Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kastamonu’da düzenlenen Uluslararası Çiftçi Örgütleri Çalıştayı ve Forumu’nda yaptığı açıklamalarla hem üreticilere hem de kamuoyuna önemli mesajlar verdi.
Ilgaz Dağı’ndaki bir otelde gerçekleştirilen programa, Kastamonu Valisi Meftun Dallı, Tarım Reformu Genel Müdürü Osman Yıldız, IFAD Bölge Direktörü Naoufel Telahıgue ile birlikte Kırgızistan, Tacikistan, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Hindistan’dan üretici birliklerinin temsilcileri katıldı. Tarımsal üretimin yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını vurgulayan Yumaklı, son dönemde hava koşullarının üretim üzerindeki etkisinden tarımsal desteklere, gıda arz güvenliğinden üretici örgütlerinin rolüne kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Kastamonu’daki buluşma, sadece bir toplantı olmanın ötesinde, tarımın bugünü ve geleceği açısından dikkatle izlenen bir platforma dönüştü. Özellikle son günlerde etkisini hissettiren soğuk hava dalgasının ardından gözlerin çevrildiği zirai don riskiyle ilgili konuşan Bakan Yumaklı, Türkiye genelinde üretimi sarsacak bir tablo oluşmadığını belirterek üreticilere moral verdi. Aynı konuşmada kuraklık, küresel iklim değişikliği, gıda israfı, jeopolitik baskılar ve destek politikaları da geniş bir çerçevede ele alındı.
Kastamonu’daki forum uluslararası katılımla gerçekleşti
Uluslararası Çiftçi Örgütleri Çalıştayı ve Forumu’na farklı ülkelerden üretici birliklerinin temsilcilerinin katılması, organizasyonun kapsamını daha da dikkat çekici hale getirdi. Programın açılışında konuşan Bakan Yumaklı, tarımsal üretim açısından önemli ülkelerden gelen heyetleri selamlayarak organizasyonun hayırlı olmasını diledi.

Yumaklı, “Aramızda, Kırgızistan, Tacikistan, İtalya, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Hindistan'dan üretici birliklerimiz var. Bu saymış olduğum ülkeler bulundukları bölgeler itibarıyla da tarımsal üretim açısından son derece önemli. Bu vesileyle bu organizasyonun hayırlar getirmesini diliyorum” dedi.
Bu sözler, Türkiye’nin tarım alanında uluslararası iş birliklerine verdiği önemi bir kez daha ortaya koyarken, Kastamonu’nun böyle bir toplantıya ev sahipliği yapması da kent adına ayrı bir önem taşıdı. Ilgaz Dağı’nda gerçekleştirilen forum, hem bölgesel hem de küresel tarımsal gündemin aynı çatı altında konuşulmasına imkan sundu.

Zirai don açıklaması üreticilere nefes aldırdı
Bakan Yumaklı’nın konuşmasında en çok dikkat çeken başlıklardan biri, son günlerde yakından takip edilen soğuk hava ve zirai don riski oldu. Tarımsal üretimin artık yalnızca üretim faaliyeti olarak görülemeyeceğini söyleyen Yumaklı, bu alanın ulusal güvenlikten ekonomik istikrara, toplumsal refahtan sosyal dengeye kadar geniş bir etki alanına sahip olduğunu vurguladı.
Tarım sektörünün yeni dönemde çok yönlü risklerle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Yumaklı, küresel iklim krizinin bu tehditlerin başında geldiğini belirtti. Geçen yıl yaşanan zirai don olayını hatırlatan Bakan Yumaklı, bu yıl da aynı tedirginliğin sahada hissedildiğini anlattı. Ancak son tabloya ilişkin verdiği mesaj, üreticiler açısından rahatlatıcı oldu.

Yumaklı, “Bugün artık tarımsal üretimin sadece bir üretim faaliyeti olmanın ötesine geçtiğini ifade ediyoruz. Bunu tüm platformlarda söylüyoruz. Bu manada tarımsal üretimin ulusal güvenliğin, ekonomik istikrarın ve toplumsal refahının temel dayanaklarından birisi haline geldiği hepimizin malumudur. Ancak içinde bulunduğumuz ve yeni normal olarak tariflediğimiz tepkiler tarım sektörünü derinden ve çok boyutlu risklerle yüzleştirecek bir etkiye sahip durumda. Bu risklerin başında küresel iklim krizi geliyor. Hatırlarsınız, bunun en sert etkisini geçtiğimiz yıl ülkemizde zirai don hadisesinde yaşadık. Bu yıl da geçtiğimiz yılın vermiş olduğu o tedirginlikle anbean hava olaylarını takip ettik. Bu hafta, geçtiğimiz haftanın başından itibaren büyük bir risk içeriyordu. Hamd olsun hem üreticilerimiz hem de bütün tarım teşkilatımız el ele vererek adeta hiç uyumadılar. Zirai dona karşı ne yapılması gerekiyorsa onları yaptılar. Sıcaklık değişiklikleri de bizim beklediğimiz kadar büyük oranda gerçekleşmedi. Genel itibarıyla bir zirai don hadisesi yaşanmadı. Ancak lokal olarak bazı yerlerde oldu. Bu da üretimimizi büyük ölçüde etkileyecek bir unsur taşımıyor, çok şükür” ifadelerini kullandı.

Bu değerlendirme, özellikle son günlerde tarlada, bahçede ve serada gelişmeleri kaygıyla izleyen üreticiler için önemli bir güven mesajı olarak öne çıktı.
“Türkiye gıda arz güvenliğiyle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamamıştır, yaşamayacaktır”
Bakan Yumaklı, konuşmasının devamında yalnızca don riskini değil, kuraklığı da tarımsal üretimin temel başlıklarından biri olarak değerlendirdi. Küresel iklim değişikliğinin etkilerinin artık daha görünür hale geldiğini vurgulayan Yumaklı, sıcaklıktaki her artışın üretimde kayba neden olduğuna dikkat çekti. Dünya genelinde açlık ve yetersiz beslenme sorunu ile gıda israfının aynı anda yaşanmasının büyük bir çelişki olduğuna işaret eden Bakan Yumaklı, asıl meselenin yalnızca daha fazla üretmek değil, daha dayanıklı ve daha adil bir sistem kurmak olduğunu söyledi.
Yakın coğrafyada yaşanan gerilimlerin de tarım üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Yumaklı, enerji ve gübre maliyetlerinin yükselmesinin üretim tarafında önemli bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Buna rağmen Türkiye’nin çoklu tedarik stratejileri ve proaktif yaklaşımı sayesinde güçlü bir duruş sergilediğini belirten Bakan, en net mesajını şu sözlerle verdi:

“Bir taraftan zirai donu konuşurken diğer taraftan da kuraklığı konuşuyoruz. Küresel iklim değişikliğinin iki önemli etkisi. Her bir derecelik artışın tarımsal üretimde yüzde 8'lik kayba sebep olduğuna dair veriler var. Bu tablo hem çiftçilerimizin hem gıda sistemlerimizin sellerle, kuraklıkla, hastalıklarla, zararlılarla daha fazla mücadele edeceği bir dönemi bize gösteriyor. Bütün bu zorlukları konuşurken başka bir çelişkiyi de söylemeden geçemeyeceğim. O da şu anda bütün dünyada yaklaşık 673 milyon insanın maalesef ki açlıkla karşı karşıya kalması. 2.3 milyar insanın yeterli ve dengeli beslenmeye sahip olmaması. Buna karşılık yıllık 2.3 milyar tonluk gıdanın da israf edilmesi. İki farklı uç. Demek ki mesele sadece çok fazla üretmek değil. Asıl mesele daha doğru, daha dayanıklı ve daha adil bir üretim ve paylaşım sistemini inşa etmektir. Bütün bu gereklilikler tarımsal üretimin sadece arttırılması hedefini değil, aynı zamanda çok fazla risk faktörüyle de mücadele edilmesini gerektirmekte. Buna bir de jeopolitik meseleleri dahil edersek, bugün yakın coğrafyamızda İran ve Amerika Birleşik Devletleri, İsrail çatışması, enerji ve gübre maliyetlerinde çok önemli bir maliyet baskısını tarımsal üretimin üzerine getirmiş durumda. Bununla birlikte Türkiye'nin son yıllarda izlemiş olduğu etkin dış politika ve ileriye dönük stratejik yaklaşımlar sayesinde bu tür dalgalanmalara karşı güçlü bir duruş sergilemiş durumdayız. Bu noktada açıkça ifade etmek isterim ki üreticimiz müsterih olsun, tüketicilerimiz endişe etmesin, sanayicilerimiz de gönül rahatlığıyla yoluna devam etsinler. Türkiye bu süreçte hamd olsun, gıda arz güvenliğiyle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamamıştır, yaşamayacaktır. Bunun en önemli nedeni de Türkiye'nin geliştirdiği çoklu tedarik stratejileridir. Proaktif yaklaşım ve küresel şoklara karşı güçlü koruma kalkanıdır.”

