Trabzon’un merkezinde yürütülen bir kazı çalışması, kentin bilinen tarihine yeni ve dikkat çekici bir katman ekledi. Günlük hayatın içinde sıradan bir alan olarak kullanılan bir noktada, toprağın metrelerce altında kalan geçmiş sessizce ortaya çıkmayı bekliyordu. Pazarkapı Mahallesi’nde yapılan çalışmalar sırasında ulaşılan antik dere limanı, Trabzon’un yalnızca bir sahil kenti olmadığını, iç limanlar üzerinden de güçlü bir ticaret ağına sahip olduğunu gösteriyor. Üstelik bu yapı, dünyada sayılı örnekleri bulunan nadir dere limanlarından biri olma özelliği taşıyor.

Kazı alanında elde edilen veriler, limanın M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 1. yüzyıl arasında şekillenmeye başladığını ve yüzyıllar boyunca farklı uygarlıklar tarafından kullanıldığını ortaya koyuyor. Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait izlerin aynı yapı üzerinde okunabiliyor olması, alanı sadece mimari değil, tarihsel açıdan da son derece değerli kılıyor.

Sekiz Metre Derinde Bir Ticaret Yapısı
Yaklaşık 6 ila 8 metre derinlikte ortaya çıkarılan rıhtım duvarı, ilk bakışta bile yapının ölçeğini ve önemini hissettiriyor. 2 metre kalınlığında ve 135 metre uzunluğundaki bu duvar, basit bir kıyı düzenlemesinden çok daha fazlasını anlatıyor. Duvar boyunca tespit edilen kapı izleri, mal giriş çıkışının kontrollü ve yoğun bir şekilde yapıldığını düşündürüyor. Kemerli ve farklı dönemlere ait olduğu anlaşılan açıklıklar, yapının zaman içinde ihtiyaçlara göre yeniden düzenlendiğini gösteriyor.

Duvara dik konumda bulunan ve günümüze yalnızca izleri ulaşan ek yapılar ise burada bir ticaret organizasyonunun varlığına işaret ediyor. Bu alanların depo ya da dükkân olarak kullanıldığı değerlendirilirken, dere limanının yalnızca bir yanaşma noktası değil, aynı zamanda aktif bir ticaret merkezi olduğu anlaşılıyor.

Buluntular Trabzon’un Ticari Ağını Anlatıyor
Kazılarda ele geçirilen kandil ve seramik parçaları, yapı kadar dikkat çekici. Özellikle Kırım yapımı olduğu belirlenen kandil, Trabzon’un Karadeniz’in kuzeyiyle kurduğu ticari ilişkileri somut bir şekilde ortaya koyuyor. Bizans dönemine ait çanak çömlek parçaları ise limanın farklı dönemlerde kesintisiz kullanıldığını destekleyen önemli veriler arasında yer alıyor.

Bu buluntular, Trabzon’un ticari kimliğinin yalnızca liman kenti olmasından ibaret olmadığını, iç su yolları ve dere bağlantılarıyla da bölgesel ticarette rol oynadığını düşündürüyor. Antik çağda kurulan bu ağın izleri, bugün toprağın altından yeniden okunabiliyor.

Geçmişi Koruyarak Geleceğe Taşıma Çabası
Kazı ve restorasyon sürecinde en hassas noktalardan biri, yapının özgün dokusunun korunması. Zaman içinde yapılan yanlış müdahalelerin temizlenmesi, çimento gibi malzemelerin yapıdan arındırılması ve geleneksel tekniklerle güçlendirme yapılması, limanın uzun vadede korunmasını amaçlıyor. Hidrolik kireç esaslı enjeksiyonlar ve üst koruma uygulamalarıyla duvarın hem sağlamlaştırılması hem de dış etkenlerden korunması hedefleniyor.

Ortaya çıkarılan dere limanı, Trabzon’un geçmişine dair bilinenleri genişleten önemli bir keşif olarak öne çıkıyor. Bu yapı, kentin tarihini yalnızca kitap sayfalarında değil, taşın, toprağın ve duvarların diliyle de anlatmaya devam ediyor.








