İYİ Parti Kadın ve Aile Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, 04 Mart Cinsel İstismarla Mücadele Günü dolayısıyla kapsamlı bir açıklama yaptı. Ofluoğlu, cinsel istismar vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak devletin ve toplumun sorumluluğuna dikkat çekti.

Kevser Ofluoğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"04 Mart Cinsel İstismarla Mücadele Günü, yalnızca bir farkındalık günü değil; devletin ve toplumun en temel sorumluluğunu hatırlama günüdür. Çünkü cinsel istismar; yaşı, cinsiyeti, engel durumu ya da sosyal konumu ne olursa olsun her bireyi hedef alabilen ağır bir insan hakları ihlalidir. Ancak kabul etmek gerekir ki kadınlar ve çocuklar bu korkunç suç karşısında çok daha savunmasız ve sessizdir.

Türkiye’de son yıllarda kamuoyuna yansıyan olaylar, sorunun münferit olmadığını açıkça göstermektedir. Eğitim kurumlarında, bakım ve barınma merkezlerinde, çeşitli kurs ve sosyal alanlarda, aile içinde ve kamusal mekânlarda yaşanan vakalar; denetim eksikliği, koruyucu mekanizmaların yetersizliği ve caydırıcılık sorunu bulunduğunu ortaya koymaktadır. Kadınlara yönelik cinsel saldırılar, çocuklara yönelik istismar vakaları, engelli bireylerin bakım süreçlerinde maruz kaldığı kötü muamele ve istismar iddiaları ile bakım evlerinde yaşlılara yönelik ihmal ve istismar örnekleri; toplumsal güven duygusunu zedeleyen ağır tablolardır.

Bu tablo içinde en ağır bedeli çoğu zaman çocuklar ödemektedir. Ve elimizdeki resmî veriler durumun vahametini açıkça ortaya koymaktadır:

2024 yılında günde ortalama 18 dava mahkemeye taşınmış; yıl içinde toplam 18.884 dosya görülmüştür. Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesi kapsamındaki dosyalar son 11 yılda %84 oranında artmıştır. Son 10 yılda TÜİK verilerine göre 250.000’den fazla çocuk cinsel istismara maruz kalmıştır.

Bu rakamlar yalnızca kayıtlara geçen vakalardır. Buzdağının görünmeyen kısmında ise özellikle aile içi cinsel istismar (ensest) ile korku, baskı ve tehdit nedeniyle sessiz kalmak zorunda bırakılan binlerce çocuk bulunmaktadır.

Benzer şekilde, ekonomik bağımlılık veya toplumsal baskı nedeniyle şikâyetçi olamayan kadınlar; fiziksel ve zihinsel engelleri nedeniyle kendini ifade etmekte zorlanan engelli bireyler; bakım veren kişilere bağımlı yaşayan yaşlılar da çoğu zaman görünmeyen mağdurlar hâline gelmektedir.

İktidarın uzun yıllardır izlediği politikalar, bu sorunu önleyici ve bütüncül bir yaklaşımla ele almaktan uzaktır. Koruyucu sosyal hizmet ağı yeterince güçlendirilmemiştir. Okullarda, bakım merkezlerinde ve sosyal hizmet kurumlarında uzman personel eksikliği giderilememiştir. Çocuk izlem merkezleri ve adli destek mekanizmaları ülke genelinde yaygın ve erişilebilir değildir. Engelli bireyler ve yaşlılar için bağımsız denetim sistemleri etkin biçimde işletilmemektedir. Yargı süreçlerinin uzunluğu ve bazı davalarda oluşan cezasızlık algısı ise caydırıcılığı zayıflatmaktadır.

Derinleşen yoksulluk, sosyal destek mekanizmalarındaki yetersizlik ve erkek-kadın eşitsizliği, istismarı besleyen risk alanlarını genişletmektedir. Çocuk yaşta evliliklerle mücadelede net ve tavizsiz bir uygulama ortaya konulamaması da savunmasız bireyleri koruma konusundaki zafiyeti gözler önüne sermektedir. Verilerin düzenli ve ayrıntılı biçimde kamuoyuyla paylaşılmaması ise sorunun gerçek boyutunun anlaşılmasını güçleştirmektedir.

İYİ Parti olarak, cinsel istismarla mücadelenin yalnızca cezai yaptırımlarla sınırlı olamayacağını vurguluyoruz. Öncelikle risk oluşmadan önce koruyucu ve önleyici politikalar güçlendirilmelidir. Ulusal ölçekte, şeffaf ve denetlenebilir bir mücadele stratejisi oluşturulmalı; çocuklar, kadınlar, engelliler ve yaşlılar için özel koruma programları geliştirilmelidir. Okullara, bakım kurumlarına ve sosyal hizmet birimlerine yeterli sayıda psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanı atanmalıdır. Çocuk izlem merkezleri güçlendirilmeli; engelli ve yaşlı bakım kurumları bağımsız ve düzenli denetime tabi tutulmalıdır. Cinsel suçlarda uzmanlaşmış mahkemeler yaygınlaştırılmalı, yargı süreçleri hızlandırılmalı ve caydırıcılık tavizsiz uygulanmalıdır. Mağdurlara ücretsiz psikolojik ve hukuki destek kesintisiz sağlanmalıdır.

Çünkü mesele yalnızca suç işlendikten sonra cezalandırmak değil; suçu mümkün kılan boşlukları ortadan kaldırmaktır. Devletin en temel görevi, kendini koruyamayanı korumaktır. Bu görev ertelenemez, görmezden gelinemez, siyasi hesaplara kurban edilemez.

Bugün açıkça söylüyoruz:

Rakamların bu kadar büyüdüğü bir ülkede “münferit” savunması yapılamaz.

En savunmasızını koruyamayan bir sistem güçlü değildir."

Ofluoğlu, açıklamasında cinsel istismarla mücadelede önleyici politikaların güçlendirilmesi ve devletin koruyucu mekanizmaları etkin biçimde işletmesi gerektiğini vurguladı.

Kaynak: Haber Merkezi