Kastamonu’nun geçmişte birçok kez karşı karşıya kaldığı sel ve taşkınlar, kapsamlı bir bilimsel çalışmayla değerlendirildi. Kastamonu Üniversitesi tarafından kentin öncelikli meselelerine yönelik hazırlanan “Kastamonu Raporları” serisinin sekizinci çalışması kamuoyuyla paylaşıldı.
Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Senem Güneş Şen tarafından hazırlanan çalışma, “Kastamonu İlinde Sel ve Taşkınlar: Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Yönetim Perspektifi” başlığını taşıyor. Raporda afetlerin yalnızca yağış miktarıyla açıklanamayacağına dikkat çekilirken doğal yapı, arazi kullanımı, yerleşim düzeni ve insan müdahalelerinin de risk üzerindeki etkisi incelendi.
Kastamonu’nun coğrafi yapısı ayrıntılı biçimde ele alındı
Raporda Kastamonu’nun coğrafi konumu, iklim özellikleri, jeolojik ve jeomorfolojik yapısı sel riski açısından değerlendirildi. Kentin akarsu sistemleri, bitki örtüsü, arazi kullanımı, hidrolojik yapısı ve havza özellikleri de çalışmanın temel inceleme alanları arasında yer aldı.
Kastamonu’daki havzaların yüksek eğimli arazi ve dar vadi yapısına sahip olması, taşkınların kısa sürede büyümesinde belirleyici unsurlardan biri olarak gösterildi. Yoğun drenaj ağının da yağış sularının hızlı biçimde akarsu yataklarına taşınmasına neden olabildiği belirtildi.
Çalışmaya göre özellikle küçük ve orta ölçekli kıyı havzalarında görülen kısa süreli ancak yüksek şiddetli yağışlar, taşkın riskini önemli ölçüde artırıyor. Bu durum, toplam yağış miktarından çok yağışın hangi sürede ve ne kadar yoğunlukta düştüğünün önemini ortaya koyuyor.
Bozkurt ve Cide taşkınları incelendi
Raporun dikkat çeken bölümlerinden birinde Kastamonu’nun yakın geçmişinde yaşanan iki önemli afet mercek altına alındı. 2021 Bozkurt seli ile 2026 Cide taşkını; meteorolojik ve hidrolojik koşullar, altyapı sistemleri, havza özellikleri, insan müdahaleleri ve çevresel etkiler üzerinden karşılaştırmalı olarak değerlendirildi.
Geçmiş yıllardaki diğer sel ve taşkınlara da yer verilen çalışmada, olayların zaman içerisindeki değişimi incelendi. Böylece Kastamonu’da taşkın riskini besleyen faktörlerin yalnızca tek bir afete özgü olmadığı, farklı bölgelerde benzer koşulların bir araya gelmesiyle yeniden oluşabileceği anlatıldı.
Doğal ve beşerî etkenler birlikte değerlendirildi
“Sel ve Taşkın Oluşum Mekanizması” bölümünde yağışın süresi ve şiddeti, topoğrafik özellikler, havza biçimi, jeolojik yapı ve toprak koşulları doğal faktörler çerçevesinde incelendi.
Yerleşim alanlarının konumu, şehirleşme, arazi kullanımındaki değişimler, bitki örtüsündeki dönüşüm ve akarsu sistemlerine yönelik insan müdahaleleri ise beşerî etkenler arasında değerlendirildi.
Uzun yıllara ait yağış verilerinin analiz edildiği raporda taşkınların; havzaların topoğrafik, ekolojik ve hidrolojik özellikleriyle yakından bağlantılı olduğu belirtildi. Yağışın zamansal dağılımının da selin oluşma hızı ve etkilediği alan açısından belirleyici olabileceği kaydedildi.
Riskli havzalar ayrı ayrı analiz edildi
Çalışmanın havza temelli bölümünde Ezine Çayı, Devrekani Çayı ve Gökırmak havzaları taşkın riski açısından incelendi. Karadeniz’e doğrudan ulaşan küçük havzaların yapısı ve yoğun yağışlara verebileceği tepkiler de araştırıldı.
İklim değişikliğinin gelecekte Kastamonu’daki afet riskini nasıl etkileyebileceği raporun önemli başlıklarından biri oldu. Kısa süreli ve yüksek şiddetli yağışların sıklığı veya yoğunluğunda yaşanabilecek değişimlerin taşkın tehlikesini artırabileceğine dikkat çekildi.
Erken uyarı ve doğa temelli çözüm önerisi
Raporda yalnızca mevcut riskler sıralanmadı, zararların azaltılması için izlenebilecek yöntemlere de yer verildi. Taşkın tehlike haritalarının geliştirilmesi ve erken uyarı sistemlerinin daha güçlü hâle getirilmesi önerildi.
Doğal su akışını destekleyen uygulamaların yaygınlaştırılması, kurumlar arasındaki koordinasyonun artırılması ve vatandaşların afet hazırlığı sürecine aktif olarak katılması gerektiği vurgulandı. Risk yönetiminin yalnızca afet sırasında yapılan müdahalelerden ibaret olmaması gerektiği, önleyici planlamanın büyük önem taşıdığı belirtildi.
“Riskler afet yaşanmadan belirlenmeli”
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal da rapora ilişkin değerlendirmesinde, “Kastamonu Raporları” serisinin üniversitenin bilimsel birikimini şehrin ihtiyaçlarıyla bir araya getirdiğini ifade etti.
Sel ve taşkınların yalnızca afet meydana geldikten sonra konuşulmaması gerektiğine dikkat çeken Topal, risklerin önceden belirlenmesi ve önlemlerin bilimsel veriler doğrultusunda geliştirilmesinin önemini vurguladı. Rektör Topal, kapsamlı çalışmayı hazırlayan Doç. Dr. Senem Güneş Şen’e de teşekkür etti.





