Türkiye'de son dönemde yeniden tartışılmaya başlanan muhtarlık kurumunun geleceği, kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Binlerce muhtarı ve milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren muhtarlıkların kaldırılması önerisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ali Çiçek, dikkat çeken açıklamalar yaptı. Çiçek, bugün yaklaşık 24 milyar liralık bütçe giderine neden olduğu belirtilen muhtarlık sisteminin kaldırılmasının kamu harcamalarını azaltmak yerine artırabileceğini ifade etti.
Türkiye'de İlk Muhtarlık Kastamonu'da Kuruldu
Muhtarlık kurumunun tarihsel geçmişine dikkat çeken Çiçek'in açıklamalarında, Türkiye'de modern anlamda muhtarlık uygulamasının ilk adımlarının Kastamonu'da atılmış olması da öne çıktı.
Muhtarlık sisteminin kökenlerinin oldukça eski dönemlere dayandığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Ali Çiçek, kurumun tarihsel gelişiminde Emeviler, Abbasiler ve Selçuklular dönemlerinden gelen yönetim anlayışının etkili olduğunu söyledi.
Osmanlı Devleti'nde bugünkü anlamıyla muhtarlık sistemi bulunmasa da mahalle ve yerleşim yerlerinin yönetiminden sorumlu kişiler görevlendiriliyordu. Özellikle mahalle reisleri, bulundukları bölgelerde güvenliğin sağlanması ve vergi toplanması gibi önemli görevler üstleniyordu. Uzun yıllar boyunca imamların da mahalle yönetiminde benzer sorumluluklar taşıdığı biliniyor.
Modern muhtarlık uygulamasının başlangıcında ise Kastamonu önemli bir yere sahip. Ali Çiçek'in aktardığı bilgilere göre, 1833 yılında Kastamonu'da görev yapan ayanın hayatını kaybetmesinin ardından yerine yeni bir ayan atanmaması ve bunun yerine iki muhtar görevlendirilmesi, Türkiye'deki muhtarlık sisteminin gelişiminde önemli bir dönüm noktası oldu.
Bu uygulama, ilerleyen süreçte Osmanlı yönetimi tarafından ülke genelinde yaygınlaştırılacak sistemin ilk örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla Kastamonu, yalnızca tarihi ve kültürel mirasıyla değil, Türkiye'deki yerel yönetim geleneğinin şekillenmesindeki rolüyle de dikkat çekiyor.

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Muhtarlık Sisteminin Tarihsel Yolculuğu
Kastamonu'da başlayan uygulamanın ardından muhtarlıkların ülke genelinde yaygınlaştırılması yönünde adımlar atıldı. Özellikle II. Mahmut döneminde muhtarlık kurumunun daha geniş bir alanda uygulanması hedeflendi.
Bu süreçte vergi toplama işlemlerinin kolaylaştırılması ve Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasının ardından ortaya çıkan güvenlik sorunlarının azaltılması önemli gerekçeler arasında yer aldı. Muhtarlar, bulundukları mahallelerde devlet ile vatandaş arasında bağlantı kuran yerel temsilciler olarak görev yapmaya başladı.
Cumhuriyet döneminde de varlığını sürdüren muhtarlık sistemi, 1933 yılında alınan kararla kaldırıldı. Yaklaşık 11 yıl boyunca uygulanmayan sistem, 1944 yılında yeniden yürürlüğe konuldu.
Muhtarlıkların tekrar kurulmasında mahalle sakinlerinin sağlık durumlarının takip edilmesi, sosyal yardımlara erişimin kolaylaştırılması ve yerel güvenliğin desteklenmesi gibi ihtiyaçlar etkili oldu. Devletin mahallelerdeki gelişmelerden haberdar olmasını sağlayan muhtarlar, 1944 yılından itibaren günümüze kadar yerel yönetim yapısındaki yerini korudu.

