Türkiye’de ve dünya genelinde özellikle yaşlı ve yatağa bağımlı hastalarda sıkça görülen basınç ülserleri (yatak yaraları), hem yaşam kalitesini düşüren hem de tedavi süreci uzun ve maliyetli olan önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Bu kronik yara türü, uzun süre hareketsiz kalan hastalarda cilt ve alt dokuların basınca bağlı olarak hasar görmesiyle ortaya çıkıyor.

Bu önemli sağlık problemine karşı Türkiye’den dikkat çeken bir bilimsel çalışma yürütülüyor. Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde; Kastamonu Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen proje kapsamında, tıbbi mantar bazlı yenilikçi bir “patch (yakı)” teknolojisi üzerinde çalışılıyor.
Tıbbi Mantarlarla Geliştirilen Yenilikçi Patch Teknolojisi
Toplam 19 akademisyenin yer aldığı proje, basınç ülserlerinin tedavisinde doğal içerikli ve bilimsel temelli yeni bir yaklaşım sunmayı hedefliyor. Araştırma kapsamında Kastamonu bölgesinden toplanan üç farklı tıbbi mantar türü kullanılıyor:
- Ganoderma lucidum (Reishi mantarı)
- Laetiporus sulphureus (Kükürt mantarı)
- Amanita caesarea (İmparator mantarı)
Bu mantarların içeriğinde bulunan güçlü biyolojik bileşenler, antioksidan, antiinflamatuvar ve doku yenileyici özellikleriyle dikkat çekiyor. Bilim insanları, yaklaşık bir yılı aşkın süredir bu mantarların fitokimyasal yapısını analiz ederek özel bir taşıyıcı sistem üzerinde çalışıyor.

Amaç, bu doğal bileşenleri bir araya getirerek doğrudan yara bölgesine uygulanabilen bir “patch” yani tıbbi yakı geliştirmek.
Yaşlanan Nüfus ve Artan Yatak Yarası Sorunu
Projenin mentörlüğünü yürüten ve aynı zamanda King’s College London’da misafir araştırmacı olarak görev yapan Doç. Dr. Çiğdem Sevim, çalışmanın ortaya çıkış sürecini şu sözlerle açıklıyor:

Kastamonu’nun Türkiye’de yaşlı nüfus oranı en yüksek ikinci şehirlerden biri olduğunu belirten Sevim, özellikle palyatif bakım servislerinde basınç ülserlerinin ciddi bir sorun haline geldiğini vurguluyor. Hastaların hem yaşam konforunun düştüğünü hem de tedavi maliyetlerinin arttığını belirten Sevim, bu durumun bilimsel bir çözüm ihtiyacını doğurduğunu ifade ediyor.
Bu noktada Kastamonu’nun zengin mantar çeşitliliği, projeye ilham kaynağı oldu.

Üç Farklı Mantar, Üç Farklı Taşıyıcı Sistem
Proje kapsamında en dikkat çekici aşamalardan biri, üç farklı mantar türü için ayrı taşıyıcı sistemler geliştirilmesi oldu. Bu sistemlerin doğrudan yarayı iyileştirmekten çok, hücre yenilenmesini destekleyen ve bağışıklık sistemini güçlendiren bir yapı sunması hedefleniyor.

Doç. Dr. Sevim, süreci şu şekilde özetliyor:
- Mantarların aktif bileşenleri izole ediliyor
- Farklı dozaj ve oranlarda optimize ediliyor
- Taşıyıcı sistemlere entegre ediliyor
- Hücresel ve doku düzeyinde etkileri analiz ediliyor
Bu çalışmalar sayesinde yalnızca yüzeysel değil, hücre düzeyinde iyileşme sağlayabilecek bir sistem geliştirilmesi amaçlanıyor.
Güvenlik Testleri ve Bilimsel Doğrulama Süreci

Projenin en kritik aşamalarından biri ise güvenlik testleri. Araştırma ekibi, geliştirilen ürünün klinik kullanım öncesinde toksikolojik analizlerden geçirilmesine büyük önem veriyor. Hücre kültürü çalışmaları ve doku bütünlüğü testleri sayesinde ürünün güvenilirliği bilimsel olarak doğrulanıyor.
Bu kapsamlı süreç, ürünün piyasaya sunulmadan önce tüm risklerinin analiz edilmesini sağlıyor.
İlk Prototip Üç Ay İçinde Hazır
Projede şu anda önemli bir aşamaya gelindi. İlk mantar türü üzerinde yapılan çalışmalar tamamlanmak üzere ve ilk prototipin yaklaşık üç ay içinde ortaya çıkması bekleniyor. Bu prototip, geliştirme sürecinin en önemli kilometre taşlarından biri olacak.
Projenin tamamının ise iki yıl içinde bitirilmesi hedefleniyor. Sürecin ardından patent başvurusu yapılarak ürünün ticarileştirilmesi planlanıyor.
2 Milyon Liralık Bütçeyle Desteklenen Stratejik Proje
Bilimsel araştırma, Kastamonu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Kurumu tarafından destekleniyor. 2 milyon lirayı aşan bütçesiyle proje, Türkiye’nin biyoteknoloji ve farmasötik araştırmalar alanındaki önemli girişimlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Ayrıca Cumhurbaşkanlığı destekli ihtisas projeleri kapsamında yürütülen çalışma, ormancılık açısından zengin kaynaklara sahip Kastamonu’nun bilimsel potansiyelini de ortaya koyuyor.
Sağlık ve Ekonomi Açısından Büyük Potansiyel
Geliştirilen mantar bazlı patch teknolojisinin sadece sağlık alanında değil, ekonomik anlamda da önemli katkılar sunması bekleniyor. Geleneksel tedavi yöntemlerine göre daha doğal, yan etkisi daha düşük ve daha etkili bir alternatif oluşturulması hedefleniyor.
Başarıya ulaşması durumunda bu teknoloji, hem Türkiye’de hem de uluslararası sağlık sektöründe yeni bir tedavi yaklaşımının önünü açabilir.





