Geçmişte çalıştığı hâlde sigorta bildirimleri eksik yapılan veya prim günleri SGK kayıtlarında görünmeyen çalışanları ilgilendiren dikkat çekici bir karar verildi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışma süresinin belirlenmesinde tanık ile işçi arasındaki akrabalık ilişkisinin, anlatımın doğrudan reddedilmesi için yeterli olmadığına karar verdi.

Karar, özellikle Emeklilikte Yaşa Takılanlar düzenlemesi için gereken prim gününe yaklaşan ancak kayıtlarında eksiklik bulunan çalışanlar açısından önem taşıyor. Bununla birlikte karar, eksik primlerin kendiliğinden SGK kayıtlarına ekleneceği veya herkes için otomatik emeklilik hakkı doğacağı anlamına gelmiyor. Her başvurunun çalışma belgeleri, tanık anlatımları ve diğer deliller üzerinden ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.

Sigortasının eksik yatırıldığını hastanede öğrendi

Bir üretim tesisinde 1994 yılında çalışmaya başlayan M.D., Temmuz 2017’de hastaneye gittiğinde sigorta bildirimlerinin eksik olduğunu öğrendi. Bunun üzerine iş sözleşmesini fesheden işçi, alacakları için İş Mahkemesine başvurdu.

M.D., ücret bordrolarının asgari ücret üzerinden düzenlendiğini ve ödenmeyen alacaklarının bulunduğunu ileri sürdü. Kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra fazla çalışma, ücret ve kullanılmayan yıllık izin alacaklarının ödenmesini talep etti.

İşveren tarafı ise çalışanın kayıtlı dönemlerde asgari ücretle çalıştığını, işletmedeki işlerin mevsimsel olması nedeniyle çalışmanın kesintili sürdüğünü ve M.D.’nin 2017 yılında kendi isteğiyle ayrıldığını savundu.

İş Mahkemesi 23 yıllık çalışmayı kabul etti

İlk derece mahkemesi, dosyada bulunan tanık anlatımları ve diğer delilleri değerlendirerek işçinin 1995 ile 2017 yılları arasında kesintisiz biçimde 23 yıl 2 ay çalıştığı sonucuna ulaştı.

Mahkeme ayrıca iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshedildiğine hükmetti. Bu doğrultuda kıdem tazminatı, ücret ve yıllık izin alacaklarına ilişkin taleplerin bir bölümünü kabul etti.

İşverenin karara itiraz etmesi üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesine taşındı. İstinaf incelemesinde, hizmet süresini kanıtlama yükümlülüğünün işçide bulunduğuna ve yazılı belge olmadığı durumlarda tanık anlatımlarının önem taşıdığına dikkat çekildi.

İstinaf mahkemesi SGK kayıtlarını esas aldı

Bölge Adliye Mahkemesi, işçi tarafından gösterilen tanıkların yakın akraba olduklarını ve fesih tarihine kadar M.D. ile birlikte çalışmadıklarını belirtti. Bu gerekçeyle ilk derece mahkemesinin kabul ettiği kesintisiz 23 yıllık çalışma süresi yerine SGK kayıtlarını esas aldı.

Kayıtlara göre işçinin kesintili biçimde 13 yıl 2 ay 25 günlük çalışması bulunduğu kabul edildi. Böylece ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak işçinin alacakları daha kısa hizmet süresi üzerinden yeniden hesaplandı.

İşçinin kararı temyiz etmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önüne geldi.

Kademeli Emeklilikte 43 53 Yaş Hesabı Eyt’yi Kaçıranlar Ne Zaman Emekli Olacak (1)

Akrabalık tek başına tanıklığı geçersiz kılmadı

Yargıtay, işçinin kardeşi olan tanığın aynı işyerinde 1989 yılının sonlarından Şubat 2006’ya kadar çalıştığını belirtti. Tanığın, M.D.’nin 1994 yılının nisan veya mayıs ayında işe başladığını ve çalışmasının kesintisiz devam ettiğini bildiği görüldü.

Yüksek mahkeme, tanık ile işçi arasındaki kardeşlik bağının anlatımın doğrudan geçersiz sayılması için tek başına yeterli olmadığına hükmetti. Tanığın aynı işyerindeki çalışma dönemi ve olayları doğrudan bilebilecek konumu dikkate alındığında anlatımına değer verilmesi gerektiği sonucuna varıldı.

Bu doğrultuda M.D.’nin 1 Mayıs 1994 ile 31 Ocak 2006 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının kabul edilmesine, sonraki dönemler için ise SGK kayıtlarının dikkate alınmasına karar verildi. Bölge Adliye Mahkemesinin hükmü oy birliğiyle bozuldu ve dosya yeniden değerlendirme yapılması amacıyla ilgili mahkemeye gönderildi.

Eksik hizmet süresi nasıl kanıtlanabilir?

Karar, çalışma süresinin yalnızca SGK kayıtları üzerinden belirlenmek zorunda olmadığını göstermesi bakımından önem taşıyor. Dosyanın özelliklerine göre işveren kayıtları, ücret bordroları, işe giriş ve çıkış belgeleri, işyeri iç yazışmaları ve çalışanların anlatımları değerlendirmeye alınabiliyor.

Aynı dönemde işyerinde çalışan kişilerin yanı sıra komşu işletmelerde görev yapan ve çalışmayı gözlemleme imkânı bulunan tanıkların beyanları da delil olarak kullanılabiliyor. Tanığın işçiyle akraba olması, anlatımının hiçbir inceleme yapılmadan reddedilmesi için yeterli görülmüyor.

SGK kayıtlarında eksik çalışma süresi bulunduğunu düşünenlerin, dava açmadan önce ellerindeki belgeleri ve yasal süreleri değerlendirmesi önem taşıyor. Verilen karar bütün çalışanlara doğrudan emeklilik hakkı sağlamasa da kayıt dışı veya eksik bildirilen çalışma dönemlerinin kanıtlanmasında izlenecek yönteme ilişkin önemli bir değerlendirme içeriyor.

Kaynak: Haber Merkezi