Uzman Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav kaygısının normal bir duygu olduğunu, ancak yoğunlaştığında öğrencilerin akademik performansını düşürebileceğini belirtti. Arı, doğru yöntem ve desteklerle bu kaygının yönetilebileceğini ifade ederek, öğrencilerin sınav dönemlerinde yaşadıkları endişe ile başa çıkmalarının mümkün olduğunu söyledi.

"Sınav öncesi hissedilen kaygı, belirli bir düzeyde performansı artırabilir. Ancak yoğun, sürekli ve kontrol edilemeyen kaygı hem öğrencinin başarısını hem de psikolojik sağlığını olumsuz etkiler" diyen Arı, kaygının yaşamın doğal bir parçası olduğunu vurguladı.

Sınav Kaygısı Nedir?

Eğitim De Yeni Sınav Tarihleri

Sınav kaygısı, öğrencilerin gerçek potansiyelini göstermesini engelleyen yoğun endişe hali olarak tanımlanıyor. Arı, özellikle ergenlik dönemindeki öğrencilerde bu durumun daha sık görüldüğünü belirtti. "Sürekli 'Ya başaramazsam?' veya 'Ya rezil olursam?' gibi düşünceler, öğrencinin zihnini meşgul eder. Bu da dikkat ve konsantrasyonu düşürür, bilgiyi hatırlamayı zorlaştırır" dedi.

Bu kaygı, kısa süreli ve durum odaklı olabileceği gibi, kontrol edilemediğinde öğrencinin günlük yaşamına da yansıyabilir.

Kaygı Sorun Olursa Hangi Belirtiler Görülür?

Psikolog Gonca Malkoç Arı

Arı, sınav kaygısının bazen profesyonel destek gerektirebileceğini belirterek dikkat edilmesi gereken belirtileri sıraladı:

  • Sınavdan günler hatta haftalar öncesinde başlayan yoğun endişe

  • Uykusuzluk, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi fiziksel tepkiler

  • Ders çalışmayı sürekli erteleme veya tamamen kaçınma

  • Sınav sırasında zihnin boşalması

Eğer kaygı, sınav dışında da sürekli bir başarı beklentisi ve endişe yaratarak hayatın diğer alanlarına yayılıyorsa, burada kaygı bozukluğundan söz etmek mümkün.

Ailelere Önemli Uyarılar

Klinik uygulamalarda en sık rastlanan kaygı sorunları arasında yaygın kaygı bozukluğu, panik atak, sosyal kaygı ve obsesif-kompulsif belirtiler bulunuyor. Gonca Malkoç Arı, sınav dönemlerinin bu tür rahatsızlıkları tetikleyebileceğine dikkat çekti.

Arı, ailelerin yaklaşımının kaygı üzerinde belirleyici olduğunu ifade ederek, "Sürekli başarı odaklı ve kıyaslayıcı bir tutum, çocuğun kaygısını artırır. Destekleyici, anlayışlı ve süreç odaklı yaklaşım ise kaygıyı azaltır" dedi. Psikolog, kaygı bozukluklarının tedavi edilebilir olduğunun altını çizdi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı