Kastamonu, düşman işgaline uğramamasına rağmen Kurtuluş Savaşı’nın en ağır yükünü omuzlayan şehirlerden biri oldu. Anadolu’ya ulaştırılan silah ve cephanenin önemli geçiş merkezlerinden biri olan kentte, cephe gerisindeki dayanışmanın kurulmasında kadınlar da belirleyici bir sorumluluk üstlendi. Bu mücadelenin hafızalarda kalan isimlerinden biri ise Hafız Selman İzbeli, diğer adıyla Selman Hanım oldu.
Kastamonu’nun köklü ailelerinden İzbeli ailesine mensup olan Selman Hanım, sahip olduğu imkânları yalnızca kendi çevresi için değil, vatan savunmasına katılan askerlerin ihtiyaçları için kullandı. Kadınların örgütlenmesinden askerlerin karşılanmasına, yiyecek hazırlanmasından giysi teminine kadar pek çok çalışmanın merkezinde yer aldı.
Kastamonulu kadınları cephe için bir araya getirdi
Millî Mücadele yıllarında Kastamonu’dan geçen askerlerin temel ihtiyaçlarının karşılanması büyük önem taşıyordu. Hafız Selman İzbeli, şehirdeki ve köylerdeki kadınları bir araya getirerek Mehmetçik için çorap, kazak, fanila ve farklı giysiler hazırlanmasını sağladı. Yardımların düzenli biçimde toplanması ve ihtiyaç duyulan noktalara ulaştırılması için gönüllü bir dayanışma ağı kurdu.
Selman Hanım’ın torunu Sabiha İzbeli, babaannesinin o dönemde yürüttüğü çalışmaları şu sözlerle anlattı:
“Babaannem kadınları örgütlemiş, hatırı sayılan sevilen bir kadın Hafız Hanım. Nasıl örgütlüyor? Köylerden ekmek için 70 sac kurduruyor, saç ekmek pişirme saçı yol kenarlarına 70 sac. Çuvallarla un yolluyor hamur yoğurtuyor geçen askere azık, ekmek işte içerisine böyle bir de helva falan karıştırıyor veriyor askerlere ekmek yaptırıyor.”
Yol kenarlarına kurulan saclarda pişirilen ekmekler ve hazırlanan azıklar, cepheye ilerleyen askerlerin yolculuğunu kolaylaştırdı. Bu çalışma, Kastamonu’da savaş yıllarında oluşan güçlü yardımlaşma kültürünün en dikkat çekici örneklerinden biri oldu.
Kadın teşkilatlanmasının öncü isimlerinden biri oldu
Hafız Selman İzbeli, yalnızca bireysel yardım faaliyetleriyle değil, kadınların örgütlü biçimde mücadeleye katılması için yaptığı çalışmalarla da öne çıktı. Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Şubesi’nin kurucuları arasında yer alan İzbeli, kadınların cephe gerisindeki gücünü ortak bir amaç etrafında topladı.
Varlıklı bir aileden gelmesine karşın sahip olduğu maddi imkânları kişisel rahatlığı için kullanmak yerine Millî Mücadele’ye yönlendirdi. Askerleri karşılaması, yiyecek ve giysi desteği sağlaması, ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşması, onun şehirde duyulan ve güvenilen bir isim haline gelmesini sağladı.
Cumhuriyet döneminde de toplumsal hayattan kopmadı
Selman Hanım’ın çalışmaları savaşın sona ermesiyle birlikte bitmedi. Cumhuriyet’in ilanından sonra da Kastamonu’nun sosyal ve siyasi yaşamında etkin olmaya devam etti. Kentin ilk kadın belediye meclis üyeleri arasında yer alarak kadınların yerel yönetimlerde temsil edilmesine öncülük etti.
1928’de yeni Türk alfabesinin kabul edilmesinin ardından Latin harflerini öğrenen İzbeli, çevresindeki kadınları da okuma yazma konusunda teşvik etti. “Ben Cumhuriyetçiyim” sözüyle yeni yönetim anlayışına bağlılığını ifade eden Selman Hanım, eğitim seferberliğini destekleyen kadınlar arasında yer aldı.

Atatürk’ü İzbeli Konağı’nda ağırladı
Tarihî anlatımlara göre Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kastamonu ziyareti sırasında İzbeli Konağı’na uğrayarak Hafız Selman İzbeli ile görüştü. Atatürk ile Selman Hanım’ın konakta birlikte kahve içtiği aktarılırken, bu ziyaret onun şehirdeki saygınlığını ve Millî Mücadele’de üstlendiği rolü göstermesi bakımından önemli bir hatıra olarak anlatılıyor.
Kendisine milletvekilliği teklif edildiğine ilişkin aktarımlar da Selman Hanım’ın hayatındaki dikkat çekici ayrıntılar arasında bulunuyor. İzbeli’nin hafız olduğunu, başını açmak istemediğini ve bu nedenle milletvekilliği görevini kabul edemeyeceğini söylediği belirtiliyor. Bu kararı, hem inançlarına hem de kişisel duruşuna bağlılığının bir ifadesi olarak değerlendiriliyor.
Mirası sonraki kuşaklara aktarılıyor
Hafız Selman İzbeli, aradan geçen yıllara rağmen Kastamonu’da kadın dayanışmasının, vatan sevgisinin ve toplumsal sorumluluğun sembol isimlerinden biri olarak anılıyor. Millî Mücadele’de gösterdiği fedakârlık, Cumhuriyet’in ilk yıllarında eğitime ve kadınların temsiline verdiği önem, onun yalnızca yaşadığı dönemde değil, sonraki kuşaklar üzerinde de iz bırakmasını sağladı.
Selman Hanım’ın hatırası bugün İzbeli ailesi tarafından yaşatılmayı sürdürüyor. Torunu Sabiha İzbeli de Kastamonu’nun tarihini, geleneklerini ve aileden aktarılan Millî Mücadele hatıralarını gelecek nesillere ulaştıran isimler arasında bulunuyor.





