Kastamonu, yalnızca tarihî yapılarıyla değil, yüzyıllar boyunca dilden dile aktarılan rivayetleriyle de güçlü bir kültürel hafızaya sahip. Şehrin farklı noktalarında anlatılan hikâyeler kimi zaman bir türbeye, kimi zaman eski bir yapıya, kimi zaman da geçmişte yaşamış bir kişiye bağlanıyor. Bu anlatıların en dikkat çekicilerinden biri ise Maden Dede rivayeti.
Atabey Gazi Camisi’nin hemen karşısında bulunan Maden Dede Türbesi, bugün hem tarihî kimliği hem de çevresinde anlatılan hikâyelerle ilgi çekiyor. Yapının kitabesi günümüze sağlam biçimde ulaşmadığı için kesin inşa tarihi bilinmiyor. Ancak elde kalan kitabe parçaları ve mimari özellikleri, türbenin 1400’lü yıllarda, Beylikler döneminde yapılmış olabileceğini düşündürüyor.
Maden Dede kimdir?
Türbede yatan kişilerden birinin Salih el-Münci olduğu biliniyor. Kastamonu’nun fethi sırasında savaştığı ve madenler konusunda geniş bilgiye sahip olduğu aktarılan Salih el-Münci’nin, bu özelliği nedeniyle zamanla “Maden Dede” adıyla anıldığı belirtiliyor.
Türbedeki diğer iki kabrin ise Veli Dede ve İsa Dede Efendi’ye ait olduğu söyleniyor. Yapının çevresinde bulunan başka mezarların kimlere ait olduğuna ilişkin kesin bir bilgi bulunmuyor.

Maden Dede’nin hikâyesi yalnızca türbenin tarihiyle sınırlı değil. Kastamonu’da yıllardır anlatılan farklı rivayetler, bu ismin etrafında ayrı bir kültürel hafıza oluşturmuş durumda.
Demir madenini onun bulduğu rivayet ediliyor
Anlatılardan birine göre Maden Dede, İsfendiyar Beyliği döneminde Kastamonu’ya geldi. Dönemin yöneticilerinin şehrin gelişimine katkı sağlaması amacıyla Maveraünnehir ve Horasan çevresinden ilim insanlarını bölgeye davet ettiği, Maden Dede’nin de bu kişiler arasında bulunduğu rivayet ediliyor.
Maden bilgisindeki yetkinliğiyle tanınan Maden Dede’nin, günümüzde Karabük sınırlarında bulunan Kurre-i Hadid köyündeki demir madenini ilk kez keşfeden kişi olduğu anlatılıyor.
Bu rivayete göre adına türbe yapılmasının sebebi de bir evliya olarak kabul edilmesinden ziyade, bölgeye sağladığı bu önemli hizmet.

Mezara dokunanların gözlerinin kör olduğu anlatılıyor
Maden Dede hakkında anlatılan ikinci rivayet ise daha gizemli bir hikâyeye dayanıyor.
Bu anlatıya göre Maden Dede olarak bilinen madencinin mezarı bir evin bahçesinde bulunuyordu. Evin sahibi, yapıyı genişletmek amacıyla mezarı kaldırmak istedi ancak kısa süre sonra gözlerini kaybetti.
Efsanenin devamında evin başka bir kişiye satıldığı, yeni sahibinin de mezarı merak ederek kazmaya başladığı ve onun da kör olduğu anlatılıyor. Bu olayların ardından kimsenin mezara dokunmaya cesaret edemediği söyleniyor.
Tarihî gerçeklerle halk anlatılarının birbirine karıştığı Maden Dede hikâyesi, Kastamonu’nun geçmişten bugüne taşıdığı rivayet kültürünün en dikkat çekici örneklerinden biri olmayı sürdürüyor.





