Türkiye’nin en kadim tarım miraslarından biri olan siyez buğdayı, Kastamonu’nun İhsangazi ilçesinde geleneksel yöntemlerle üretilmeye devam ediyor. Yaklaşık 12 bin dekarlık alanda ekimi yapılan siyez buğdayı, hem iç piyasada hem de dış pazarda yoğun talep görerek bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor.

Tarihi binlerce yıl öncesine uzanan siyez buğdayının, Anadolu’nun yanı sıra Avrupa’da da İtalya, İspanya, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde yetiştirildiği biliniyor. Türkiye’de ise özellikle Göbeklitepe ve Karacadağ bölgelerinde köklü bir geçmişe sahip olduğu kabul ediliyor. Günümüzde ise siyez buğdayının en güçlü üretim ve markalaşma merkezi İhsangazi olarak öne çıkıyor.

Coğrafi İşaretli Ürünle Güçlenen Ekonomi

12 Bin Yıllık Bugday Kastamoru (5)

“Hitit buğdayı” olarak da bilinen coğrafi işaretli siyez, İhsangazi’de 2020 yılında tescillenerek resmi olarak menşeini kazanmış durumda. Bölgedeki üretimin yaklaşık yüzde 70’i bulgur olarak değerlendirilirken, kalan kısmı un ve hayvansal yem üretiminde kullanılıyor.

Siyez buğdayı; katkı maddesi içermemesi, kimyasal gübre ve yoğun sulama gerektirmemesiyle de dikkat çekiyor. Tamamen doğal koşullarda yetiştirilen bu ürün, hem sürdürülebilir tarım hem de sağlıklı beslenme açısından önemli bir alternatif olarak görülüyor.

Gastronomi ve Eko-Turizm Atağı

12 Bin Yıllık Bugday Kastamoru (1)

Kastamonu Üniversitesi’nden Öğretim Görevlisi Hikmet Haberal, siyez buğdayının yalnızca tarımsal değil aynı zamanda turistik bir değer taşıdığına dikkat çekiyor. Haberal, bölgeyi gastronomi ve eko-turizm rotasına dönüştürmeyi hedeflediklerini belirterek siyezden elde edilen ürün çeşitliliğinin bu vizyonu desteklediğini ifade ediyor.

Siyez buğdayı yalnızca bulgur olarak değil; tatlı, pasta, etli yemekler ve garnitürlerde de kullanılabiliyor. Ayrıca siyez unundan yapılan meşhur Kastamonu çekme helvası da bölgenin gastronomi değerini artırıyor. Bu çeşitlilik, İhsangazi’nin turizm potansiyelini güçlendiren en önemli unsurlar arasında yer alıyor.

12 Bin Yıllık Bugday Kastamoru (2)

Haberal, turizm acentelerine ve rehberlere de çağrıda bulunarak Kastamonu’ya gelen ziyaretçilerin rotalarının İhsangazi üzerinden geçirilmesini öneriyor. Amaç, bölgeyi Ilgaz Dağı’ndan başlayarak gastronomi ve kültür rotasının önemli bir parçası haline getirmek.

Doğal Üretim ve Sıfır Atık Yaklaşımı

12 Bin Yıllık Bugday Kastamoru (3)

İhsangazi’de siyez yetiştiriciliği yapan üreticilerden Yasin Ciğerci ise üretim sürecinin tamamen doğal yöntemlerle yürütüldüğünü vurguluyor. Ekim ayında toprakla buluşturulan siyez buğdayı, yalnızca kar ve yağmur suyuyla besleniyor. Hasat ise ağustos ayında gerçekleştiriliyor.

Ürün, taş değirmenlerde işlenerek geleneksel yöntemlerle değerlendiriliyor. Ciğerci, siyez buğdayının “sıfır atık” bir ürün olduğunu belirterek sap ve başak kısımlarının dahi farklı alanlarda kullanıldığını ifade ediyor. Bu yönüyle siyez, hem ekonomik hem de çevresel açıdan sürdürülebilir bir üretim modeli sunuyor.

12 Bin Yıllık Bugday Kastamoru (4)

İhsangazi Turizmde Yeni Bir Merkez Olmayı Hedefliyor

Siyez buğdayının anavatanı olarak kabul edilen İhsangazi, önümüzdeki dönemde eko-köy ve eko-çiftlik projeleriyle turizmde daha fazla ön plana çıkmayı hedefliyor. Bölgenin doğal yapısı, geleneksel üretim kültürü ve gastronomi potansiyeli, Kastamonu’yu ziyaret eden turistler için yeni bir cazibe merkezi oluşturuyor.

Ayrıca turizm rotasının Araç ve Safranbolu gibi yakın destinasyonlarla entegre edilmesi planlanıyor. Böylece bölge, hem kültürel hem de gastronomik açıdan daha geniş bir turizm ağına dahil edilmiş olacak.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı