Bebeklerde işitme kaybının zamanında fark edilmesi, yalnızca bir sağlık meselesi değil; çocuğun tüm yaşamını şekillendirebilecek kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Özellikle yaşamın ilk aylarında yapılacak taramaların, ilerleyen yıllarda karşılaşılabilecek dil ve iletişim sorunlarının önüne geçebileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre erken teşhis, hem ailelerin hem de çocukların geleceğini doğrudan etkileyen bir adım niteliği taşıyor.

3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Yunus Karadavut, işitme kaybının geç tanı almasının çocukların gelişim sürecini sekteye uğratabileceğini vurguluyor. Liv Hospital Samsun bünyesinde görev yapan Karadavut’a göre, özellikle dil ve iletişim becerilerinin gecikmesi, çocuğun akademik ve sosyal hayatına doğrudan yansıyor.

Erken Tanı Neden Bu Kadar Önemli?

İşitme, bir çocuğun dünyayı anlamlandırmasında temel araçlardan biri. Konuşmayı öğrenme süreci, duyulan seslerin taklit edilmesiyle başlıyor. Eğer bebek yeterince duyamazsa, kelime dağarcığı sınırlı kalabiliyor ve bu durum ilerleyen yıllarda okuma-yazma becerilerine kadar uzanan bir zincirleme etki yaratabiliyor.

Karadavut, işitme kaybının geç fark edilmesi halinde çocukların “optimal gelişim” sürecinin sekteye uğrayabileceğini belirtiyor. Dil gelişimindeki aksama; akademik başarıyı, özgüveni ve sosyal ilişkileri zayıflatabiliyor. Bu nedenle yalnızca yenidoğan döneminde değil, çocukluk ve okul çağında da düzenli işitme taramalarının ihmal edilmemesi gerekiyor.

Okul Çağında Risk Artıyor

Uzmanlara göre işitme kaybı riski yalnızca doğuştan gelen sorunlarla sınırlı değil. Alerjiler, sık geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları, geniz eti ve bademcik problemleri, orta kulakta sıvı birikmesi, kulak kiri, travmalar ya da yabancı cisimler de geçici veya kalıcı işitme kaybına yol açabiliyor.

Okul döneminde işitmenin önemi daha da belirgin hale geliyor. Sınıf ortamında öğretmeni takip edebilmek, arkadaşlarla iletişim kurabilmek ve ders başarısını sürdürebilmek için sağlıklı işitme kritik rol oynuyor. Araştırmalarda, okul çağındaki çocuklarda kalıcı işitme kaybı oranının binde 9’a kadar yükseldiği; bir ya da iki kulakta görülen geçici veya kalıcı kayıpların ise çocukların yüzde 14’ünden fazlasını etkileyebildiği ifade ediliyor. Tek taraflı işitme kaybı yaşayan çocuklarda dahi sınıf tekrar oranlarının belirgin şekilde arttığı biliniyor.

Uzmanlar, ailelerin çocuklarında televizyon sesini fazla açma, ismi söylendiğinde tepki vermeme ya da ders başarısında ani düşüş gibi belirtileri dikkate alması gerektiğini hatırlatıyor. Erken başvuru ve doğru yönlendirme sayesinde hem tıbbi hem de eğitsel destek sağlanabiliyor. Bu da çocuğun hem akademik hem de sosyal yaşamında güçlü bir başlangıç yapmasına katkı sunuyor.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı