İsviçre’de gıda güvenliği kapsamında dikkat çeken bir geri çağırma kararı alındı. Türkiye menşeli Sırma maden suyunun belirli bir üretim partisi, yapılan kontrollerde bor oranının İsviçre’de uygulanan yerel sınırların üzerinde çıkması nedeniyle raflardan toplatılıyor. Yetkililer, söz konusu ürünün tüketilmemesi gerektiğini belirterek, ürünü satın alan vatandaşlardan şişeleri satış noktalarına iade etmelerini istedi.

Geri çağırma kararının tüm Sırma maden sularını kapsamadığı, yalnızca İsviçre pazarında satışı yapılan belirli bir üretim bandı için geçerli olduğu vurgulandı. Kararın ardından gözler hem ürünün parti bilgilerine hem de ülkeler arasında değişiklik gösterebilen maden suyu standartlarına çevrildi.

Geri çağırma tek parti için geçerli

İsviçre’de LADES GmbH tarafından dağıtımı yapılan SIRMA Mineralwasser için yayımlanan duyuruda, risk uyarısının sınırlı bir ürün grubunu kapsadığı bildirildi. Geri çağrılan ürünün üretim tarihi 2 Eylül 2025, son tüketim tarihi ise 26 Kasım 2026 olarak açıklandı.

Yetkililer, bu tarih bilgilerini taşıyan ürünleri satın alan tüketicilerin maden suyunu içmemesi gerektiğini belirtti. Ürünlerin, satın alındığı market ya da satış noktasına iade edilebileceği ifade edildi.

Bor oranı neden tartışma konusu oldu?

Geri çağırma kararının temel gerekçesi, üründe tespit edilen bor miktarının İsviçre’deki yerel düzenlemelerle uyumlu bulunmaması oldu. Bor, doğal kaynak suları ve yeraltı sularında farklı oranlarda bulunabilen bir element olarak biliniyor. Ancak bu madde için ülkeler arasında tek tip bir sınır uygulanmıyor.

Dünya Sağlık Örgütü içme suları için 2,4 mg/L değerini kılavuz kabul ederken, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi yetişkinlerde günlük tolere edilebilir üst alım seviyesini 8 mg olarak değerlendiriyor. Bazı ülkelerde ise doğal mineralli sulara yönelik düzenlemeler bor yerine borat parametresi üzerinden yürütülüyor.

Firmadan standart açıklaması

Üretici firma tarafında yapılan değerlendirmede, Sırma maden sularının Türkiye ve Avrupa Birliği standartlarına uygun şekilde üretildiği belirtildi. Ayrıca İsviçre’de gündeme gelen ürünlerin, doğrudan ihracat yerine aracı distribütörler üzerinden pazara sunulduğu ifade edildi.

Uzmanlar ise bu tür geri çağırma kararlarının, her zaman ürünün tüm pazarlarda aynı şekilde riskli kabul edildiği anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Ülkeler arasındaki yasal limitler ve değerlendirme kriterleri farklılık gösterebildiği için aynı ürün, bir pazarda mevzuata uygun kabul edilirken başka bir ülkede geri çağırma konusu olabiliyor.

Kaynak: Haber Merkezi