Küresel altın piyasasında dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı. Fiziki altına yönelik tüketici talebi zayıflarken, merkez bankaları rezervlerini güçlendirmek amacıyla alımlarına hız verdi. Dünya Altın Konseyi'nin (WGC) yayımladığı verilere göre, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde merkez bankalarının gerçekleştirdiği net altın alımı 321 tona ulaştı. Altın yatırım fonlarına yönelik güçlü ilgi ise piyasadaki hareketliliğin bir başka önemli göstergesi oldu.

Merkez bankaları altın rezervlerini büyütüyor

Dünya genelinde ekonomik belirsizlikler ve para politikalarına ilişkin beklentiler, ülkelerin rezerv tercihlerinde altının önemini koruduğunu gösteriyor.

Temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsayan dönemde merkez bankalarının toplam 321 ton altın satın alması, 2024 yılının son çeyreğinden bu yana görülen en yüksek alım miktarı olarak kayıtlara geçti.

Böylece 2026'nın ilk dokuz ayında gerçekleştirilen tahmini net altın alımı 675 tona yükseldi. Bu miktar, geçen yılın aynı dönemindeki seviyenin de üzerine çıktı.

Dolar yerine altın tercihi güçleniyor mu?

Altın fiyatlarında yaşanan gerilemenin, bazı merkez bankaları açısından yeni alım fırsatları oluşturmuş olabileceği değerlendiriliyor.

Dünya Altın Konseyi Kıdemli Piyasa Stratejisti John Reade, özellikle doların uzun vadeli değerine ilişkin beklentilerin rezerv yönetiminde etkili olabileceğine dikkat çekti.

Reade, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Doların uzun vadede düşeceğini düşünüyorsanız ve elinizde vadesi gelen kısa vadeli ABD Hazine tahvilleri varsa, o pahalı dolarların bir kısmını alıp onlarla altın alıyor olabilirsiniz.”

Uzmanların değerlendirmelerine göre, altın fiyatlarının baskı altında kaldığı dönemler, rezervlerini çeşitlendirmek isteyen merkez bankaları için fırsat yaratabiliyor.

Altın Fiyatlarında Yükseliş Sinyali! Gram Ve Çeyrek Altın Ne Kadar

Çin ve Polonya altın alımında öne çıktı

Üçüncü çeyrekte açıklanan resmi veriler, altın rezervlerini artıran ülkeler arasında Çin ve Polonya'nın ön plana çıktığını gösterdi.

Çin Merkez Bankası rezervlerine 63 ton altın eklerken, Polonya'nın alımı 41 ton olarak gerçekleşti.

Rusya ise aynı dönemde 19 tonluk satış gerçekleştirerek büyük ölçekli satıcılar arasında öne çıktı.

Öte yandan merkez bankalarının toplam altın hareketlerinin tamamı kamuoyuna açıklanmıyor. Tahmini alımların yaklaşık üçte ikisi, resmi olarak duyurulmayan işlemlerden oluşuyor.

Bu nedenle küresel alım miktarları, kamuya açık verilerin yanı sıra ticaret istatistikleri ve piyasa araştırmalarından yararlanılarak hesaplanıyor.

Altın ETF'lerinde dikkat çeken rekor

Altın fiyatlarının gerilemesine rağmen borsa yatırım fonlarına (ETF) yönelik talep güçlü seyrini korudu.

Dünya Altın Konseyi verilerine göre, üçüncü çeyrekte altın ETF'lerinin toplam varlıkları 211 ton artarak rekor seviyeye yükseldi.

Bu gelişme, fiziki altına yönelik bazı talep kalemlerinde düşüş yaşanırken finansal yatırım araçları üzerinden altına yönelimin sürdüğünü ortaya koydu.

Mücevherat ve külçe altın talebinde düşüş

Küresel altın piyasasında yatırım fonları ve merkez bankaları ön plana çıkarken, tüketici tarafında farklı bir tablo oluştu.

Üçüncü çeyrekte dünya genelindeki mücevherat talebi yüzde 17 azalarak 313 tona geriledi. Böylece 2000 yılından bu yana kaydedilen en düşük üçüncü çeyrek mücevherat talebi gerçekleşti.

Külçe ve madeni para talebinde de yüzde 19'luk düşüş yaşandı. Bu kategorideki toplam alım 268 ton oldu.

Buna karşılık Çin'de külçe ve madeni para talebi yüzde 7 artışla 79 tona ulaştı. Ülkede yılın ilk dokuz ayındaki toplam alımlar ise 393 tonla rekor seviyeye çıktı.

Altın üretiminde yeni zirve

Talepteki değişimin yanı sıra altın arzında da önemli gelişmeler yaşandı.

Küresel maden üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 yükselerek 1.071 tona ulaştı. Bu miktar, üçüncü çeyrek dönemleri açısından yeni bir üretim rekoru anlamına geliyor.

Hurda altından sağlanan arz ise yüzde 8 gerileyerek 314 tona düştü. Böylece geri dönüşüm kaynaklı altın miktarı 2023 yılından bu yana en düşük seviyesine indi.

Altın piyasasında bundan sonraki süreçte merkez bankalarının rezerv politikaları, küresel faiz beklentileri ve yatırım fonlarına yönelik para akışlarının fiyatların yönü açısından belirleyici olması bekleniyor.

Muhabir: Gözde Gül Tonturoğlu