Avrupa pazarında satışa sunulan hurmaların gerçek üretim yerlerine ilişkin ciddi iddialar gündemde. Bazı sektör raporları ve tüketici örgütlerine göre, İsrail’de ve işgal altındaki Batı Şeria’da üretilen hurmaların menşei gizlenerek farklı ülkeler üzerinden piyasaya sürüldüğü öne sürülüyor. Bu yöntemin, özellikle Müslüman tüketicilerin boykot eğilimini aşmak amacıyla kullanıldığı iddia ediliyor.
Küresel hurma ticaretinin hızla büyümesi ve tedarik zincirinin çok sayıda aracıyla ilerlemesi, ürünlerin izlenebilirliğini zorlaştırıyor. Uzmanlar, bu karmaşık yapı içinde etiketleme şeffaflığının zayıfladığını ve tüketicinin yanıltılabildiğini belirtiyor.
Barkodlar ve Etiketler Neden Önemli?

Tüketici dernekleri, hurma satın alırken ambalaj üzerindeki barkod ve menşe bilgilerinin dikkatle kontrol edilmesi gerektiğini vurguluyor. Filistinli üreticilerin genellikle “Filistin ürünü” ibaresi ve Filistin bayrağı bulunan ambalajları tercih ettiği, ayrıca Ürdün menşeli 625 ile başlayan barkodları kullandığı ifade ediliyor.
Buna karşılık İsrail menşeli ürünlerin çoğunlukla 729 ile başlayan barkodlara sahip olduğu, bazı paketlerde ise farklı ülke kodlarının yer alabildiği ileri sürülüyor.
Sorunun temelinde ise hurmaların fiziksel olarak birbirine çok benzemesi yatıyor. Ölü Deniz çevresinde yetiştirilen çeşitlerin görünüm açısından ayırt edilememesi, menşe karışıklığını artırıyor.
Medjool Hurması Tartışmanın Merkezinde

Yüksek fiyatlı ve “premium” sınıfta yer alan Medjool hurması, bu iddiaların odağındaki başlıca ürün konumunda. Sektörel verilere göre Avrupa’ya giren Medjool hurmalarının önemli bir bölümü İsrail bağlantılı kaynaklardan geliyor. Bazı raporlar, bu ürünlerin kayda değer kısmının Batı Şeria’daki yerleşim bölgelerinde üretildiğini ve açıkça belirtilmeden ihraç edildiğini öne sürüyor.
İsrail’in yıllık hurma ihracatının yaklaşık 35 bin ton olduğu, ancak ülke sınırları içindeki üretimin bunun çok altında kaldığı ifade ediliyor. Bu farkın, işgal altındaki bölgelerdeki plantasyonlardan karşılandığı iddiası, tedarik zincirinde ciddi soru işaretleri yaratıyor.
“Hurma Aklama” İddiaları

Sektörde “hurma aklama” olarak adlandırılan uygulamayla, yerleşim bölgelerinde üretilen hurmaların farklı ülke menşeli gibi gösterildiği ileri sürülüyor. Bu ürünlerin zaman zaman Hollanda, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri veya Filistin çıkışlı gibi etiketlenebildiği iddia ediliyor.
Daha önce Filistin makamlarının bu tür girişimlere müdahale ettiği ve 2014 yılında “Filistin ürünü” etiketiyle satılmak istenen tonlarca hurmaya el konulduğu biliniyor.
AB Kuralları ve Tüketici Uyarıları
Avrupa Birliği, yerleşim bölgelerinde üretilen ürünlerin açık şekilde etiketlenmesini zorunlu kılan düzenlemeler uyguluyor. 2019 yılında Avrupa Birliği Adalet Divanı tarafından verilen karara göre, bu ürünlerin yalnızca “İsrail malı” olarak etiketlenmesi yeterli sayılmıyor; üretimin yerleşim bölgelerinde yapıldığının ayrıca belirtilmesi gerekiyor.
Uzmanlar, tüketicilere özellikle ramazan döneminde artan talep sırasında daha dikkatli olmaları çağrısında bulunuyor. Menşei net olmayan ürünler konusunda şeffaflık talep edilmesi ve ambalaj bilgilerinin incelenmesi öneriliyor.
Küresel Hurma Ticaretinde Kritik Pay
Dünya Bankası verilerine göre Hollanda ve Fransa, Avrupa’da hurmanın yeniden paketlenip dağıtıldığı başlıca merkezler arasında yer alıyor. Bu ülkeler üzerinden yapılan sevkiyatların Almanya başta olmak üzere birçok AB ülkesine ulaştığı belirtiliyor.
Bu tablo, hurma ticaretinde yalnızca üretimin değil, dağıtım ağlarının da belirleyici rol oynadığını ortaya koyuyor. Tartışmalar ise hem etik ticaret hem de tüketici hakkı açısından önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme geleceğe benziyor.





