Kastamonu’nun yüksek bir kaya kütlesi üzerinde şehre hâkim konumda yükselen tarihî kalesi, ziyaretçilerine yalnızca etkileyici bir manzara sunmuyor. Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan yapının surları arasında sarnıçlar, geçitler, kaçış tünelleri ve zindan olarak tanımlanan kapalı bölümler de bulunuyor.

Kastamonu Kalesi’nde zindan olup olmadığı uzun süredir merak edilen konular arasında yer alıyor. Resmî turizm tanıtım belgelerinde kale içerisinde zindan bulunduğu açıkça ifade ediliyor. Bununla birlikte bu alanların kimler için hazırlandığına ve nasıl kullanıldığına ilişkin anlatımlar, tarihî bilgilerle yerel rivayetlerin iç içe geçtiği geniş bir çerçeve sunuyor.

Zindanların sıradan mahkûmlar için olmadığı anlatılıyor

Kale zindanlarıyla ilgili aktarılan bilgilere göre bu bölümler, gündelik suçlara karışan kişilerin tutulduğu sıradan hapishanelerden farklıydı. Bizans döneminde imparatorluk yönetimine karşı gelen soyluların, askerî yöneticilerin ve önemli devlet görevlilerinin burada gözetim altında tutulduğu ileri sürülüyor.

Bazı anlatımlarda zindanların bir çeşit “devlet hapishanesi” niteliği taşıdığı, siyasi açıdan tehlikeli kabul edilen kişilerin şehirden ve halktan uzak biçimde burada hapsedildiği belirtiliyor. Ancak mahkûmların kimliklerine ilişkin ayrıntılı listeler veya zindanın çalışma düzenini açıklayan kesin belgeler bulunmadığından, bu bilgiler tarihî anlatımlar kapsamında değerlendiriliyor.

Surların arasında fark edilmeyen bir yapı

Kalenin sarp kayalıklar üzerine kurulması, zindan olduğu belirtilen bölümlerin dışarıdan fark edilmesini güçleştiriyordu. Taş duvarlarla bütünleşen kapalı alanlar, uzaktan bakıldığında surların doğal bir devamı gibi görünüyordu.

Zindan hücrelerinin uçurum yönüne açıldığı da aktarılan bilgiler arasında. Bu anlatıma göre mahkûmlar, küçük açıklıklardan dışarı baktıklarında yüksek kayalıkları ve derin boşluğu görüyor, kaleden kaçmanın neredeyse imkânsız olduğunu hissediyordu. Bu mimari düzenin güvenlik sağlamanın yanı sıra mahkûmlar üzerinde psikolojik baskı oluşturduğu düşünülüyor.

Kalenin dehlizi farklı amaçlarla kullanıldı

Kastamonu Kalesi’nin orta bölümünde merdivenli ve dehliz biçiminde bir geçit de yer alıyor. Kale Kapısı çevresinden dış surlara doğru uzanan bu yolun, kuşatma dönemlerinde erzak ve malzeme taşınmasını kolaylaştırdığı belirtiliyor.

Aynı geçidin savaş ve saldırı dönemlerinde insanların korunabileceği güvenli bir alan olarak kullanıldığı da değerlendiriliyor. Günümüzde üst kısmı demir parmaklıklarla kapatılan dehliz, kalenin en fazla merak uyandıran bölümlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Kastamonu Kalesi’nde Zindan Var Mı (1)

1943 depremi kalede ağır hasara yol açtı

27 Kasım 1943’te meydana gelen Tosya-Ladik Depremi, Kastamonu Kalesi ve çevresindeki kayalık alanda ciddi hasara neden oldu. Kaleden kopan kaya parçaları aşağıdaki yerleşim alanlarını etkilerken, yapının bazı bölümleri de zarar gördü.

Zindanlara ait kimi girişlerin bu deprem sonrasında taş ve molozlarla kapandığı anlatılıyor. Kapalı bölümlerdeki çökme ihtimali ve kayalık zeminin oluşturduğu güvenlik riski nedeniyle ziyaretçilerin bu alanlara girmesine izin verilmiyor. Bugün kalenin ulaşılabilen bölümleri gezilebilse de zindanlar, dehlizlerin bazı kısımları ve riskli kapalı alanlar genel ziyarete açık değil.

Kastamonu Kalesi’nin saklı bölümleri bilimsel ve arkeolojik çalışmalarla daha ayrıntılı biçimde incelendiğinde, zindanların geçmişteki gerçek işlevine ilişkin yeni bilgilere ulaşılması mümkün olabilir.

Kaynak: Haber Merkezi