Aracına yapılan bombalı suikast sonucu yaşamını yitiren Gazeteci Yazar Uğur Mumcu’nun 24 Ocak 1993’teki ölümünün üzerinden 31 yıl geçti. Bu 31 yılda suikast aydınlatılmadığı gibi, dosyalar kapandı. Bugün Türkiye’nin pek çok yerinde anma etkinlikleri gerçekleştirilecek.

Başkan Ergün’den Manisalı gençlere müjde Başkan Ergün’den Manisalı gençlere müjde

177610

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te arabasına konulan bombanın patlaması sonucu öldürüldü. Suikast tam 7 yıl karanlıkta kaldı. Bu dönem Güldal Mumcu ile görüşen İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, “Tuğla çekilirse, duvar yıkılır” demişti. Daha sonra “Duvarlar yıkılacak” denilse de, hiçbir sonuç elde edilemedi.

ADALET, DEMOKRASİ, LAİKLİK

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) ise 24-31 Ocak tarihleri arasını “Adalet ve Demokrasi Haftası” ilan etti. 31.’si düzenlenecek olan haftanın bu yılki teması ise “adalet, demokrasi, laiklik” olarak belirlendi. Hafta, 24 Ocak saat 10.00’da Batıkent Metro’dan Uğur Mumcu Parkı’na yürüyüş ile başlayacak ve 31 Ocak’ta 34 yıl önce öldürülen Siyasetçi ve Hukukçu Muammer Aksoy’un anması ile sona erecek.

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yürütme Kurulu bu yılki temadaki alıntıyı; Mumcu’nun Cumhuriyet gazetesinde 18 Kasım 1975’te kaleme aldığı “Özgürlüğün bedeli” yazısından seçti: “Düşüncelerinden dolayı binlerce insandan hesap soran rejim, milyonlarca lira yolsuzlukları için bir tek gün soru sormazsa, düşünce suçu adı altında kimleri neden yargılamak istediği, neden bu amaçla yasalar hazırlattığı da belli olmaz mı?”

TUĞLALAR YIKILACAK

TBMM Başkan Vekili CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca da 31. Adalet ve Demokrasi Haftası nedeniyle bir açıklama metni yayımladı. “Tuğlalar yıkılacak, duvarın altında kalacaksınız” diyen Karaca, katledilişinin üzerinden 31 yıl geçmiş olmasına rağmen, geçmişte kaleme aldığı konuların, bugün dahi sıcaklığını ve önemini koruduğunu söyledi.

TEHDİT ALTINDAYDI

22 Ağustos 1942’de Kırşehir’de doğan Uğur Mumcu, henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk sosyalizmi” başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü’nü almıştı. Askerliğini ise resmi tanımıyla “sakıncalı piyade eri” olarak tamamlamış, 1975’ten itibaren Cumhuriyet’te “Gözlem” başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başlamıştı. Mumcu, 24 Ocak 1993’te hayatını kaybetmeden önce ise polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırıyordu.

Tüm gazetecilik hayatı boyunca sürekli tehdit altındaydı. Sevgi Özel, “Uğur Olsun” kitabında, Mumcu’nun yaşamının son döneminde kiminle konuşsa “Aman dikkat et!” şeklinde uyarıyla karşılaştığını belirtiyor, bu sözlere, “Hepiniz bir kaza sonucu gidebilirsiniz. Ne yapalım, böyle bir şey olursa benimki de iş kazası olur” dediğini anlatıyor.

7 YIL SONRA GELEN DAVA

Mumcu 24 Ocak 1993’te öldürülse de 7 yıl boyunca hiçbir soruşturma gerçekleştirilmedi. 2000 yılında ise Hizbullah Lideri Hüseyin Velioğlu, Beykoz’daki evinde polislerle girdiği çatışma sonucunda öldürüldü. Ardından evde yapılan aramada, Mumcu suikastıyla ilgili önemli belgelere ulaşıldı. Bu belgelerden yola çıkılarak, suikastın Tevhidi Selam Kudüs Ordusu adı altında radikal İslamcı bir terör örgütünün işlediği ortaya çıkarıldı. Örgüt aynı zamanda Ahmet Taner Kışlalı ve Muammer Aksoy suikastlarının da sorumlusuydu.

(evrensel)