Türkiye’nin sanayi politikalarında uzun süredir konuşulan yapısal değişim, artık planlama aşamasını geride bırakıp sahaya inmeye başladı. Üretimin, istihdamın ve yatırımların yıllardır belirli bölgelerde yoğunlaşmasının yarattığı ekonomik ve mekânsal dengesizlikler, yeni bir yaklaşımla ele alınıyor. Bu çerçevede hayata geçirilen Ulusal Sanayi Alanları Master Planı, sanayinin ülke geneline daha dengeli yayılmasını hedefleyen kapsamlı bir dönüşüm sürecini işaret ediyor. Planın ilk uygulama adımlarında Kastamonu’nun stratejik sanayi havzaları arasında yer alması ise bölge açısından dikkatle takip edilen bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Marmara’dan Anadolu’ya planlı sanayi kayması
Hazırlıkları Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren master plan, özellikle Marmara Bölgesi’nde oluşan yoğun sanayi baskısını azaltmayı amaçlıyor. Deprem riski, altyapı yükü ve çevresel sürdürülebilirlik gibi başlıklar, bu yeni yaklaşımın temel gerekçeleri arasında yer alıyor. Planla birlikte üretim alanlarının İç Anadolu’dan Akdeniz’e uzanan geniş bir hat boyunca yeniden kurgulanması hedefleniyor. Böylece sanayi yatırımları hem daha güvenli alanlara taşınacak hem de bölgesel kalkınma ivme kazanacak.
İlk etapta Samsun–Mersin hattı üzerinde konumlanan 13 ilde, toplam 59 bin hektarlık alana yayılan 16 mega sanayi bölgesinin kurulması öngörülüyor. Bu yeni alanlar, mevcut organize sanayi bölgelerine kıyasla çok daha büyük ölçekte planlanıyor ve modern lojistik bağlantılarla destekleniyor.
Kastamonu’nun sanayi denklemindeki yeri
Bu yeni sanayi koridorunda Kastamonu’nun yer alması, yalnızca yerel değil bölgesel ölçekte de önemli sonuçlar doğurabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Karadeniz ile İç Anadolu arasında geçiş noktası niteliği taşıyan şehir, doğal kaynakları ve üretim kültürüyle uzun süredir sanayi yatırımları için potansiyel barındırıyordu. Master planla birlikte bu potansiyelin daha sistemli ve planlı biçimde değerlendirilmesi hedefleniyor.
Özellikle ağaç ve orman ürünleri, gıda işleme, madencilik ve hayvancılığa dayalı entegre tesisler, Kastamonu’nun öne çıkan sektörleri arasında gösteriliyor. Geniş orman varlığı, mobilya ve ahşap ürünleri gibi katma değeri yüksek alanlarda yeni yatırımlar için güçlü bir zemin oluşturuyor. Tarımsal üretimin sanayiyle buluşturulması ise kırsal kalkınmayı destekleyen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
Yeni sanayi havzalarının ekonomik etkisi
Uzman değerlendirmelerine göre, Ulusal Sanayi Alanları Master Planı yalnızca üretim kapasitesini artırmayı değil, aynı zamanda bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmayı da hedefliyor. Sanayinin Anadolu’ya yayılmasıyla birlikte istihdam olanaklarının çeşitlenmesi, yerel ekonomilerin güçlenmesi ve göç baskısının azalması bekleniyor. Ayrıca kamu-özel sektör iş birlikleri ve teşvik mekanizmaları sayesinde yeni sanayi bölgelerinin kısa sürede üretime geçmesi amaçlanıyor.
Kastamonu özelinde bakıldığında ise bu sürecin, şehrin ekonomik yapısını daha dirençli hale getirmesi ve uzun vadede yaşam kalitesini artırması öngörülüyor. Planlı sanayileşme yaklaşımı, çevresel hassasiyetlerle birlikte ele alındığında, sürdürülebilir kalkınma açısından da önemli bir fırsat sunuyor.
Sonuç olarak, Türkiye sanayisinde başlatılan bu yeni dönem, Kastamonu için yalnızca bir yatırım başlığı değil; üretim, istihdam ve bölgesel kalkınma açısından kalıcı etkiler yaratabilecek stratejik bir eşik anlamına geliyor.






