Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışma hayatında sık sık anlaşmazlığa neden olan yıllık izinlerin parçalara bölünmesiyle ilgili önemli bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, işçinin kendi isteği ve onayıyla 10 günden kısa süreler hâlinde kullandığı yıllık izinlerin, tek başına iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirmek için yeterli olmadığına karar verdi.
İşçi kıdem tazminatı talep etti
Karara konu olan olayda bir çalışan, 16 Aralık 2013 ile 27 Nisan 2022 tarihleri arasında özel bir şirkette gümrük müşavir yardımcısı olarak görev yaptı.
İşçi, çalışma süresi boyunca yıllık izin taleplerinin iş yoğunluğu gerekçe gösterilerek karşılanmadığını ve kendisine tek seferde en fazla altı günlük izin kullandırıldığını ileri sürdü. Kullanmadığı izinlerin ücretinin de ödenmediğini belirten çalışan, 68 günlük yıllık izin hakkının bulunduğunu savundu.
Yıllık izinlerinin mevzuata uygun şekilde kullandırılmadığını gerekçe gösteren işçi, sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek kıdem tazminatı istedi. Ayrıca kullanılmayan yıllık izinlerinin ücretini ve ödenmediğini iddia ettiği bazı prim alacaklarını da talep etti.
İlk mahkeme çalışanı haklı buldu
Davayı inceleyen İlk Derece Mahkemesi, işçinin imzaladığı izin belgelerini değerlendirdi. Mahkeme, çalışanın görev yaptığı süre içinde toplam 130 günlük yıllık izne hak kazandığını ancak bunun yalnızca 48 gününü kullandığını belirledi.
Geriye 82 günlük kullanılmamış izin kaldığı sonucuna ulaşan mahkeme, yıllık izinlerin gereği gibi kullandırılmadığına hükmetti. İşçinin sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek kıdem tazminatı ile 82 günlük izin ücretinin ödenmesine karar verildi. Prim alacağı ise kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddedildi.

Yargıtay rıza ve talebe dikkat çekti
Dosyanın Yargıtaya taşınmasının ardından 9. Hukuk Dairesi, alt mahkemenin kararını bozdu. İncelemede işçinin yıllık izinlerini yarım gün ile yedi gün arasında değişen kısa süreler hâlinde kullandığı görüldü.
Yargıtay, bu izinlerin işçinin talebi ve rızası doğrultusunda kullanıldığına dikkat çekti. Çalışanın daha uzun bir izin istediğini yazılı olarak işverene bildirdiği ancak talebinin işveren tarafından kısaltıldığı kanıtlanamadı.
İşverenin uzun süre boyunca hiç izin kullandırmadığına veya izin taleplerini gerekçesiz şekilde sürekli reddettiğine ilişkin yeterli delil de bulunamadı. Bu nedenle çalışanın yaptığı feshin haklı nedene dayanmadığına ve kıdem tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğine karar verildi.
Her kısa izin haklı fesih sayılmayacak
4857 sayılı İş Kanunu’na göre yıllık ücretli izin işveren tarafından tek taraflı olarak bölünemiyor. Tarafların anlaşması hâlinde izin parçalara ayrılabiliyor ancak bu bölümlerden birinin en az 10 gün olması gerekiyor.
Yargıtayın kararı, 10 günden kısa kullanılan her iznin doğrudan haklı fesih gerekçesi oluşturmayacağını ortaya koydu. Değerlendirmede iznin çalışanın isteğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve işverenin daha uzun izin taleplerine karşı tutumu belirleyici olacak.





