Altın piyasasında son günlerde dikkat çeken bir denge oluşmuş durumda. Bir yandan doların zayıf seyri değerli metale destek verirken, diğer yandan ABD ile İran arasında ateşkes sağlanabileceğine yönelik beklentiler güvenli liman talebini sınırlıyor. Bu iki farklı etkinin aynı anda hissedilmesi, altın fiyatlarında yön arayışını daha da önemli hale getiriyor. Özellikle ons altının 4 bin 800 doların üzerinde kalmayı sürdürmesi, piyasalarda yeni hedeflerin daha sık konuşulmasına neden oluyor.
Yatırımcı cephesinde en çok merak edilen başlıklardan biri ise bundan sonraki sürecin nasıl şekilleneceği. Çünkü fiyatlar yalnızca jeopolitik gelişmelere göre değil, aynı zamanda doların gücü, faiz görünümü ve küresel risk algısına göre de hareket ediyor. Bu nedenle altındaki yükselişin devam edip etmeyeceği sorusu, sadece günlük fiyat değişimleriyle değil, daha geniş bir ekonomik tabloyla birlikte değerlendiriliyor.
Zayıf dolar altını destekliyor, ateşkes beklentisi frene basıyor
Küresel piyasalarda doların güç kaybetmesi, altını yabancı yatırımcılar açısından daha cazip hale getiriyor. Bu durum, fiyatların yukarı yönlü seyrini destekleyen başlıca unsurlar arasında gösteriliyor. Nitekim spot altında yüzde 0,7’lik artışla 4 bin 820 dolar seviyeleri test edilirken, piyasanın halen yukarı yönlü potansiyel taşıdığı düşünülüyor.

Ancak bu tabloyu tek başına zayıf dolar belirlemiyor. ABD ile İran arasında diplomatik bir ilerleme sağlanabileceğine dair işaretler, piyasalarda risk iştahını artırıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın sona yaklaşabileceğine yönelik açıklamaları da bu beklentiyi güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor. Ateşkes ihtimalinin artması, altına yönelik güvenli liman talebini zayıflatarak fiyatlardaki yükselişi sınırlayan önemli bir başlık haline geliyor.
Öte yandan Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin hâlâ düşük seviyede olması ve ABD’nin uyguladığı ablukanın sürmesi, jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığını da gösteriyor. Bu da piyasanın hâlâ temkinli hareket ettiğini ortaya koyuyor.
Faiz beklentisi fiyatlamada belirleyici oluyor
Altın fiyatlarını etkileyen bir diğer önemli unsur ise faiz görünümü. Piyasalarda bu yıl için faiz indirimi ihtimali yüzde 29 seviyesinde değerlendiriliyor. Faizlerin yüksek kalması, getiri sunmayan altın açısından dezavantaj oluştururken; olası faiz indirimleri ise fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabiliyor.
Bu nedenle yatırımcılar yalnızca jeopolitik gelişmeleri değil, merkez bankalarının para politikalarına ilişkin sinyalleri de dikkatle izliyor. Altının önümüzdeki dönemde hangi seviyelere yöneleceği konusunda faiz beklentileri belirleyici rol oynamayı sürdürüyor.

4 bin 900 dolar seviyesi neden bu kadar önemli?
Analistler, ons altında 4 bin 900 dolar seviyesinin kritik bir eşik olduğunu vurguluyor. Bu seviyenin aşılması halinde 5 bin dolara doğru yeni bir yükseliş dalgasının başlayabileceği değerlendiriliyor. Ancak ateşkes sürecinin hız kazanması ve tahvil getirilerinin yükselmesi halinde bu senaryonun zayıflayabileceği de ifade ediliyor.
Altınla birlikte diğer değerli metallerde de yukarı yönlü hareket dikkat çekiyor. Gümüş, platin ve paladyum fiyatlarında görülen artış, piyasanın genelinde dolar kaynaklı bir hareketliliğin etkili olduğunu gösteriyor. Tüm bu gelişmeler birlikte okunduğunda, altın için önümüzdeki günlerin oldukça kritik bir döneme işaret ettiği görülüyor.





