Kastamonu’nun Honsalar Mahallesi’nde tarihî taşların arasında sessizce yükselen Aşıklı Sultan Türbesi, şehirdeki en etkileyici tarihî duraklardan biri. Eyvan tipi mimarisi ve altında yer alan sandukalarla yerel halkın anlatılarında kıymetli bir yer edinen türbe, bin yıldan fazla zamandır ziyaretçilerini geçmişle bugün arasında bir köprüye davet ediyor. Bu mekân, sadece taş ve harçtan ibaret değil; Kastamonu’nun tarihî kimliğinin, inanç birikiminin ve halk hikâyelerinin harmanlandığı bir kültür hazinesi olarak kabul ediliyor.

Aşıklı Sultan Türbesi’nin en dikkat çeken yönlerinden biri, alt katında yer alan 5 sandukadır. Kaynaklar, bu sandukaların 1116’da Bizans’tan Kastamonu’nun yeniden alınması sırasında şehit olduğu kabul edilen kişiler için yapıldığını gösteriyor. Bu kişilerden birinin Aşıklı Sultan, diğerinin ise Mağripli Mehmet Ağa olduğu biliniyor; geriye kalanların ise kimlikleri zamanla unutulmuş durumda.

Tarihî Köken ve Mimari
Türbe, Çobanoğulları döneminde inşa edilmiş ve mimari olarak klasik Selçuklu etkilerini taşıyor. Yaklaşık 4×6,5 metre ebadında olan yapı, ön yüzünde düzgün kesme taş, diğer yüzlerinde ise moloz taş örgüsüyle örülmüş. Alt katındaki mumyalık kısmı ve üstteki ibadet mekânı ile ziyaretçiyi karşılayan türbe, döneminin taş işçiliğinin de önemli bir örneği olarak dikkat çekiyor.

1979’da başlayan restorasyon ve 1980’lerde çevre düzenlemesiyle birlikte türbe çevresi bugünkü hâline kavuştu. 1992’de yeniden onarımdan geçen yapı, günümüzde Kastamonu’nun tarihî eser envanterinde koruma altındaki değerli yapılardan biri olarak yer alıyor.
Rivayetler ve Halk Anlatıları
Aşıklı Sultan Türbesi, taşlarının ötesinde çeşitli rivayetlere ev sahipliği yapan bir mekân. Bir anlatıya göre, türbeye gelen bir kişi kalbi temiz olmadığından duası kabul olmayınca sinirlenerek mum yakar ve yangın çıkar. Bu yangın sırasında dönemin valisi, rüyasında türbenin yandığını görür ve yangının söndürülmesi için hızla harekete geçer; yangın kontrol altına alınır. O günden sonra türbenin duvarlarında hâlâ izlerin bulunduğu ve bu olayın “Yanık Evliya” adıyla anılmasına yol açtığı söylenir.

Bir diğer halka ait hikâye ise türbede geçirilen bir gecenin ardından felçli bir kişinin şifa bulduğu şeklindedir. Bu gibi anlatılar, bölge halkının türbeye duyduğu saygıyı ve manevi bağlılığı ortaya koyuyor.
Evliyalar Şehrinin Manevî Rotası
Kastamonu, tarih boyunca çok sayıda evliyanın izini taşıyan bir şehir olarak bilinir. Bu bağlamda Aşıklı Sultan Türbesi, mimarisi ve rivayetleriyle kentin spiritual rotasının önemli bir durağı hâline gelmiştir. Şehrin diğer tarihî mekânlarıyla birlikte ziyaret edildiğinde, Kastamonu’nun hem tarihî hem de derin manevi atmosferi daha iyi anlaşılır hâle geliyor.

Her yıl on binlerce ziyaretçinin ilgi gösterdiği bu türbe, geçmişle bugün arasında kurduğu bağla sadece yerel halkın değil, Türkiye’nin dört bir yanından gelen tarih ve kültür meraklılarının dikkatini çekiyor. Kastamonu’nun bu tarihî zenginliği, el değmemiş hikâyeleriyle hâlen ayakta duruyor ve gelecek nesillere aktarılmayı bekliyor.





