Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde yürütülen arkeolojik kazılar, Roma dönemine ait eşsiz bir mirası yeniden hayata kazandırıyor. Pompeipolis Antik Kenti sınırları içinde sürdürülen çalışmalar kapsamında, yaklaşık 3 bin metrekarelik alana yayılan ve Anadolu’nun en büyük üç Roma villasından biri olarak kabul edilen yapıdaki mozaikler tek tek gün yüzüne çıkarılıyor. Uzmanlar, yok olma riskiyle karşı karşıya kalan bu tarihi eserlerin kurtarılması için yoğun bir mesai harcıyor.

Roma’nın Paflagonya Başkentinde Büyük Keşif
Roma döneminde Paflagonya Eyaleti’nin en önemli şehirlerinden biri olan Pompeipolis, hem siyasi hem de kültürel açıdan bölgenin merkezlerinden biri olarak öne çıkıyordu. Bugün Kastamonu ve özellikle Taşköprü çevresinde sürdürülen kazılar, bu ihtişamlı geçmişe ışık tutmaya devam ediyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı adına yürütülen kazılar, Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük başkanlığında gerçekleştiriliyor. Çalışmaların odağında ise 1800 yıllık Roma villası bulunuyor. Geçtiğimiz yıl başlatılan kazılarda, özellikle villa içerisindeki mozaiklerin ortaya çıkarılması ve korunması hedefleniyor.

Anadolu’nun En Büyük Roma Villalarından Biri
Yaklaşık 3 bin metrekarelik bir alan üzerine kurulu olan villa, büyüklüğü ve mimari yapısıyla dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu yapı, Anadolu’da bugüne kadar tespit edilen en büyük üç Roma villasından biri olma özelliğini taşıyor.

Villada yer alan ve “triclinium” olarak adlandırılan, misafirlerin ağırlandığı özel bölümde yürütülen çalışmalar da büyük önem taşıyor. 112 metrekarelik bu alanın zemininde yer alan mozaiklerin restorasyonu titizlikle sürdürülüyor. 2025 yılında 10 metrekarelik bölümün tamamlandığını belirten ekipler, 2026 yılı içerisinde kalan kısımları da gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.

Mozaiklerde Zeugma Kalitesinde İşçilik
Kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan mozaikler, yalnızca büyüklükleriyle değil, aynı zamanda işçilik kalitesiyle de dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu mozaiklerin Zeugma Antik Kenti’nde bulunan ünlü mozaiklerle benzer seviyede olduğunu ifade ediyor.

Bu durum, villanın yalnızca bir konut değil, aynı zamanda yüksek statüye sahip bir kişiye ait olabileceğini gösteriyor. Özellikle kullanılan malzeme kalitesi ve detaylı işçilik, Roma döneminde bölgede yaşayan elit sınıfın yaşam standartlarına dair önemli ipuçları sunuyor.

400 Yıllık Kesintisiz Yaşamın İzleri
Arkeologların elde ettiği bulgular, villanın milattan sonra 2. yüzyılda inşa edildiğini ve yaklaşık 6. yüzyıla kadar kullanıldığını ortaya koyuyor. Bu da yapının yaklaşık 400 yıl boyunca kesintisiz bir şekilde yaşam alanı olarak kullanıldığını gösteriyor.

Bu uzun kullanım süresi, Pompeipolis’in tarihsel gelişimini anlamak açısından büyük önem taşıyor. Uzmanlar, villadan elde edilen verilerin hem kentin sosyal yapısını hem de Roma dönemindeki yaşam biçimini analiz etmek için önemli bir kaynak olduğunu vurguluyor.

Uluslararası Katılımla Devam Eden Kazılar

Yaklaşık 25 yıldır sürdürülen Pompeipolis kazıları, her yıl yeni bulgularla tarih sahnesine ışık tutuyor. Bu yıl yeniden başlayan çalışmalarda 45 kişilik bir ekip görev alıyor. Türk arkeologların yanı sıra İtalya’dan gelen 15 kişilik uzman ekip de projeye katkı sağlıyor.

Uluslararası iş birliğiyle yürütülen bu çalışmalar, hem bilimsel açıdan daha kapsamlı sonuçlar elde edilmesini sağlıyor hem de bölgenin arkeolojik önemini küresel ölçekte artırıyor.

Bölge Turizmine Yeni Bir Destinasyon
Kazı çalışmalarının yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda ekonomik ve turistik açıdan da önemli katkılar sağlaması bekleniyor. Yetkililer, ortaya çıkarılan Roma villasının tamamlanmasının ardından bölgenin önemli bir turizm merkezi haline gelebileceğini ifade ediyor.
Bu kapsamda, hem Kastamonu’nun hem de Kuzey Karadeniz’in turizm altyapısına yeni bir destinasyon kazandırılması hedefleniyor. Yerel yönetimler ve sponsor kuruluşların desteğiyle sürdürülen çalışmaların Ekim ayı sonuna kadar devam etmesi planlanıyor.

Tarihi Miras Geleceğe Taşınıyor
Pompeipolis’te yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kuruyor. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan 1800 yıllık mozaiklerin yeniden gün yüzüne çıkarılması, yalnızca arkeolojik bir başarı değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunması açısından da büyük bir adım olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte Pompeipolis’in Türkiye’nin en önemli arkeolojik destinasyonlarından biri haline gelebileceğini belirtiyor. Bu eşsiz keşif, hem bilim dünyası hem de tarih meraklıları için büyük bir heyecan yaratmaya devam ediyor.





