Kastamonu ve Sinop'ta Osmanlı döneminden itibaren süregelen petrol aramaları hakkında açıklamalarda bulunan AK Parti 22. ve 23. Dönem Kastamonu Milletvekili Musa Sıvacıoğlu, Osmanlı arşivlerinde bölgenin önemli bir petrol potansiyeline sahip olduğunun kayıtlı olduğunu belirtti. Sıvacıoğlu, "Özellikle İnebolu açıklarında ve bizim bölgemizde, yani Kastamonu ve Boyabat çevresinde böyle bir potansiyel olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
O Dönemde Petrol Numuneleri Analiz Edildi
AK Parti’nin 22. ve 23. dönem Kastamonu Milletvekili Musa Sıvacıoğlu, Kastamonu ve çevresinde devam eden petrol arama faaliyetleri hakkında detaylı bilgi vererek, bölgenin enerji alanında önemli bir fırsat barındırdığını vurguladı. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait devlet kayıtları ile yabancı petrol şirketlerinin arşivlerini incelediğini aktaran Sıvacıoğlu, bölgenin tarihi ve güncel kaynaklar ışığında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
2020 yılından itibaren bölgedeki petrol arama çalışmalarıyla ilgili resmi belgeler üzerinde araştırmalar yaptığını kaydeden Sıvacıoğlu, Osmanlı arşivlerinde Kastamonu ve Sinop için yaklaşık 20 belge bulunduğunu ifade etti. Osmanlı döneminde bölge için özel alanların belirlendiğini ve petrol arama izinlerinin verildiğini aktaran Sıvacıoğlu, o dönemde petrol numunelerinin alınıp analiz edildiğine de dikkat çekti.
"Kastamonu ve Boyabat Çevresinde Böyle Bir Potansiyel Olduğunu Düşünüyoruz"
Bölgede keşfedilebilecek bir petrol yatağının Türkiye için stratejik açıdan çok önemli olacağını söyleyen Sıvacıoğlu, "Bu yeni sismik gemilerle hem karada hem denizde yeni keşiflerin olmasını umuyorum. Eğer enerjideki darboğazı aşabilirsek, bu hem ekonomik hem de siyasi açıdan coğrafi konumumuzu bambaşka bir noktaya taşıyacaktır. Üstelik bu gelişmeler sadece ülke içinde sınırlı kalmayacaktır. Okuduğum belgelerde, Sırp mühendisinden Irak'taki mühendise kadar birçok farklı ülkeden uzmanların da bu işe ilgi duyduğunu gördüm. Yani sadece Türkiye'deki bir firma ya da kurum değil, yabancı yatırımcılar da bu sürece dahil olabilir. Devletin kurumları, içerideki ve dışarıdaki ilgililer bu konuyla ilgileniyor. Yani bu sadece Türkiye'ye özel bir mesele değil. Shell, British Petrol, Total, OE gibi dünya çapında söz sahibi şirketlerin bu konuda ilgisi olabilir. Umarım onlar da ‘burada bir potansiyel var’ diyerek gelirler. Bu işler gizli kapaklı değil. Arama yapmak isteyenler ruhsat almak zorunda. Şu anda Cumhurbaşkanlığı sisteminde bu işle ilgilenen birimler var. Önce oraya başvuracaklar, arama ruhsatlarını alacaklar, ardından araştırma ve sondaj çalışmalarını yapacaklar. Ama bütün bunlar ciddi bütçeler gerektiriyor. Örneğin Amerika yılda yaklaşık bin 500 kuyu açıyor. Bu durum sadece petrolde değil, tarım ürünlerinde de böyle. Hiç kimse bir yerde ne zaman ne olacağını önceden bilemez. Bir yere sondaj yaptığınızda, ‘yüzde 3 ihtimalle petrol çıkar’ diye kesin bir şey söyleyemezsiniz. Biz ne yapıyoruz? Ancak 50-60 kuyu açabiliyoruz, bazen onu bile yapamıyoruz. Ama Türkiye boş durmuyor. Sondaj çalışmalarını sürdürüyor. Araştırmalar yapılınca bazen bir şey bulunuyor ama bu defa da ekonomik olarak işletmeye değer olmadığı ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle yabancı yatırımcıların ilgisini çekmek de önemli. Belgelerde, buradaki kaynakların tahlilleri bile yapılmış. Bu da demek oluyor ki burada bir potansiyel var. Bundan sonrası artık ekonomik güce ve devletin politikalarına bağlı. Benim bildiğim kadarıyla hem Türkiye Petrolleri hem de Enerji Bakanlığı bu konularla ilgili. Bu sürecin nasıl geliştiğini, nereden ilham alındığını da öğrenmek gerekir. Özellikle Kastamonu ve Boyabat çevresinde ve İnebolu açıklarında böyle bir potansiyel olduğunu düşünüyoruz." dedi.