Altın fiyatlarında rekor seviyelerin ardından yaşanan geri çekilme, uzun vadeli yükseliş beklentilerini tamamen ortadan kaldırmadı. Dünyanın önde gelen varlık yönetim şirketlerinden State Street Investment Management’ın Altın Stratejisi Başkanı Aakash Doshi, ons altında önce 5 bin, ilerleyen dönemde ise 10 bin dolar seviyesinin görülebileceğini savundu.
Doshi’nin değerlendirmesinin temelinde yalnızca merkez bankalarının faiz kararları bulunmuyor. Hızla büyüyen kamu borçları, para birimlerinin satın alma gücüne ilişkin kaygılar, altın fonlarına yönelen sermaye ve merkez bankalarının talebi, uzun vadeli senaryonun ana başlıklarını oluşturuyor.
Ons altında 5 bin dolar yeniden hesapta
Ağustos ayında yaklaşık yüzde 15 değer kazanan altın, düzeltme döneminde 4 bin dolar civarında destek bulduktan sonra yeniden 4 bin 600–4 bin 700 dolar aralığına yöneldi. Bu hareket, Doshi tarafından uzun vadeli yükseliş eğiliminin korunduğuna ilişkin önemli bir işaret olarak değerlendirildi.
State Street’in temel senaryosunda ons altın için gelecek kışın başlarına kadar 4 bin 750 ile 5 bin 500 dolar arasında bir fiyat aralığı öngörülüyor. Doshi, 5 bin ile 5 bin 250 dolar bölgesini ulaşılabilir bir hedef olarak görüyor.
Amerikan Merkez Bankasının daha yumuşak bir para politikasına yönelmesi veya küresel piyasalarda yeni bir ekonomik sarsıntı yaşanması durumunda 5 bin doların yılın son çeyreğinde gündeme gelebileceği belirtiliyor. Ancak bu tahminlerin kesin bir fiyat garantisi taşımadığı ve piyasa şartlarına bağlı olduğu unutulmamalı. Kitco’ya konuşan Doshi, yükselişin düz bir çizgi hâlinde gerçekleşmesini beklemediğini de vurguluyor.
40 trilyon dolarlık borç neden önemli?
Uzun vadeli altın beklentisinin merkezinde ülkelerin giderek ağırlaşan kamu borcu bulunuyor. ABD’nin federal borcunun 40 trilyon doları aşması, mali sürdürülebilirlik tartışmalarını yeniden öne çıkardı. İngiltere, Avrupa ve Japonya’da da artan borçlanma maliyetleri ile bütçe açıkları benzer endişeleri besliyor.
Altının faiz getirisi bulunmadığı için tahvil faizlerindeki yükseliş, geleneksel olarak kıymetli metal açısından olumsuz kabul ediliyor. Doshi ise bu ilişkinin artık yükselişin nedenine göre değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor.

Faizler güçlü büyüme ve ekonomik iyimserlik nedeniyle yükseliyorsa tahviller altına ciddi bir alternatif oluşturabiliyor. Ancak yükselişin arkasında enflasyon, aşırı borçlanma veya kamu maliyesine duyulan güvenin zayıflaması varsa yatırımcıların satın alma gücünü koruma arayışı altına olan ilgiyi artırabiliyor.
10 bin dolar senaryosu nasıl gerçekleşebilir?
Doshi’nin en dikkat çekici öngörüsü, ons altının uzun vadede 10 bin dolara ulaşabileceği yönünde. Stratejiste göre bu hedef için yatırımcıların bütün portföy yapılarını değiştirmesi veya altına olağanüstü büyüklükte para aktarması gerekmeyebilir.
Altın fonlarının küresel ETF ve yatırım fonu varlıkları içindeki payı hâlen yüzde 1’in altında bulunuyor. Bu oranın zamanla yüzde 3 düzeyine yükselmesi, Doshi’nin hesabına göre ons altını 10 bin dolara taşıyabilecek ölçüde yeni talep oluşturabilir.
Çinli yatırımcıların son düzeltme dönemindeki alımları, Batılı yatırımcıların altın fonlarına yeniden yönelmesi ve gelişmekte olan ülke merkez bankalarının süren talebi de bu uzun vadeli senaryoyu destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor.
Gram altına etkisi nasıl olur?
Ons altındaki olası yükseliş Türkiye’de gram altını da doğrudan ilgilendiriyor. Ancak gram altının gelecekte ulaşacağı seviyeyi yalnızca ons fiyatıyla hesaplamak mümkün değil. Dolar/TL kuru, iç piyasadaki alım-satım farkları ve fiziki altın talebi de fiyat üzerinde belirleyici oluyor.
Bu nedenle ons altının 5 bin veya 10 bin dolara çıkacağına yönelik beklentiler, gram altının kesin olarak hangi seviyeye ulaşacağını tek başına göstermiyor. Ayrıca State Street de altın yatırımlarının fiyat dalgalanması ve ana para kaybı riski taşıdığına dikkat çekiyor. Bu değerlendirmeler birer piyasa senaryosu niteliğinde olup kesin sonuç veya yatırım tavsiyesi anlamına gelmiyor. State Street’in yatırım riski açıklaması da geçmiş performansın gelecekteki sonuçları garanti etmediğini özellikle hatırlatıyor.





