Kastamonu’nun simge değerlerinden biri sayılan Sepetçioğlu halk oyunu, bugün az sayıda ekibin omzunda geleceğe taşınıyor. Davul zurnanın temposu yükseldiğinde sahnede yalnızca figürler değil, yöre hafızası da canlanıyor. Bu mirası diri tutanların başında ise yıllarını çalışarak geçirmiş, şimdi de kültüre vakit ayıran emekliler geliyor.

Oyunun tarihi tam olarak bilinmese de anlatılar ve yöredeki izler, kökeninin Beylikler dönemine kadar uzanabileceğini düşündürüyor. Sepetçioğlu’na ilişkin en bilinen rivayetlerden biri de Araç ilçesinde, babası sepet ustası olan Sepetçioğlu Osman Efe üzerinden anlatılıyor. Halka zulmeden bir kişiye karşı geldiği, ardından ailesiyle birlikte öldürüldüğü ve bu acının türkülere karıştığı aktarılıyor. Bu yüzden oyun, bir yandan coşku taşırken diğer yandan “dik duruş” fikrini de içinde barındırıyor.

Yiğitlik figürleri, davul zurna ve daire düzeni
Sepetçioğlu genellikle davul zurna eşliğinde 4 ila 6 kişilik bir grupla oynanıyor. Oyundaki hareketler, yörede “yiğitlik” göstergesi kabul edilen sert ve kararlı figürlerden oluşuyor. Oyuna özgü kıyafetleri giyen ekip, çoğu zaman daire şeklinde dönerek figürleri tamamlıyor. Seyircinin en çok hissettiği şey de bu bütünlük oluyor, aynı ritme giren bir ekip, aynı hikâyeyi anlatan bir sahne.

“Kültürümüzü ayakta tutmaya çalışıyoruz”
Kastamonu Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Sebahattin Güner, derneklerinin 2000 yılında kurulduğunu, Sepetçioğlu çalışmasına ise 2012’de başladıklarını anlatıyor. Güner, Sepetçioğlu’nun dernek için neden önemli olduğunu şu sözlerle ifade ediyor:

“O zamandan bu tarafa bu ekiple birlikte yürütüyoruz. Derneğimizde sadece bu tür etkinlikler yok, halk müziği ve sanat müziği koroları, şiir yarışmaları gibi etkinliklerimiz var ama ağırlıklı olarak Sepetçioğlu ile yöre kültürümüzü ayakta tutmaya çalışıyoruz.”

Ekibin neredeyse tamamının emekli olduğuna dikkat çeken Güner, bu dayanışmayı da şöyle özetliyor:
“Gönül verdiler. Birbirimizden de kopmuyoruz. Güzel bir birlikteliğimiz var. Kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz. Yöremizi seviyoruz. Gençlerde biraz merak zayıf. Bunların okulda başından sonuna kadar öğretilmesi lazım. Şu anda oynayan 3 4 ekibimiz var.”
60–72 yaş aralığında 13 kişilik ekip
Oyunu sahnede yaşatan isimlerden İhsan Yalınkılıç ise 72 yaşında olduğunu belirterek, bu uğraşın onun için ne ifade ettiğini kısa ve net bir cümleyle anlatıyor:
“Dağcılık yapıyorum. Spora devam etmeye çalışıyorum. Sepetçioğlu bizim mahalli, yaşatmaya çalıştığımız bir kültürümüz.”

Yalınkılıç, ekibin düzenli biçimde çalıştığını, farklı etkinliklerde sahne aldıklarını ve gençlerin ilgisinin kalıcı olmadığını da şu sözlerle paylaşıyor:
“13 arkadaşımızla bu işi devamlı yapmaya çalışıyoruz. Büyük kutlamalarda, İstiklal Yolu Yürüyüşü'nde, kurumların kutlamalarında ve düğünlerde oynuyoruz. Yaş aralığı 60 ila 72 arasında. Gençleri de aramıza alıyoruz ama sebatkar davranmıyorlar. Birkaç kez geldikten sonra ayrılıyorlar. Üzülüyoruz tabii ki bu konuda.”

Sepetçioğlu türküsünün sözleri ise şöyle:
"Sepetçioğlu bir ananın kuzusu / Hiç gitmiyor kollarımın sızısı / Böyle imiş alnımızın yazısı / Yassıl dağlar Osman Efem geliyor / Yaslan Sepetçioğlu yaslan / Laleli çimenli dağlara yaslan / Analar doğurmaz sen gibi aslan / Yassıl dağlar Osman Efem geliyor aman / Kalk gidelim kışla önü aşağı / Salıvermiş ince belden kuşağı / Yaman olur Kastamonu uşağı / Yassıl dağlar Osman Efem geliyor aman / Hep düşmanlar mahkemeye doldular / Anamı babamı mahkemeden kovdular / Sünek gibi koç yiğidi boğdular / Yol verin Aslan Efem'e aman dumanlı dağlar."







