Sosyal medyada yapay zekâ ile fotoğrafları dans videolarına dönüştürmek ve farklı görüntüler oluşturmak giderek yaygınlaşıyor. Eğlence amacıyla kullanılan bu uygulamalar, kişisel verilerin güvenliği konusunda ise önemli soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Adli bilişim uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, yüz ve ses taklidiyle dolandırıcılık, kimlik sahteciliği, mahremiyet ihlali ve şantaj gibi risklerin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

Yüz fotoğrafları nasıl risk oluşturuyor?

Yapay zekâ uygulamalarına yüklenen fotoğraf ve videoların nerede işlendiği, ne kadar süre saklandığı ve başka amaçlarla kullanılıp kullanılmadığı her zaman kullanıcılar tarafından bilinmiyor.

Prof. Dr. Ali Murat Kırık, yüz görüntülerinin biyometrik özellikler taşıdığına dikkat çekerek bu verilerin farklı yüz ifadeleri ve beden hareketleriyle yeniden oluşturulabildiğini belirtti. Bu durum, kişilerin dijital kimlikleri üzerindeki kontrolünü kaybetmesine yol açabilecek riskler barındırıyor.

Uygulamaların veri işleme ve saklama koşulları incelenmeden görüntü yüklenmesi, kişisel bilgilerin istenmeyen amaçlarla kullanılmasına zemin hazırlayabiliyor.

Sahte video ve seslerle dolandırıcılık tehlikesi

Yapay zekâ teknolojilerinin kötüye kullanılmasında öne çıkan risklerden biri, kişilerin yüzlerinin ve seslerinin taklit edilmesi. Gerçekçi görünen sahte videolar ve ses kayıtları, dolandırıcılık girişimlerinde kullanılabiliyor.

Kişilerin fotoğraflarının farklı platformlarda eşleştirilmesi, kullanıcı profillerinin oluşturulması ve reklam hedeflemesi de veri güvenliği açısından risk oluşturabiliyor.

Bir kişinin gerçekte yapmadığı bir davranışı yapmış gibi gösteren görüntüler ise itibar kaybına ve mahremiyet ihlallerine neden olabiliyor. Uzmanlar, bu tür içeriklerin kötüye kullanılmasıyla kişilerin şantaj girişimleriyle de karşılaşabileceğine dikkat çekiyor.

Yapay zekâ uygulamalarını kullanırken nelere dikkat edilmeli?

Kırık, fotoğraf ve video düzenleme uygulamalarını kullanmadan önce platformların güvenilirliğinin araştırılması gerektiğini vurguladı. Kullanıcıların özellikle yüz görüntülerini yüklemeden önce uygulamaların gizlilik politikalarını ve veri saklama koşullarını incelemesi önem taşıyor.

Kişisel verileri korumak için şu önlemler alınabilir:

  • Güvenilirliği araştırılmamış uygulamalara yüz fotoğrafı ve video yüklemeyin.

  • Uygulamaların gizlilik politikalarını ve üçüncü taraflarla veri paylaşımı koşullarını inceleyin.

  • Kamera, mikrofon ve fotoğraf arşivi için gereksiz izinler vermeyin.

  • Yüklenen görüntülerin ne kadar süre saklandığını ve nasıl silinebileceğini kontrol edin.

  • Özellikle çocukların ve gençlerin görüntülerini paylaşırken daha dikkatli olun.

Verilerin silindiği belirtilse bile saklama ve kullanım koşullarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatan uzmanlar, biyometrik özellik taşıyan görüntülerin paylaşılmadan önce dikkatle değerlendirilmesini öneriyor.

İzinsiz kullanılan fotoğraf ve videolar için ne yapılmalı?

Bir kişinin fotoğrafı veya videosu izni dışında kullanıldığında, öncelikle içeriğe ilişkin kanıtların korunması gerekiyor. Ekran görüntülerinin alınması, içerik bağlantılarının kaydedilmesi ve paylaşımın yapıldığı platformun bildirim araçlarının kullanılması, izlenebilecek adımlar arasında bulunuyor.

Kırık, görüntülerin başka internet sitelerinde kullanılıp kullanılmadığını araştırmak için görsel arama araçlarından yararlanılabileceğini belirtti. Uzman ayrıca, uygun durumlarda Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulabileceğini ve yasa dışı internet içeriklerinin ihbarweb.org.tr üzerinden bildirilebileceğini ifade etti.

Gerçek görüntülerle yapay zekâ içeriklerini ayırmak zorlaşıyor

Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle gerçek görüntülerle üretilmiş içerikleri birbirinden ayırmak giderek zorlaşabiliyor. Yüz ifadelerinin, beden hareketlerinin ve konuşmaların daha gerçekçi biçimde taklit edilmesi, sahte içeriklerin daha inandırıcı hâle gelmesine yol açabiliyor.

Uzmanlara göre bu durum yalnızca dolandırıcılık riskini artırmıyor; gerçek görüntülerin de sahte olduğu iddiasıyla reddedilmesine neden olabiliyor. Özellikle çocukların ve gençlerin paylaştıkları görüntülerin ileride hangi amaçlarla kullanılabileceğini öngörmekte zorlanabileceğine dikkat çekiliyor.

Yapay zekâ akımlarına katılmadan önce kişisel verilerin nasıl işleneceğini değerlendirmek, gizlilik koşullarını incelemek ve gereksiz görüntü paylaşımından kaçınmak dijital güvenlik açısından önem taşıyor.

Kaynak: GZT