Bu açıklama, hem üretici hem tüketici hem de tarıma dayalı sanayi açısından geniş yankı uyandırabilecek netlikte bir güven mesajı içerdi.
Tarıma sağlanan destek 2026’da 930 milyar liraya çıktı
Bakan Yumaklı’nın üzerinde durduğu bir diğer önemli başlık da tarımsal destekler oldu. Türkiye’nin çevresindeki riskli atmosfere rağmen üreticinin yanında olmaya devam edeceğini söyleyen Yumaklı, devletin tarım sektörünü destekleme iradesinin sürdüğünü belirtti.
Konuşmasında 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin finansman verilerini paylaşan Yumaklı, üreticiye yönelik desteklerin ciddi bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Özellikle sulama yatırımları, kredi sübvansiyonları, yatırım teşvikleri ve zirai donla ilgili telafi mekanizmaları bu başlık altında öne çıktı.
Yumaklı, “Hamd olsun, Türkiye etrafındaki ateş çemberine rağmen, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bir barış adası ve güvenli liman olma özelliğini sürdürmektedir. Türkiye dünyadaki bütün gelişmeleri doğru okumaktadır ve sürdürülebilir stratejiler üretmeye devam edecektir. Şunu bir parantez olarak ifade etmek istiyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her hal ve şartta devletimiz, bakanlığımız üreticimizin yanında olmuştur, olmaya devam edecektir. Bu doğrultuda 2025'te destekler, zirai don ile ilgili telafiler ve yatırım teşvikleriyle birlikte tarım sektörüne aktarılan kaynak 706 milyar lirayı bulmuştur. 2026 yılında bu çıtayı biraz daha yukarı çıkardık. Sulama yatırımlarından, kredi sübvansiyonlarına kadar bütün destek ve teşviklere kadar toplam 930 milyar liralık finansmanı sektöre sağlamış durumdayız” dedi.
Bu rakamlar, önümüzdeki dönemde tarımsal üretimin sadece söylem düzeyinde değil, finansman ayağında da desteklenmeye devam edeceğini gösteren güçlü bir işaret olarak öne çıktı.

Üretici örgütlerine “daha güçlü olun” çağrısı
Forumun en dikkat çeken bölümlerinden biri de üretici örgütlerine yönelik mesajlar oldu. Tarımın geleceğinin güçlü üretici örgütlerinden geçtiğini vurgulayan Bakan Yumaklı, kooperatifler ve tarımsal örgütlerin yalnızca bir temsil makamı olmadığını, aynı zamanda üreticinin emeğini koruyan ve pazardaki gücünü artıran yapılar olması gerektiğini söyledi.
İki yıl önce üretici organizasyonlarının değerlendirilmesine yönelik bir çalışma başlatıldığını hatırlatan Yumaklı, daha kurumsal, daha şeffaf, daha rekabetçi ve daha sürdürülebilir yapılar istediklerini dile getirdi. 1. dereceye ulaşan üretici örgütlerinin sadece belge almadığını, aynı zamanda bir başarı hikayesi ve güven göstergesi ortaya koyduğunu belirten Bakan, bu yapıların ülkenin gıda güvenliği açısından kritik rol oynadığını söyledi.
Yumaklı, “Tarım sektöründe elbette önümüzdeki dönemde en çok üzerinde duracağımız hususlar üretici örgütlerinin süreçte daha aktif rol almasıdır. Özellikle üretici organizasyonlarının değerlendirilmesiyle ilgili 2 yıl önce bir çalışma başlatmıştık. Şuna canı gönülden inanıyoruz, tarımın geleceği güçlü üretici örgütlerinden geçmektedir. Kooperatifler ve tarımsal örgütler sadece ekonomik bir birlikteliği ifade etmez, aynı zamanda üreticinin alın terini ve emeğini koruyan bir vazife, görev ve misyon edinmek zorundadır. Güçlü ölçekli üreticilerin pazarda söz sahibi olması, rekabet gücünün artması ve onların gelir istikrarının sağlanabilmesi sadece ve sadece güçlü üretici örgütleriyle mümkündür. Üretimin sürekliliğini sağlayan, tedarik zincirini güçlendiren ve kriz anlarında sistemi ayakta tutan da eğer güçlüyse bu yapılardır. Bunun altını çizmek istiyorum. Bu manada üretici örgütleri güçlü üretim demektir, güvenli gıda arzı demektir ve bütün bunlar güvenli geleceğin inşası anlamına gelir.”
“Örgütlü tarımsal üretim bir tercih değil, bir zorunluluktur”
Konuşmasının son bölümünde üretici örgütlerine doğrudan seslenen Bakan Yumaklı, örgütlü tarımsal üretimin artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu söyledi. Destekler, teşvikler ve reformlarla bu yapıların daha güçlü hale getirileceğini belirten Yumaklı, üretimin olduğu her noktada emek veren çiftçilere teşekkür etti.
Yumaklı, “Örgütlü tarımsal üretim bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bu nedenle hem desteklerimize hem teşviklerimize hem de reformlarımızla üretici örgütlerimizi, hep birlikte çalışarak daha güçlü, daha dayanıklı, sürdürülebilir hale getireceğiz. Bu süreçte tarımın tamamında olduğu gibi, Sayın Cumhurbaşkanımızın da bizlere çok önemli desteği ve cesaret var. Bunları da ifade ederek Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı arz ediyorum. En önemli teşekkür ülkemizin tarımsal üretimi için gecesini gündüzüne katan, tarlada, bağda, bahçede, ahırda, tarımsal üretim neredeyse orada olan bütün üreticilerimize, bütün çiftçilerimize ve onların temsilcisi olan tarımsal üretim örgütlerimize teşekkür ediyorum” dedi.