E-Devlet Yaygınlaştı Ancak Muhtarlara Duyulan İhtiyaç Bitmedi
Teknolojinin gelişmesi ve e-Devlet sisteminin yaygınlaşması, muhtarlıkların gerekliliğine yönelik tartışmaları da beraberinde getirdi. Birçok resmi işlemin internet üzerinden gerçekleştirilebilmesi, muhtarlıklardaki iş yükünün geçmişe kıyasla azalmasını sağladı.
Ancak Dr. Öğretim Üyesi Ali Çiçek, dijital hizmetlerin yaygınlaşmasının muhtarlık kurumunu tamamen gereksiz hale getirmediğini düşünüyor.
Çiçek'in paylaştığı verilere göre Türkiye'de vatandaşların yaklaşık yüzde 76'sı e-Devlet hizmetlerini kullanabiliyor. Ancak 55 yaş ve üzerindeki vatandaşlarda bu oran yüzde 30 civarında kalıyor. Özellikle dijital hizmetlere erişmekte zorlanan ileri yaştaki vatandaşların, devletle olan işlemlerinde muhtarlardan destek almayı tercih edebildiği belirtiliyor.
Bu nedenle muhtarlıkların yalnızca belge düzenleyen veya resmi evrak işlemlerine yardımcı olan birimler olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade ediliyor. Muhtarlar, özellikle dijital imkanları kullanmakta zorlanan vatandaşlar için kamu kurumlarıyla iletişim kurulmasında önemli bir görev üstleniyor.
Muhtarlıkların Kaldırılması Devlet Bütçesine Daha Fazla Yük Getirebilir

Muhtarlıkların kaldırılmasını savunan görüşlerde en çok öne çıkan konulardan biri kamu bütçesine getirdiği maliyet. Ali Çiçek'in açıklamalarına göre muhtarlık kurumunun mevcut bütçe yükü yaklaşık 24 milyar lira seviyesinde bulunuyor. Muhtarlara asgari ücret düzeyinde maaş ödenmesi de bu harcamaların önemli kalemleri arasında gösteriliyor.
Ancak Çiçek, muhtarlıkların kapatılması durumunda söz konusu giderlerin tamamen ortadan kalkmayacağını vurguluyor. Çünkü belediyelerin mahalle sakinleriyle iletişim kurabilmesi, vatandaşların taleplerini takip edebilmesi ve yerel sorunlara müdahale edebilmesi için yeni temsilcilik mekanizmalarına ihtiyaç duyabileceğini belirtiyor.
Bu kapsamda belediyelerin her mahalle için ayrı temsilciler görevlendirmesi veya yeni personel istihdam etmesi gündeme gelebilir. Böyle bir uygulamanın mevcut sistemden daha yüksek maliyet oluşturabileceğini ifade eden Çiçek, muhtarlıkların kaldırılması halinde 24 milyar liralık mevcut yükün 4-5 katına kadar çıkabilecek yeni harcamalarla karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.
Kastamonu'nun Tarihindeki Muhtarlık Mirası Yeniden Önem Kazandı
Muhtarlıkların geleceğine yönelik tartışmalar sürerken, kurumun tarihsel geçmişinde Kastamonu'nun üstlendiği rol de yeniden gündeme taşındı. 1833 yılında iki muhtarın görevlendirilmesiyle başlayan uygulama, zaman içerisinde Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan önemli bir yerel yönetim geleneğine dönüştü.

Bugün dijitalleşme, kamu harcamaları ve yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması gibi başlıklar üzerinden tartışılan muhtarlık sistemi, yalnızca ekonomik açıdan değil, toplumsal işlevleri bakımından da değerlendiriliyor.
Ali Çiçek'in açıklamaları, muhtarlıkların kaldırılmasının tek başına bir tasarruf yöntemi olarak ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Özellikle vatandaş ile devlet arasındaki yerel iletişim ağının korunması ve alternatif bir sistemin oluşturacağı maliyetlerin hesaplanması gerektiği belirtiliyor.
Kastamonu'da 1833 yılında atılan ilk adımlarla tarih sahnesine çıkan muhtarlık kurumu, aradan geçen yaklaşık iki asra rağmen Türkiye'nin yerel yönetim tartışmalarının merkezinde yer almaya devam ediyor.
İLGİLİ HABER





