Dünya Sağlık Örgütü’nün Hindistan’da tespit ettiği nadir Nipah virüsü vakaları, küresel ölçekte yeniden dikkatleri bu tehlikeli enfeksiyona çevirdi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya’nın değerlendirmeleri ise hem virüsün ciddiyetini hem de Türkiye açısından mevcut tabloyu daha net anlamayı sağlıyor. Uzmanlara göre Nipah, sık rastlanan bir hastalık olmasa da etkilediği kişilerde ağır sonuçlar doğurabilen bir enfeksiyon olarak yakından izleniyor.

Prof. Dr. Özkaya, Nipah virüsünün kızamıkla aynı aileden geldiğini ancak bulaşma hızının daha düşük olduğunu belirtiyor. Buna karşılık hastalığın seyri çok daha ağır olabiliyor. Enfekte kişilerin önemli bir bölümünde ölümle sonuçlanabilen tablo, bu virüsü tıp dünyasının dikkatle takip ettiği patojenlerden biri haline getiriyor.

Hayvan Teması En Önemli Bulaş Yolu

Nipah virüsü, hayvanlardan insanlara geçebilen zoonotik bir enfeksiyon olarak tanımlanıyor. Özellikle meyve yarasaları ve bazı çiftlik hayvanları bulaş zincirinde önemli rol oynuyor. Uzmanlar, yarasaların temas ettiği meyvelerin tüketilmesi ya da enfekte hayvanlarla doğrudan temas edilmesinin riski artırdığını vurguluyor. Bunun yanında, hasta kişilerle çok yakın temas kurulması durumunda insandan insana bulaş da mümkün olabiliyor.

Salgınların çoğunlukla Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerinde görülmesi tesadüf değil. Virüsü taşıyan yarasa türlerinin bu coğrafyada yaygın olması, vakaların bölgesel kalmasında belirleyici rol oynuyor. Ayrıca belirli mevsimlerde hayvan hareketliliğinin artması da vaka sayılarında dönemsel yükselişlere yol açabiliyor.

Belirtiler Hızla Ağırlaşabiliyor

Hastalığın kuluçka süresi genellikle birkaç gün ile iki hafta arasında değişiyor. İlk aşamada ateş, baş ve kas ağrısı, halsizlik, boğaz ağrısı gibi grip benzeri şikâyetler dikkat çekiyor. Ancak bazı hastalarda tablo kısa sürede ağırlaşıyor. Beyin dokusunun etkilenmesiyle bilinç bozuklukları gelişebiliyor, ileri vakalarda solunum desteği gerekebiliyor.

Hayatta kalan kişilerde ise uzun süreli yorgunluk ve nörolojik sorunlar görülebiliyor. Bu nedenle hastalık yalnızca ölüm oranıyla değil, kalıcı etkileriyle de tıp çevrelerinde ciddiyetle ele alınıyor.

Türkiye İçin Risk Değerlendirmesi

Prof. Dr. Şevket Özkaya’ya göre mevcut koşullar Türkiye açısından yaygın bir risk oluşturmuyor. Virüsün doğal taşıyıcılarının ülkemizde bulunmaması ve bulaş için gereken yakın temas zincirinin sınırlı olması, olası bir yayılım ihtimalini oldukça düşürüyor. Yine de uzmanlar, küresel sağlık gelişmelerinin yakından izlenmesi ve enfeksiyon kontrol önlemlerine her koşulda dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Nipah virüsüne karşı onaylanmış özel bir aşı ya da doğrudan etkili bir tedavi henüz bulunmuyor. Bu nedenle korunma, erken tanı ve destekleyici tıbbi bakım en önemli unsurlar olarak öne çıkıyor.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı