanın ve işyeri hekimliği ile işbirliği yapın.”

Düzenli Sistoskopik Takip Hayat Kurtarıyor

Mesane kanserinde tanının bazı testlerle başladığını belirten Prof. Dr. Şanlı, şu bilgileri paylaştı:

“İdrar tahlili ve bazı durumlarda idrar sitolojisiyle kanser hücreleri araştırılır. Ultrason ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleriyle böbrekler ve idrar yolları değerlendirilir. Kesin tanı çoğunlukla sistoskopiyle ve mesane içindeki kitlelerin transüretral yolla temizlenmesi (TUR-T) sonrası patoloji incelemesiyle konur. Düzenli sistoskopik takip, olası nüksleri erken yakalamak için şarttır. Kas tabakasına ilerlemiş hastalıkta temel tedavi mesanenin cerrahi olarak çıkarılması (radikal sistektomi) şeklindedir.”

Umut Veren Gelişmeler

Prof. Dr. Şanlı, mesane kanserinde son dönemdeki teknolojik ve tıbbi gelişmelere dikkat çekti:

  • Manyetik rezonans görüntüleme (MR), tümörün mesane duvarındaki derinliğini, lenf düğümlerini ve çevre dokuları değerlendiriyor.
  • Mavi ışık gibi endoskopik teknolojiler, yüzeysel tümörlerin daha iyi fark edilmesini sağlıyor.
  • Tümörün genetik alt tipleri ve bazı değişiklikler, tedavi seçiminde yol gösteriyor.
  • İmmünoterapi ve PD-L1 belirteçleri, bazı ilaçlar için yanıt olasılığını anlamada yardımcı oluyor.
  • Ameliyat sonrası kanda dolaşan tümör DNA’sının (ctDNA) araştırılması, ‘mikroskobik kalıntı’ hastalık riskini saptamada umut verici.
  • Robotik cerrahi, radikal sistektomi ameliyatlarında hassas disseksiyon, küçük kesiler ve genellikle daha az kan kaybı sağlıyor.

Uzmanlar Uyardı Bu Bağımlılık Mesane Kanseri Riskini 4 Kat Artırıyor! 12

Kaynak: Haber Merkezi