Kıyamet Saati her yıl aynı soruyu hatırlatıyor: “Gidişat nereye?” Bu saat, bir felaketin gününü saatini vermiyor, daha çok insanlığın kendi eliyle büyüttüğü riskleri sembolik bir göstergede topluyor. Yeni güncellemede ibre bir kez daha ileri alındı ve “gece yarısına 85 saniye” kaldığı açıklandı.
Bu ayarın dikkat çekici yanı, saat tarihindeki en ileri nokta olması. Geçen yıl 89 saniyeyi gösteren sembolik gösterge, bu kez biraz daha hızlandı. “Gece yarısı” ise tek bir olayı değil, dünyanın insanlar için yaşanmaz hâle gelmesini temsil eden kritik eşik olarak anlatılıyor.
Neden 85 saniye, hangi riskler öne çıktı?
Atom Bilimcileri Bülteni, güncellemeye gerekçe olarak üç ana başlığı öne çıkarıyor: nükleer savaş riski, iklim krizi ve denetimsiz şekilde hızlanan yapay zeka uygulamaları. Bilim insanlarının tonunda, “tehditler birikti, birbirini besliyor” fikri hissediliyor. Bir alanda atılan yanlış adımın, diğer alanlarda da zincirleme sonuç doğurabileceği vurgulanıyor.
Açıklamada, ülkelerin giderek daha agresif, rekabetçi ve milliyetçi bir hatta ilerlemesinin, küresel yıkım risklerini artırdığı değerlendirmesi yapılıyor. Özellikle nükleer silahlı devletlerin dâhil olduğu askeri operasyonların ve gerilimlerin yoğunlaştığına dikkat çekiliyor. Rusya Ukrayna savaşı, Hindistan Pakistan hattındaki gerilim ve ABD ile İsrail’in geçen yaz gerçekleşen saldırılarının ardından İran’ın nükleer kapasitesi etrafındaki soru işaretleri, risk başlıkları arasında sıralanıyor.
Nükleer alanda bir diğer kritik vurgu da “denetim mekanizmaları” üzerine. ABD ile Rusya arasındaki nükleer silah stoklarını düzenleyen son anlaşmanın 4 Şubat’ta sona ereceği belirtilirken, bunun uzun yıllardır süren silah kontrol çerçevesinde ciddi bir boşluk yaratabileceği hatırlatılıyor.
İklim krizi ve yapay zeka uyarısı nasıl okunmalı?
Kıyamet Saati güncellemesinde iklim krizine dair cümleler, sadece “sıcaklık arttı” demekle kalmıyor, insanların günlük hayatına değen sonuçlara işaret ediyor. Kuraklık, sıcak hava dalgaları ve sel gibi aşırı hava olaylarının artması, riskin artık soyut bir başlık olmaktan çıktığını anlatan örnekler olarak sunuluyor. Ülkelerin iklimle mücadelede anlamlı ve bağlayıcı adımlar üretmekte zorlandığı, bu nedenle gidişatın kırılgan kaldığı görüşü öne çıkıyor.
Açıklamada ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın fosil yakıtları teşvik eden ve yenilenebilir enerjiye geçişi zorlaştıran politikalarına atıf yapıldığı belirtiliyor. Bunun yanında biyoteknolojinin kötüye kullanım ihtimali ve yeterli denetim olmadan yaygınlaşan yapay zeka uygulamaları da ayrı bir risk kalemi olarak ele alınıyor. Buradaki kaygı, “teknoloji ilerliyor” cümlesinden ibaret değil, denetim ve şeffaflık geride kalırsa, hataların büyüyebileceği uyarısı.

Bilim ve güvenlik kurulunun başkanı Daniel Holz’un yaklaşımı da bu çerçeveyi tamamlıyor. Uluslararası güven ve işbirliğinin hayati olduğuna dikkat çekilirken, dünyanın “biz ve onlar” çizgisine bölünmesinin kaybetme ihtimalini artırdığı ifade ediliyor.
Kıyamet Saati nedir, gece yarısı neyi simgeler?
Kıyamet Saati, 1947’de sembolik bir uyarı aracı olarak oluşturuldu. Kökleri, İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesinde yer alan Manhattan Projesi’nde çalışan bilim insanlarının 1945’te kurduğu Atom Bilimcileri Bülteni’ne uzanıyor. İlk amaç nükleer tehdidi ölçmekti, 2007’de iklim krizi de değerlendirmeye dâhil edildi. Zaman, bilim ve güvenlik kurulundaki uzmanların değerlendirmesiyle ve sponsorlar kuruluyla istişare edilerek belirleniyor. Sponsorlar kurulunun 1948’de Albert Einstein tarafından kurulduğu, ilk başkanının da J. Robert Oppenheimer olduğu bilgisi bu tarihsel çerçevenin önemli bir parçası.
Saat bugüne kadar hiçbir zaman “gece yarısını” göstermedi. Uzmanların anlatımıyla gece yarısı, nükleer savaş gibi yıkıcı bir senaryo ya da insanlığı sarsacak ölçekte bir iklim felaketiyle dünyanın yaşanmaz hâle geldiği eşiği temsil ediyor. Öte yandan Bülten, gidişatın değişmez olmadığını da özellikle vurguluyor: Liderler ve ülkeler varoluşsal risklere karşı ortak hareket ederse, ibrenin geriye çekilmesi mümkün görülüyor.





