6 Şubat depremlerinin ardından hayatları altüst olan binlerce aile gibi Gök ailesi de doğup büyüdükleri toprakları geride bırakmak zorunda kaldı. Adıyaman’dan ayrılırken yanlarında sadece birkaç eşya değil, aynı zamanda belirsizlik ve derin bir hüzün de taşıyorlardı. Yeni bir şehirde tutunma çabası, yaşadıkları kayıpların gölgesinde kolay olmadı. Ancak yollarının düştüğü Kastamonu’nun Taşköprü ilçesi, onlar için beklenmedik bir güven duygusunun adresi haline geldi.

İlçede merkezine yerleşen aile, ilk günlerden itibaren karşılaştıkları ilginin kendilerini şaşırttığını anlatıyor. Yabancılık hissi yaşamayı beklerken, kısa sürede komşuluk ilişkilerinin içine dahil olmaları, yaşadıkları kırılmanın ardından toparlanmalarını hızlandırmış. Günlük hayatın küçük ama anlamlı destekleri, onlar için büyük bir moral kaynağına dönüşmüş.

Taşköprü’de Yeni Bir Başlangıç Depremzede Aile Umut Buldu1

Depremin Ardından Kurulan Yeni Hayat

Deprem sonrası göç etmek zorunda kalan aileler için en büyük ihtiyaçlardan biri, güvenli bir barınma kadar insani bağlar oluyor. Gök ailesi de Taşköprü’de tam olarak bunu bulduklarını ifade ediyor. Alışverişten resmi işlemlere kadar birçok konuda gördükleri rehberlik, yeni bir düzen kurmalarını kolaylaştırmış. İlçe halkının yaklaşımı, yalnız olmadıklarını hissettirmiş.

Aile, yaşadıkları acının izlerinin silinmesinin zaman alacağını kabul ediyor; ancak bulundukları ortamın umutlarını diri tuttuğunu söylüyor. Çocukların yeni çevrelerine uyum sağlaması, ebeveynler için de ayrı bir teselli olmuş. Okul süreci ve günlük yaşamın yeniden şekillenmesi, hayatın devam ettiğini hatırlatan güçlü adımlar olarak görülüyor.

“Burası Artık İkinci Vatanımız”

Gök ailesinin duygularını özetleyen en güçlü ifade, Taşköprü’yü “ikinci vatan” olarak tanımlamaları. Bu söz, sadece barınma imkânı bulmuş olmanın ötesinde, aidiyet hissinin oluştuğunu gösteriyor. Yeni bir şehirde kök salmaya çalışırken gördükleri anlayış ve destek, onları psikolojik olarak da ayağa kaldırmış.

Komşularla kurulan bağlar, yapılan küçük yardımlar ve samimi sohbetler, büyük travmaların ardından gelen iyileşme sürecinin sessiz kahramanları olmuş. Aile, kendilerine uzanan her elin değerini unutmayacaklarını özellikle vurguluyor.

Taşköprü’de Dayanışmanın Gücü

Deprem sonrasında Türkiye’nin birçok noktasında benzer dayanışma örnekleri yaşandı. Taşköprü’de ortaya konan yaklaşım da bu toplumsal refleksin yerel bir yansıması olarak dikkat çekiyor.

Gök ailesinin hikâyesi, zor zamanlarda kurulan bağların ne kadar kalıcı olabileceğini gösteriyor. Yaşadıkları büyük kayıplara rağmen yeni bir başlangıç yapabilmeleri, bulundukları çevrenin sağladığı güven ortamıyla doğrudan ilişkili. Taşköprü, onlar için artık sadece bir yer değil; yeniden umut edebildikleri bir yaşam alanı anlamına geliyor.

ÖZEL HABER

Kaynak: Haber Merkezi