Kastamonu’nun Millî Mücadele yıllarında üstlendiği tarihî görevlerden biri, kentte yeniden canlandırılıyor. Cephedeki askerlerin kıyafet ihtiyacına katkı sağlayan pamuklu göynek kumaşları, Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsünün yürüttüğü araştırmaların ardından tekrar tezgâha taşındı.
Bir dönem kent genelindeki evlerde yoğun biçimde sürdürülen dokumacılık, yalnızca ailelerin günlük gereksinimlerini karşılayan bir uğraş değildi. Kastamonulu kadınların hazırladığı kumaşlardan askerler için iç göynekler dikiliyor, tamamlanan ürünler cephe hattına ulaştırılıyordu. Enstitü, sandıklarda bugüne kadar saklanan örnekleri inceleyerek bu üretim geleneğinin izini sürdü.

Binlerce tezgâh cephedeki asker için çalıştı
Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Ayten Canaslan, yöreye ait kültürel birikimi araştırarak kayıt altına aldıklarını ve gelecek kuşaklara ulaştırmayı amaçladıklarını söyledi. Saha çalışmaları sırasında kentin dikkat çekici büyüklükte bir dokuma ağına sahip olduğunun ortaya çıktığını belirten Canaslan, şu bilgileri verdi:
“Bu doğrultuda sahaya indiğimizde Kastamonu’nun dokuma kültürünün oldukça zengin olduğunu gördük. Yaptığımız bir araştırmada 1940’lı yıllarda yapılan bir sayımda kentte 16 binin üzerinde dokuma tezgâhı olduğunu gördük.”
Araştırmalar, Kastamonu’daki tezgâhların savaş döneminde askerlerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasına da destek verdiğini gösterdi. Eski sandıklarda bulunan göynekler ile yöreden edinilen bilgiler, kentteki üretimin cepheyle olan bağını daha görünür hâle getirdi.
Canaslan, ulaştıkları bulguları şöyle anlattı:
“Cephede olan askerimizin iç giyiminin bu dokuma tezgâhları ile Kastamonu’da yapıldığı sonucuna ulaştık. Sandık araştırmalarında çıkan bazı göyneklerin cepheye gönderilen göyneklerden olduğunu gördük. Yaptığımız saha araştırmaları neticesinde özellikle askerin iç giyimi için göyneklik kumaş dokunduğunu tespit ettik. Tabii bunların dışında da keten, kenevir, ipek ve pamuktan dokunan kumaşlar üretildiği bilgisine ulaştık.”

Geçmişin dokuması günümüz tasarımlarıyla buluştu
Araştırma aşamasının ardından eski dokuma çeşitlerini yeniden tezgâha aktaran enstitü, ortaya çıkan kumaşları yalnızca sergilemekle yetinmiyor. Geleneksel özellikleri korunan dokumalar, kurum bünyesinde geliştirilen yeni ürün ve tasarımlara da dâhil ediliyor.
Çalışmaların geldiği noktayı değerlendiren Canaslan, “Olgunlaşma Enstitüsünde hızlı bir şekilde biz bu dokuma türlerinin üretimine başladık. Bu ürettiğimiz dokumaları özellikle yeni yaptığımız tasarımlarda kullanıyoruz. Bunları geleceğe taşıma hedefiyle yolumuza devam ediyoruz. Askere gönderilen göyneklerin kumaşları şu anda enstitümüzde üretilmeye devam ediyor.” diye konuştu.
Sandıklardaki örnekler tezgâhlara yön veriyor
Usta öğretici Nuray Güneş, aile sandıklarından çıkarılan yöresel parçaların yeniden üretim sürecinde önemli bir yol gösterici olduğunu belirtti. Yıllar öncesinden kalan bir dokuma biçimini yeniden canlandırmanın kendileri için özel bir anlam taşıdığını ifade eden Güneş, şunları söyledi:
“Kurtuluş Savaşı’nda askerin iç giyimi için göyneklik kumaşlar dokunup cepheye gönderilmiş. Onları tekrar gün yüzüne çıkarmak için bu kumaşları dokuyoruz. Bu çok güzel bir his. Sandıktan çıkmış yöresel ürünleri görmek, tanımak, gün yüzüne çıkartmak, gelecek nesillere aktarmak bizim için çok heyecan verici ve güzel bir duygu.”

Pamuk ipliğinden hazırlanan göyneklik kumaşların farklı mevsimlerde rahatlık sağladığını kaydeden Güneş, “Pamuktan yapılan bir dokuma olduğu için kışın sıcak, yazın teri emdiği için serin tutuyor. Bu yüzden tercih edilen bir kumaş olmuş ve cepheye gönderilmiş.” dedi.
Usta öğretici Seher Yılmaz da geçmişte dokumacılığın Kastamonu’daki gündelik yaşamın önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Yılmaz, “Bu evlerde dokunan kumaşlardan iç göynek yapılıp cepheye gönderilirmiş. Biz şimdi o kumaşları gururla yapıyoruz. Bir nevi geçmişten geleni gelecek nesillere aktarıyoruz.” ifadelerini kullandı.





