Karadeniz açıklarında meydana gelen 3,8 büyüklüğündeki deprem, Trabzon ve çevre illerde hissedilerek bölgede deprem gerçeğini yeniden gündeme taşıdı. Kısa süreli paniğe neden olan sarsıntının ardından resmi kurumlardan “olumsuz bir durum yok” açıklaması gelirken, uzmanlardan dikkat çeken uyarılar geldi. Özellikle kentin kıyı kesimlerindeki zemin yapısına dikkat çeken değerlendirmeler, risk tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Deprem Karadeniz Açıklarında Meydana Geldi
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre deprem saat 23.15’te, Trabzon’un Ortahisar ilçesine yaklaşık 28 kilometre mesafedeki Karadeniz açıklarında kaydedildi. Yerin 14,61 kilometre derinliğinde gerçekleşen 3,8 büyüklüğündeki sarsıntı; Trabzon’un yanı sıra Rize, Gümüşhane ve Giresun’da da hissedildi.
Depremin ardından Trabzon Valiliği tarafından yapılan açıklamada, ilgili tüm ekiplerin hızlı şekilde saha taraması gerçekleştirdiği belirtilerek şu ana kadar herhangi bir can ya da mal kaybına ilişkin olumsuz bir ihbarın ulaşmadığı bildirildi. Büyükşehir Belediyesi de benzer şekilde kent genelinde olağan dışı bir durum tespit edilmediğini duyurdu.

Uzmandan Kritik Uyarı: “Bu Algı Artık Geçerli Değil”
Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş ise depremin ardından yaptığı değerlendirmede, Trabzon’da uzun yıllardır hakim olan “burada büyük deprem olmaz” düşüncesinin artık geçerliliğini yitirdiğini ifade etti. Bölgenin tamamen risksiz olmadığını vurgulayan Bektaş, özellikle zemin özellikleri zayıf alanlarda depremin etkisinin daha fazla hissedilebileceğine dikkat çekti.

Sahil Kesimleri ve Dolgu Alanlar Ön Planda
Bektaş’ın işaret ettiği bölgeler arasında Yomra-Kaşüstü, Beşirli, Akyazı ve Söğütlü gibi sahil hattındaki yerleşim alanları bulunuyor. Bu bölgelerin bir kısmının dolgu alanlar ve eski heyelan sahaları üzerinde yer aldığını belirten uzman isim, zayıf zemin yapısının sarsıntının şiddetini artırabileceğini söyledi. Karadeniz açıklarında oluşabilecek daha güçlü bir depremin, bu tür zemin koşullarına sahip alanlarda daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
“Deprem Dirençli Kent” Vurgusu
Prof. Dr. Bektaş, kentin geleceği açısından üç temel başlığa dikkat çekti. İlk olarak deprem mikro-bölgeleme çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini belirtti. İkinci olarak kentsel dönüşüm projelerinin sadece plan aşamasında kalmaması, gerçekten riskli yapıların dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Son olarak ise mevcut deprem yönetmeliklerinin eksiksiz uygulanmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.
Uzmanların uyarıları, Karadeniz kıyısındaki yerleşim yerlerinde deprem riskine karşı hazırlık çalışmalarının daha da önem kazandığını bir kez daha ortaya koydu. Yetkililerin “olumsuzluk yok” açıklamasına rağmen, bilim insanları uzun vadeli önlemlerin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiği görüşünde birleşiyor.





