Kastamonu’nun ilçeleri bu kez klasik tanıtım karelerinde değil, çizgi film afişi estetiğinde bir araya geldi. Sosyal medyada paylaşılan yapay zeka üretimi posterler, kısa sürede geniş kitlelere ulaştı. Paylaşımların çıkış noktası ise tek bir cümleyle özetlendi: “Kastamonu’nun ilçeleri poster olsaydı nasıl görünürdü?” Görüntüler, bu soruyu hem eğlenceli hem de şaşırtıcı ölçüde tanıdık bir dille yanıtladı.
İlçelerin simgeleri, doğası ve üretim kültürü posterlere özenle yerleştirilince ortaya yalnızca estetik bir çalışma değil, aynı zamanda yerel hafızayı yoklayan bir anlatı çıktı. Yorumlarda en çok dikkat çeken nokta da buydu. İnsanlar, “tam bizim ilçe”, “detaylar harika”, “hepsi ayrı güzel” diyerek hem beğenilerini dile getirdi hem de yeni ilçeler için öneriler sıraladı. İl dışında yaşayan Kastamonuluların da gönderileri sahiplenmesi, işin duygusal tarafını büyüttü; kimi memleket özlemini yazdı, kimi çocukluğunun geçtiği sokakları hatırladığını söyledi.
İlçeler tek tek sahneye çıktı
Posterlerde Taşköprü, kış mevsiminin soğuk ama masalsı atmosferiyle resmedilirken ilçenin simgesi olan tarihi köprü kompozisyonun merkezine alındı. Köprünün çevresinde sarımsak tarlalarına yapılan vurgu ise Taşköprü’nün üretim kimliğini tek karede anlatan güçlü bir detay olarak öne çıktı.

Tosya için hazırlanan posterde çeltik tarlaları başroldeydi. Yeşilin farklı tonlarıyla kurulan görüntü, ilçenin tarımsal hafızasını ve bereketini hatırlatırken, izleyene “burayı biliyorum” hissi veren bir sadelik taşıdı. Bozkurt afişi ise daha hareketli bir doğa dili kurdu; eşsiz ormanların arasından süzülen Ezine Çayı, hem görsele dinamizm kattı hem de ilçenin doğal zenginliğini sembolleştirdi. Hanönü posterinde ise tarihi doku ön plandaydı; sokak çizgileri ve mimari detaylar, ilçenin sakin ama köklü kimliğini yansıtan bir sahneye dönüştü.

Viral etki ne anlatıyor?
Bu tür işlerin bu kadar hızlı yayılmasının arkasında basit bir gerçek var: İnsanlar yaşadıkları yeri yeni bir gözle görmeyi seviyor. Yapay zeka, ilçelerin karakterini “poster diliyle” özetleyebildiğinde, yerel kimlik dijital dünyada daha görünür hale geliyor. Elbette her görsel bir yorum, her detay da seçilmiş bir vurgu. Buna rağmen paylaşımların ortak duygusu net: İlçeler güzel aktarılmış, izleyenler kendinden bir parça bulmuş.
Bu ilgi, doğru yönetildiğinde Kastamonu’nun turizm ve kültür tanıtımında yeni bir kapı aralayabilir. İlçelerin simgelerini abartıya kaçmadan, doğru hikâyelerle anlatan görsel seriler, hem yerelde hem de şehir dışında güçlü bir etkileşim yaratabilir. Sosyal medyada yakalanan bu rüzgârın, Kastamonu’nun “anlatılacak çok hikâyesi var” duygusunu daha geniş kitlelere taşıması sürpriz olmaz.





